Kazanlıkta 15 Temmuz

Değerli Dostlar, Değerli Konuklar,

Çok kıymetli örgütleyiciler.

Çok uzun bir işbirliğinden sonra, Kazanlık Kültür Evinde bir araya gelip hepimizi ilgilendiren çok önemli ve aktüel konuları beraberce müzakere edip, ortak sonuçlarda buluşmak için attığımız bu ortak adım, bir ilk olarak, hem size, hem bize, HEPİMİZE onur verici olduğu kadar aynı zamanda da bir UMUTTUR.

Çünkü 1 yıl önce 15 Temmuz’da Türkiye, Türk halkı kendi hikâyesini, kendi efsanesini yazdı. Türk olmaktan kaynaklanarak, bu ilk adımın enerjisini taşıyan sayın dostların OSMAN Bülbül ve Mersedes KONGÜN’e ve burada emeği geçen tüm arkadaşlara kalpten teşekkür ederim.

BULTÜRK Genel Başkan’ı ve Bulgaristan Stratejik Araştırma Merkezi BGSAM kurucu başkanı olarak, kısa bir sunumla açmak istediğim konuma girmezden önce, bugün 15 Temmuz 2016’da Türkiye’de suya düşürülen ASKERİ DARBE’nin birinci yıldönümüdür.

NİYET VE HEDEFLERİNİN anlaşılmasının hem siz hem de biz, yani hepimiz için olağanüstü önemli olduğunu vurguluyorum. Çünkü aynı coğrafyada yaşıyoruz. Aynı kaderi paylaşmak zorundayız. Bunu her zaman iyi algılayan Türki’ye Bulgaristan’da hep dostluk aramış, Bulgaristan’a zeytin dalı uzatmış, sıkışık olduğu her an anlayışlı oluş, hiçbir zaman savaşı aramamıştır.

Kader ortaklığımız YENİDÜNYA DÜZENİ KURULMAK istendiği şu dönemde daha yakın bir ortaklık ve işbirliğinden her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Biz bilet satıp, konser salonu dolduran sanatçı değiliz. Devlet adamı da değiliz. Biz hem Bulgar hem de Türk toplumunun en güçlü tabanı yanı sivil toplum örgütleriyiz.

Devlet başları saf ve siyaset değiştirmek isteyebilirler. Fakat bunu taban kabul etmezse hiçbir şey yapamazlar. 15 Temmuz’da emperyalizmin en büyük güçleri ve en emin ajanları neden Muaffak olamadılar. Çünkü onları, planlarını ve hainliklerini halk, sivil toplum örgütleri kabul etmedik. Bir halka zorla hiçbir şey dayatılamaz.

Olaya şöyle de bakabiliriz.

Saf değiştirmesi istenen ülkelerin başında Balkan ülkeleri, Türkiye, Bulgaristan, Makedonya, Karadağ, Arnavutluk ve diğerleri gelir. Türkiye’de denendi olmadı. Yeni Dünya Düzeni için Türkiye ve Bulgaristan, Afganistan ve Ukrayna kadar önemlidir.

Çünkü Dünyayı yeniden tasarımlamak isteyen güçler öncelikle Balkanlara çöreklenmeye çalışıyorlar. Karadağ’daki askeri darbe denemesini işitmişsinizdir. Üsküp meclisindeki kilitlenme ortada. Bulgaristan’daki siyasi ortam da durmadan çalkalanıyor.

15 Temmuz’da Türkiye’de yapılan askeri darbe denemesi, bir FETO olayı olarak yansıdı. Aslında uluslararası kıyasıya rekabet ve düşmanlığın ortalığa saçılmasıdır. Olay bitmiş değildir.

FETO Türkiye’de kuruldu. Pensilvanya’dan (NATO) idare ediliyor. Amerikan korumasında bulunuyor. Arkasında Merkezi Haber alma Teşkilatı CİA var.

Bu olay iki başlıdır. Para merkezi ise Londra’da bulunur. “Ortak Akılla” hareket ettiler. FETÖ’nun Balkanlar politikası Londra’dan idare ediliyor. Artık kesin söyleyebiliriz, başarısız darbeyle FETÖ söndü. Gücünü Türkiye’den alıyordu. Tahminlere göre, son çırpıntıları 2020’de sönecektir. Şu da önemlidir: Washington 15 Temmuz trajedisiyle Türkiye’yi kaybetti. Hem FETÖ, hem de ABD gitti.

