Dr. Nedim BİRİNCİ

Kostov’un Uyarısı: Bir Lanetin Adı

Yıllar önce İvan Kostov, Bulgaristan’ın en acı gerçeğini dile getirdi:
“Bulgaristan’ın laneti Ahmet Doğan’dır.”

O günlerde kimileri bu sözü küçümsedi, kimileri anlamazdan geldi. Ama bugün Bulgaristan halkı, o sözün gerçekliğini yüreklerinde hissediyor. Çünkü bu ülkenin kaderi, 35 yıldır aynı oyunun sahnelenmesine mahkûm edildi.

35 Yıllık Bir Aldanış

Tam otuz beş yıl boyunca, Ahmet Doğan halka “lider” diye yutturuldu. Ama Doğan hiçbir zaman bir halk lideri olmadı. O, perde arkasında ipleri tutan, bir vesayet düzeninin başmimarıydı.
Halk demokrasi sandı, aslında kendi iradesine konmuş prangayı taşıdı.

Bu süre boyunca kurumlar çürüdü, siyaset kirletildi, halkın umudu zehirlendi. İşte Kostov’un lanet dediği şey tam olarak buydu: Halkın, kendi geleceğini kendi elleriyle kuramaması.

Yeni Yüz, Eski Senaryo: Peevski

Bugün aynı senaryonun yeni bir oyuncusu sahneye sürülüyor: Delyan Peevski.
Tıpkı Ahmet Doğan gibi, Peevski de “lider” diye parlatılmaya çalışılıyor. Ama Bulgar halkı artık aynı halk değil.
Gördü, yaşadı, acıyı tattı.

Slogan:
“Doğan gitti, Peevski geliyor – Ama halk artık aldanmıyor!”

Sokakların Sesi: Artık Yeter!

Mitinglerde yükselen sesler, parlamentoyu sarsan çığlıklar, Bulgar halkının yeni bir döneme girdiğinin kanıtıdır. Çünkü insanlar artık şunu haykırıyor:
“Yeter artık! Lider değil, özgürlük istiyoruz!”

Parlamentonun taş duvarlarını sarsan o kalabalık sadece bir öfke değil, bir uyanış işaretidir. Çünkü halk anlamıştır ki:
“Dayatılan liderler, aslında halkın düşmanıdır.”

Derin Bir Hesaplaşma

Bu sadece bir isim meselesi değil. Bu, Bulgaristan’ın geleceğini çalmaya çalışan karanlık bir düzenle hesaplaşmadır.
Doğan’ın yarattığı gölge bugün Peevski ile yeniden hayat bulmaya çalışıyor. Ama artık başka bir halk var karşılarında: Korkmayan, susmayan, meydanı boş bırakmayan bir halk.

“Lider değil! Kuklalar değil! Halkın iradesi!”

Geleceğe Dair Uyarı

Eğer bugün bu oyun bozulmazsa, yarın çok geç olabilir.
Bugün sokakta yükselmeyen ses, yarın çocuklarımızın boğazına çökecek zincir olur.
Bugün parlamentoyu sarsmayan öfke, yarın tüm ülkeyi karanlığa gömer.

“Sessizlik ihanet, direniş özgürlük!”

Kostov’un yıllar önce dile getirdiği lanet, bugün başka bir isimle yeniden karşımıza çıkıyor. Ama bu defa sahnede sadece onlar yok; bu defa halk da var.

Ya Bulgaristan halkı kendi kaderini eline alacak, ya da başkalarının yazdığı senaryoda figüran olmaya devam edecek.

“Ya halk yazacak tarihi, ya da tarih halkı yutacak!”

Zaman daralıyor. Karar artık meydanlarda verilecek.

Reklamlar