Yorum

Turan Dağları -6-

Murat ULUTÜRK

Türk kimliğinin en güçlü devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne komşu Bulgaristan’da yaşayan Türk azınlığı, TURAN özlü Türk kimliği oluştururken çok ciddi ve çeşitli problemler yaşadı ve yaşıyor. Bulgar ulus devleti koşullarında öz kimliğini oluşturma yolunda yaşanan çok acı olayların tekrar etmemesi için Bulgaristanlı Türkler Türkiye’nin yardımlarına her zaman muhtaç oldular. Adalet, azınlık hakları ve özgürlük için 1989 Mayıs Ayaklanması Todor Jivkov rejimini devirdi, Bulgaristan Türkü Bulgaristan Komünist partisini, anayasa ve totaliter rejimi tarih çöplüğüne attı.

1878 Berlin Anlaşmasında ve daha sonra Bulgaristan’ın yer aldığı ikili ve uluslararası anlaşmalarda öz kimliklerine “Bulgaristan Türkleri”, “Bulgaristan Müslümanları” veya “Bulgaristan Türk azınlığı” gibi değişik kavramlara rastlandı. TURAN sözü, adaleti, kültürü ve medeniyetinden söz etmek yasaklandı. Bulgar literatürü aynı topluluk için “Bulgarca konuşmayan Bulgarlaşan”, “İslamlaştırılmış Bulgarlar” v.b. kavramlar geliştirildi. Kimliğimizin öz ve biçimi, yaşam tarzı birlikte değiştirilmek istenirken TURAN ufkumuz her gün karartıldı. Büyük sayıda kurbanlar ve şehitler verdik. Bulgaristan’da 2700 okulumuz kapatıldı. Türkçemiz, alfabemiz, yazı dilimiz, edebiyatımız, tiyatrolarımız ve kültürümüz yasaklandı.
Şair ve yazarlarımız, ozanlarımız hapse atıldı. Fakat Bulgaristan Türk kimliğinin TURAN temel taşlarından hiç biri kırılamadı. Bunlardan biri Türk dili, ikincisi İslam dini, üçüncüsü de tarihsel ve kültürel geçmişimiz ve insanlığın yarattığı en şerefli kimliğimizdir.

Bizim TURAN kökenli yaşayan bir kimliğimiz var.

Bugün artık Türk Dünyasında oluşturucu bir parçayız. Bizlerde Türk Dünyasından bir damlayız. Bulgaristan Türk kimliği dendiğinde, çok çetin bir kimlik mücadelesi akla gelir.
Bulgaristan Türklerinin anadili, sözlü ve yazılı edebiyat dili Türk dilidir. Türkçe aynı zamanda TURAN dünyasının ortak dilidir.
Yaşam felsefemiz, dünya görüşümüz, sanatımız, kültürümüz Türkçemiz temelinde yücelmiş ve serpilmiştir.


Yazı dilimiz1928’den sonra Latin harfleriyle geliştirdik.

Edebiyat ve kültürümüz bu esas üzerinde yapılanmıştır.
Din adamlarının genelde Arap ülkelerinde yetiştirmesi, yıllar için TURAN medeniyetinden gelen has öğeleri, örf ve adetleri yıllar içinde geri planda bırakmıştır. Bu günde 9 bin çocuğumuz kuran kursuna giderken, Türkçe derslerine ağırlık verilmemesi, ana babaları tüm Bulgaristanlıları üzüyor. Türkçe olmadan hiç bir şey olmaz…

Bizim için birinci olan anadilimiz Türkçemizdir.

Kimliğimiz Türkçemiz esasına dayandırılarak bina edilmiştir. Düşüncemiz Türkçe, sözümüz, yazımız, eylemlerimiz Türkçedir. Karşımıza çıkıp “Din Dilden Önce Geli” gibi hoca tezlerini kabul etmiyoruz. Türkçemiz İslam’dan çok önce vardı ve olacaktır.
Şunu çok iyi bilmeliyiz
“TÜRKÇE OLMADAN DİN DE OLMAZ HİÇ BİR ŞEY OLAMAZ”

Bulgaristan’da açılan din eğitim okullarına Türkiye’den gönderilen hocaları da, Bulgaristan Türklerini öz kültürü olmayan bir halk topluluğu olarak göstermeye çalıştıklarından, TURAN medeniyetinden gelişimizi inkâr ettiklerinden dolayı, kimlik oluşumunda anadilin rolü birinci mi yoksa kinci dereceli midir tartışmasına bugün de neden oluyorlar.

Oysa Bulgaristanlı Türklerin yıllarca çeşitli asimilasyon siyasetleri karşısında varlıklarını sürdürebilmeleri ve benliklerini yaşatmaları kimlik düğümlerinde katlanmıştır. Arap ülkelerinde yetiştirilen din adamlarının Türkçelerini geliştirmedikleri için Türklük bilincinden uzak kalmaları da, onları Türk kimliği için yararsız kişiler haline getirirken, Türk kimliğimizi ve İslam ayağını da zayıflatmaktadır.


Faşizm döneminde olduğu gibi totaliter diktatörlük yıllarında da hem Türkçenin hem de İslam dininin yasaklanmasıyla ve Türkleri dil ve dininden vazgeçirmekle TURAN tarihinin, Türklüğün unutturulması hedeflenmiştir. Bunun için çok kişi eğitilmiş, gizli ajan-muhbir durumuna getirilmiş ve Türk ruhu aforoz edilmek istenmiştir. Halen devam etmektedir.

Tarihimiz, bugünümüz ve geleceğimiz bunlar hepsi bir bütündür.

Milattan 300- 500 yıl öncesini, Türk Yoluna dizilmiş kültür yüklü deve ve katır kervanlarını bugün hayal etmek zor olabilir.
Ne var ki, Doğu ile Batıyı birbirlerine bağlayan köprüler, yollar, duraklar ve sürat araçları bizimdir.

Hayat Güneş kadar adil davranarak ve sürekli şansımıza gülümseyerek, Türk Yolu yolcusu olma ve TURAN Dağlarını delerek geçme mutluluğunu bu defa da bize nasip etmiştir.

Yeni 2022 yılında tüm okuyucularıma sağlık,
huzur ve mutluluklar dilerim.
Saygılarımla,


Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

four × 4 =