Türkiye ABD rotasından çıktı. Şimdi sorun FETÖ’nun Balkanlarda Kosova, Makedonya, Arnavutluk’tan sökülüp atılmasındadır.

Bu bakıma Bulgaristan FETO ajanlarından bazılarını iade ederek önemli adım attı. Türkiye yanında yer aldı. Zor gün dostluğunu kanıtladı.

ABD, 15 Temmuz saldırına bugün de devam ediyor. Yanına Suriye’de YPG’yi aldı. Yeni ordu kurdu. Suriye’de devlet içinde devlet oluşturuyor. Onları silahlandırıyor, asker eğitiyor, yeni terör ordusunu, bölgenin en güçlü ordusu haline getirmek istiyor.

Askeri darbeler en büyük terör olaylarıdır. Türkiye bunu 1960’ta, 1972 ve 1980’de yaşadı. Yaralar hala sızlıyor. Özellikle belirtmek isterim. 15 Temmuz darbe denemesi, Türkiye için olduğu kadar, Bulgaristan için de kader belirleyicidir. Bunu kimseyi korkutmak için söylemiyorum.  Biz komşuyuz…  Komşu komşunun tuzuna, külüne muhtaçtır.

Sizlere, televizyonda izlediklerinizi, radyolardan dinlediklerinizi ya da gazetelerde, kitaplarda okuduklarınızı anlatmak istemiyorum. Hepiniz işitmişinizdir, seçimle işbaşına gelen, Bulgar halkının dostu Sayın Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan öldürülmek istendi. Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalandı.

HALKIMIZIN üzerine bombalar atıldı. Biz bombalandık.

249 ölü, 2 500’den civarında yaralı var. Önemli komutanlar, aydınlar, kahramanlar, sıradan vatandaşlar şehit oldular.

Bu darbe denemesi, Türkiye’de ve daha 100’den fazla ülkede örgütlenmiştir. Lideri “Feytullah Gülen” (NATO), bir vatan haini, vatanına, İslam’a ihanet etmiş, devlet yönetimine göz dikmiş, ruhunu satmış bir kişidir.Olay,  ibret verici olduğu kadar, utanç vericidir. Utanç vericidir, çünkü geçen yüzyılın daha 60’lı-70’li yıllarından başlayarak Türkiye Cumhuriyeti diyanet ve eğitim sisteminden devlete sızıp 21. Yüzyılda artık askeri okul ve akademilerden, hukuk fakültelerinden, tıp fakültelerinden çıkan kadrolarla DEVLET İÇİNDE DEVLET yani PARALEL DEVLET kurmayı (NATO-Destekli)başarmışlardır. Bunun bir NATO ülkesi içinde olması ayrı bir konu ve çok düşündürücüdür.

DEVLET İÇİNDE DEVLET anlamı, devletten ve toplumdan beslenen, ama kendi bildiği gibi hareket eden ve ana bünyeyi kemirerek bitiren bir tümördür. Kendi kodu, telefon irtibat ve yönetim sistemi, bilgi toplama ağı, çocuklara doğduğu gün pençe atan, imamları, profesör ve generalleri olan bir gizli kuruluştur bu.

Biz, bunu, Türkiye’de yaşadık. Yıllardan beri darbe hazırlığı görmüşler. Adalet sistemini ve savcılığı felce uğratabilmişlerdi. Genel Kurmay Başkanını yargılayacak kadar güçlenmişlerdi. Dişlerini birkaç defa gösterdiler. PKK ile mücadeleyi yokuşa sürdüler. Teröre ortam yaratanlar, hep onlardır.

HEDEFLERİNDE, Türkiye devletini yıkmak, Türkiye’yi parçalamak, parlamenter demokrasi ortadan kaldırmak, güçler ayrılığını kaldırmak, adalet sistemini istedikleri gibi işletmek, yabancıların diktatörlüğüne kapı açmak, aklını yemiş sapıkların Sultanlığına bayrak dikmekti. Ancak o zaman Türkiye onların yörüngesine girmiş olacaktı. Türk toplumu bütün dünyanın gözü önünde kahramanca direnerek demokrasisine ve kendi seçtiği Liderine ölümüne sahp çıktı.

80 milyonluk Türkiye’nin neden tökezlediği, neden beklenen büyük atılımları yapamadığı birden bire ortaya çıktı. İçinden çökertiliyordu. Türkiye’nin modern endüstrisi, modern silahlarla donanmış olması işlerine gelmiyordu. Şimdi TV’nin kendi füze savunma sistemi geliştirmesinden endişelendiler. Türkiye’nin Katar ve Somali’deki askeri birlikleri uykularını kaçırıyor.

ARAÇLARI: Türkiye’yi içinden çökertmekti. Bu bir askeri darbeydi. Türkiye’yi kendi uçak, helikopter, tank ve toplarıyla çökertme denemesiydi. 17. Türkiye Cumhuriyeti’nin en sadık, en onurlu, en gözde, en zeki kadrolarını yok edip yerlerine FETO-okullarında yetiştikleri geri zekâlıları kendi uşaklarını atamaktı. Bu iş için 100 milyar US Dolar ayırmışlardı.

2015’te “GEZİ” olaylarında Türkiye halkını 20 milyar US Dolar zarara soktular. 15 Temmuzda bu zarar çok daha büyük oldu. Ölüler, yaralılar, yıkım! Vatansız kalma! Devletsiz kalma! Yaşanan bir travmadır. Söz konusu olan anavatanımız, Türkiye ve Türklüğümüzdü…

ÖRGÜT MERKEZİ VE SİSTEMİ: ABD

Kardeşlerim bütün bunların dışardan örgütlendiği, tuzakların dışarda kurulduğu gün gibi ortadadır. Emperyalist devletlerarası çelişkilere kurban gidiyorduk

İşte şurada, 250 km güneyde DÜNYANIN EN BÜYÜK UÇAK HAVAALANLARINDAN BİRİ kuruluyor. Darbeci FETO-cular, Almanlara “başarılı olursak inşaatı durdururuz” vaadinde bulunmuşlardı.

Akçay’da atom elektrik santrali kurdurmayacaklardı.

Trans Avrupa-Asya “İpek Yolu” demiryolu hattını Kafkaslarda durduracaklardı. Para babalarının planlarına uyup Irak ve Suriye devletlerinin yıkılmasına üs olacaktık. Türkiye, “komşularımın devlet bütünlüğünden yanayım” deyince YPG-ordusu yarattılar.

FETO-cuların Bulgaristan ile Türkiye dostluk ve işbirliğini, ortak projeler gerçekleştirmesini, Balkanlarda barış ve güvenlik olmasını istemediğinden eminim. Yıllarca Bulgaristan’da çalıştılar.

Siz Bulgaristan Müslümanlarını Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanlığı katında temsil etmeye çalıştıklarını, Baş Müftülük içinde ve imam hatip okullarına ve Sofya İslam Enstitüsüne kendi adamlarını monte ederek Bulgaristan Türk Kimliğine ve kurumlarımıza ölümcül darbe indirme peşindeydiler. Bizim 1989 Mayıs ayaklanmamız onları çok etkilemişti. Karşılarına iplerini istedikleri gibi çekemedikleri Türk kimliğine sahip bir etnik azınlık belirmişti.

HÖH partinin belirmesi çok derin ve uzun hedefli bir plandı. Türk kimliğine sahip olmamız, bilinçlenmemiz, huzur içinde yaşamamız, Bulgarlarla hoşgörülü geçinmemiz işlerine gelmiyordu. Ezilmiş, cahil-uşak, kimliksiz ve sürünen, el açan bir etnik azınlıktan ihtiyaçları vardı.

Aynı zamanda, Ahmet Doğan Osman Oktay’ın deyimi ile FETÖ-eğitim sistemiyle 1994’te anlaşma imzalayarak, 1 500 civarında gencimizi geri dönmemek üzere sözde “okumaya” gönderildi ve hak ve özgürlük davamızın geleceğini bilinçli olarak hançerlediler.

Kadro kaynaklarımızı çökerttiler. Aydınlanma, bilinçlenme ve Türk kimliğimize darbe vurdular. Bugünkü durum ortadadır.

Lütfi Mestan da aynı hedeflere hizmet ediyor. Sofya parlamentosunda 18 yıl Eğitim komisyonunda üye ve başkan görevinde bulunan Mestan iki Türk öğrenci okutmadı. Ayrıca 17 yıldan beri ülkemizde Türkçe kitap basılmadı. Kazanlık kültür derneğinin Menderes abi başta olmak üzere Osman abinin yaptığını yapmadılar.

Halktan koptular. Ana dilimizin yasaklanmasına seyirci kaldılar. Bu sayfayı artık kapatmak istiyoruz.

Son seçimde DOST’A OY VERİLMESİN diyen Türkiye’de STK’lardan sadece BULTÜRK’tür.

Tutumumuz esaslıdır. İzlenen yanlış siyaset Bulgaristan toplumunu çökertiyor. Bulgar ulusu ile etnik, dil, din azınlıkları birbirine düşmüş.  Milliyetçilerin ideoloğu, AB milletvekili Pazar sabahı “NOVA” TV’de “iç savaştan” söz etti. Asenovgrat olayları memnuniyetsizlik tusunami yaratıyor. Bunu körükleyen güçler Bulgar FETO-cuları, emperyalizm uşakları, ücretli ajanlar, hak düşmanlarıdır. Bu aşırı milliyetçiliğin, ırkçılığın ve faşizmin karşısındayız.

Değerli arkadaşlar, Biz, BULTÜRK olarak, Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın çağrısına uyarak,  15 Temmuz’dan başlayarak, her akşam BULTÜRK bayrağı altında gece nöbeti verdik. Yeni Türk ruhunun oluştuğu  “Yenikapı”  mitingindeydik ve binlerce bayrağın dalgalanmasında hazır bulunduk.

Yeni Türk ruhu, bütün Türklüğün, Türk dünyasının birleşmesi, tüm komşu ve dostlarla yan yana ve yardımlaşarak, batış içinde, karşılıklı saygıya dayanan, işbirliği yaparak yaşamak anlamındadır.

Eski kıta Avrupa Birliği kurdu, fakat Avrupa Birliği ruhunu oluşturamadı. Türkiye’yi üye almaktan çekiniyorsa, 80 milyonluk Türkiye’yi eritemeyeceği, Türkiye’nin büyüklüğü ve otoritesi gölgesinde kalacağı, Türkiye’yi bir sömürge haline getiremeyeceği içindir. Etkinliklerimizin fotolarını dağıttığımız el kitabında bulabilirsiniz.

FETÖ-katillerinin darbeyle devirmek istedikleri “Büyük Türkiye” dir.  Bölgemizin büyük devleti BÜYÜK TÜRKİYE’DİR. Ve KÜRESEL GÜÇLER ARASINDA ŞEREFLİ YERİNİ ALIYOR. Alacaktır.

20 BÜYÜKLERİN Hamburg dönem toplantısı buna kanıttır. Türkiye bağımsız politika örneği veriyor. Bulgaristan’ın modern Türkiye gibi bir komşusu olması büyük bir şanstır. Asya ve Afrika gaz boru hatlarının Türkiye üzerinden geçmesi Bulgaristan için olağanüstü büyük potansiyel gizliyor.

Ortak devasa projeler kapı çalıyor. Biz hepimiz bunları görebileceğiz. Türkiye olmadan Avrupa Birliği bunalımlarını aşamayacaktır. AB, 28 devlet olarak Türkiye ile imzaladığı sözleşmelere uymak ve bunları gerçekleştirmek zorundadır.

Sayın dostlar,

Darbeciler başarılı olsaydı, Türkiye Cumhuriyeti, anavatanımız, Atatürk Türkiye’si, Türk ülküsü,” yok olacaktı. 16. Türk devleti yıkılacak, artık bir gerçek olan 17. Türk devletine büğemeyecekti. Dünyaya örnek olamayacaktı. 26 Nisan’da genel parlamento seçimleri yapılamayacak, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Devlet Başkanlığı sistemi kurulamayacak, parlamenter kriz aşılamayacak ve Türkiye Cumhuriyeti bir çöküş dönemine girmiş olacaktı.

7 Haziran 2015’ten sonra Türkiye meclisinden hükümet çıkmadığı ayları hatırlarsınız. Bunu 5 ay önce Bulgaristan da yaşamadı mı? Üsküp meclisindeki kavga gürültünün nedeni bu değil miydi? Balkanları felce uğratmak, hükümet kuramamak! İstiyorlar.

Türkiye yeni bir örnek üretti. Sayın Recep Tayyip Erdoğan şahsında devletin en üst makamı bakanları, bakan yardımcılarını, Genel Müdürleri meclis bunalımlarından asla etkilenmeden, kendisi gösterebiliyor.

Anayasa değişti. Büyük Türkiye Devlet BAHÇELİ’nin de katkıları ile yasallaştı. Halk yeni boyutlu demokrasiye taşındı. Darbeciler hak ettiklerini buldu. Son söz yargınındır.

  1. devletinin kuruluşuna oyumuzla, bayrağımızla, ruhumuzla katkıda bulunduğumuz Türklük davasına er olma şerefi bize düştü.

Sizinle beraber olmak benim ve arkadaşlarım için bir şerefti.

Yeni buluşmalarda beraber olmak umuduyla!

Teşekkür ederim.

Rafet ULUTÜRK

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir