Yorum

Ödevimiz Dünyada Büyük Olmaktır

Tarih: 12 Haziran 2019
Yazan: Rafet ULUTÜRK
Konu
: Olaylara bir de Türk Gözüyle bakmalıyız

Okuldan kovulmuş bir matematik hocası tanıdım. Kovulma sebebi, matematik derslerinde öğrencilerini ders kitabına ve ödevlere sıkıştırılmış dünyadan çıkarıp rakamların sonsuz deryasında gezdirip yüzdürüp eğlendirmez iğmiş.

  • Bunu neden yapıyorsun? Sorusuna, o her defasında şu yanıtı verirmiş.
  • Ders kitabı bir havuz, matematik ise bir deniz hatta bir okyanus, onları çocuklarımızı bu kâinatta yüzmeye alıştırıyorum.

2018 Hon Kong Dünya Matematik Olimpiyatlarında altın madalya alan öğrencilerden dördünün de hocası olduğunu öğrendiğimde çok etkilendim. Araştırdım ve hocanın öğretmenlikten uzaklaştırıldığını, serbest matematik dersi veren bir dershane kurduğunu, Birleşik Amerika ve Kanada’dan öğrencilerine internet üzerinden ders verdiğini ve uyguladığı yöntemi öğrendim. Dünya şampiyonları yetiştiren bu üstat, öğrencilerine ödev çözmeyi değil, ödev kurmayı öğretiyormuş.İlkesi ise:Kuran her zaman bozabilir mantığından hareket edermiş.

Biz, Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği – BULTÜRK olarak bir Bulgaristanlı soydaşlar derneğiyiz. Büyük milletlerin milli şuurunun en önemli kaynaklarının başında tarih şuuru gelir inancı ile büyüdük. 1989’da Bulgaristan’dan kovulan soydaşlarımızın orada zorla belleğinden silinen Türk tarihine ve Türk milletine Türk gözüyle bakmayı sağlamak için çabalarımız 2002’den beri arasız devam ediyoruz. “BGHABER.ORG” güncel haber ve siyaset İnternet sitemizin ve aylık “Bulgaristan Türklerinin Sesi” BULTÜRK Gazetemizin, yazıp bastığımız yüzlerce kitabın, düzenlediğimiz uluslararası sempozyumlar, konferanslar, forum ve panellerin, TV Medya ve basın söyleşilerimizin, binlerce görüşme ve sohbetlerimizin bir tek amacı bir tek hedefi vardı: “Dünyayı Türk gözüyle algılayan gençler yetiştirmek.”

Çalışmalarımızın başında bizden önce kovularak veya göç anlaşmalarına göre Türkiye’ye gelen soydaşlarımızla yürütülen dernek çalışmalarını araştırıp inceledim. Yazar ve şairlerimizin kalem ateşiyle halkın memleket hasret ve sevgisini yaşatma gayretlerine tanık oldum. Soydaşlarımızda silkinemeyen ruhsal eziklik izleri buldum.

Bir göçmen derneğinin yüksek kulelerinden tarihte Türklerin akılcılığı, her şeyden önce yola çıkarken aklı öne koymamız gerektiğini, Bulgaristan Türklerinin yaratıcı özü ve umutları pek görülememişti. Biz Türklerin din anlayışlarımız bile akılcılığa dayanıyordu, bizim (Mâtürîdî‘nin Eş’arî’den) İslam anlayışımız bile tarih boyu akılcıydı da, gölgede kalmıştı. Türklerin dünyanın üçte ikisini yönetmesinin ana unsurlarından birisi, akılcı, gelişimci, özgür düşünceli ve inançlı oluşlarıydı. Bu yedi bin yıllık dünya tarihinde kurulan imparatorluklar ve devletler buna açık kanıttır. Toplumsal gelişmeyi tabiatın doğal gelişmesinden esinlenerek algılayan Türkler,  baharın açması ve güzün yaprak dökümü nasıl doğalsa, toplumsal düzen, imparatorluk ve devletlerin değişmesini de, doğal görüp kabul etmişlerdir. Dünya Devlet kurmayı Türklerden öğrenmiştir. Aslında bizi dünyadan farklı ve üstün kılan da budur.  Ne var ki biz yıllarca gelişen olayları, hiç bir şeye sığmayan acı ve çekileri, susarak hafızamıza depolayan ve oluşacak yeni şuurun kanatlanmasını bekleyen soydaşlarımızı yorgun bulduk. Hele yakın geçmişimizde nasıl oldu da bu büyük tuzağa nasıl düştüklerine yanıt ararken zorlanıyorduk.

Derneğimizdeki aydınlanma çalışmalarımızı, bugün yaşadığımız tüm sorunlar tarihte yaşadığımız sorunların devamıdır, esası üzerinde,  ilkesel bir yaklaşımla işi başlattık. Tarihte Türk Varlığına karşı devam eden savaşlar halen içeride ve dışarıda en şiddetli bir biçimde devam etmektedir.

Buna en kesin örnek bizim memleketimiz Bulgaristan’da 140 yıldan beri başımıza sarılan küstahlıklar, din ve dil yasağı, isim ve kimlik silme, asimile edip Bulgarlaştırarak yok etme süreçleridir.

Tarihte iz bırakan cami, medrese, hamam ve dükkânlar yıkılırken, kaldırım taşlarının bile sökülmesi, çeşme kurnalarının kırılması, kuyulara domuz başı atılması vs. bunlar hep bu sürecin devamıdır.

Onlar Bulgarlar için biz hep Doğulu kaldık.

Dilimizi, dinimizi, geleneklerimizi ve yaşam biçimlerimizi öğrenip farklılıklardan demet yapmak için değil, mal mülk güzel olan neyimiz varsa çalmak için sürekli ilgilenip öğrenmek istediler.

Söz gelimi, Büyük İskender Doğuya uzanan seferine çıkarken, ele geçireceği yerlere ilişkin bilgi edinmek amacıyla yanında bilginler topluluğu da görülmüştür.

Napolyon, Mısır’a Paris’in bütün genç bilginleriyle birlikte çıkmıştı. Anadolu Batı için bugün de halen bir gizemdir. Bugün de onların uğraş alanlarından biri yine biziz.

Asırlar süren bu irdelemenin içinde en çok Türkler yer aldı.

Bulgaristan’da Türk ruhunu bunaltmak için 100 yıl süren çalışmalardan sonra, öncü, vasıflı, düşünen ve ruhunun kanatlarıyla hepimizi kucaklaya bilenlerimizin tümünün kamplara kapanmış olduğu bir anda, 1989 Mayısı’nda Türk kadınların Bulgar tarihinin en görkemli ve en etkin, rejimini deviren ayaklanması, yalnız Bulgarları değil, Batı dünyayı bile sarstı.

Ama bu, yeni devirde,  Türk Dünyasının neden olduğu birinci sarsıntı değildi.

Yeni devir dediğim, çok asırlı imparatorlukların yıkıldığı ve milli devletlerin doğduğu devirdir. Bu imparatorlukların en büyü ve içinden 56 devlet çıkan Osmanlıydı.

1824’ten sonra Osmanlı’dan koparılan her parçada özgür ve bağımsız milli devlet değil, emperyalizme kukla Türk ve Türkiye düşmanı çakallar sürüsü belirdi.

Ve örneğin Bulgaristan’da bu düşman çakal sürüsü de hiç arasız hep havladı.

Biz kendimizi tekrar-yeniden tanzim edebilmemiz için tarihe ihtiyacımız olduğu bilincinde birleştik. Bu büyük çınarın köklerine su vermeye başlandı.

Bu bilgi,  bize ana-vatanımızda yaşayan tüm kardeşlerimizin birlik halinde olmalarını sağlamak ve Türk dünyasında yaraları kanayan kardeşlerimizin yaralarına merhem olmak için gereklidir.

Biz BULTÜRK olarak bu yola 2002’de baş koyduğumuzda Türkiye Cumhuriyetinde AK Parti yeni iktidar olmuştu. “Benim hayatta yegane fahrimservetim, Türklükten başka bir şey değildir.” diyen ve hem Sultanlığın hem de emperyalizmin pençesinden koparıp aldığı vatan toprağımızda, İslam bir ülkeden, yeni bağımsız ve egemen modern bir devlet,  Türkiye Cumhuriyetini kuran büyük önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN asil ve kutsal davası gerçekten yürekten devamcılarını o zaman bulabildi. Biz de tüm Türk Dünyası yüreklenerek bu sefere katıldık.

Aynı yönde birlikte yürüyebilmemiz için ana-vatanımızın Cumhuriyet tarihini seminer konusu etmemiz gerekiyordu.  Şevket Süreyya Aydemir’in “Suyu Bulan Adam” eseriyle başladık.

Tuna boyundan gelen eski göçmen ailelerinde olan ve milli kurtuluş mücadelesi ateşinde şehit düşen kardeşlerinin de acısıyla kaleme aldığı olağanüstü değerli eserinde ilk kez derin bir gururla Türk milleti adına suyu bulan adamla, Atatürk’le tanıştık.

Batı Dünyası ile Türk milleti arasındaki amansız mücadelede bir halkın yediden yetmişe gönüllü olduğunu yaşadık. Birlikte Çanakkale Şehitliğini ziyaret ettik. Kuvveyi Milliye destanıyla Türkiye halkının yenilmezliğiyle yüzleştik. Yaşar Kemal’in “İnce Mehmet” inden Türkün özünde yaratıcı ve yenilikçi güç taşıdığına inandık.
Bu arada, “Bu ülke, bizim olduğu için, bizim” gibi tezlerden etkilendik. Türk milleti, İslam ümmeti ve Batı medeniyeti tezleri, “siz İslamlaştırılmış Bulgar’sınız” gibi düşman iddiaları kendiliğimde çözüldü ve zamanla çürüdü..

Türk milletinin oluşumu, politik sahnede yer alışı, demokrasiyi benimsemesi, tek partili siyasi sistemden çok partili sisteme geçiş, NATO ve ABD destekli baskısıyla vesaitten orduya gelen davranış serbestliğinden kaynaklanan bir sürü askeri baskı,  özgürlüklere darbeler ve umutları budama,  algılama açımızı değiştirdi.

Bu zorlu yolda ve bu çalışmalar sonucu,  15 Temmuz 2016’da emperyalizmin devlet sistemimize kümelediği FETO – NATO hain ordusunun askeri darbe denemesini bertaraf ettik. Bu haberi alan dernek üyelerimizin, soydaşlarımızın Başkanımız-Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısına uyarak sokakları doldurduk. Daha o gece AY-YILDIZLI sancağımızla yan yana dalgalanan BULTÜRK dernek bayrağımızla İstanbul/Bayrampaşa Meydanına yürüyüp dolmamız, “Ne mutlu Türküm diyene!” Sloganlarımızla tempo tutmamız ezgin kimliğimizin değiştiğine, soydaşlarımın kalbine Çanakkale ruhu, yenilmezlik ve zafer ruhu dolduğuna tanık olduk ve bundan gurur duydum.

Türk halkının Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra,  Sayın Recep Tayyip Erdoğan gibi, hukukun üstünlüğü ve halkın iradesine dayanarak devleti yüceltme azmine sahip akılcı ve dönmez iradeli bir önder yaratması, değerine paha biçilmez bir edinimdir.

Türk düşmanlığının küstahlıkta eşi olmayan numunesi olan ve Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın Sofya ziyaretlerinin birinde Halk Meclisi kapısında yolunu kesip esasız isteklerde bulunan, “Ataka” (Saldırı) partisi lideri V. Siderov, bu sabah (12 Haziran 2019)  Bulgar “NOVA” TV kanalında yaptığı konuşmasında, “8 adet Amerikan F-16 uçağı almamız boş iş. Kime karşı kullanacağız. Türkiye Hava Kuvvetlerinde aynılarından 1000 adet var. Erdoğan C 400 füzesavarları almakla akılcı iş yapıyor. Örnek almalıyız!” dedi. Bu sözler, dünyanın ne kadar değiştiğine ve sözde müttefik düşmanlarımızın çıldırdığına en kesin kanıtların başında gelmektedir.

Türkiye’de M.K.Atatürk’ten sonra, dost ve düşman dünyanın örnek aldığı, ikinci bir devlet lideri yetiştiren Türk halkını kutluyorum.

Söz konusu olan en değerli varlık olan insanların güvenliğini garanti altına almaktır. Türk milletinin ve Türk devletinin en büyük özelliği ve hüneri insan yetiştirmektir.

Bir asırda 8 milyondan 80 milyon olan Türk halkıdır.
Büyün Avrupa’da tek bir ülke bunu gerçekleştirememiştir.

“Sığınmacılar kapımıza gelirse” endişesinden bütün Avrupa halkları korku ve stres geçirirken, hükümetler düşüp, AB birliği parçalanırken,  4 milyar sığınmacıya yıllardan beri ev sahipliği eden Türkiye halkı ve devletinin, Ramazan Bayramı’nda Suriye’ye yakınlarıyla bayramlaşmaya giden mağdurlara sınır kapısında 1 000’er Amerikan Doları harçlık vermesi, dünya tarihinde emsali olmayan bir olaydır.

Berlin Duvarını yıkan insan sevgisiyse tüm insanların yarının meşalesini yakan da yine İnsan Sevgisi ve İnsana saygı olacaktır. Sayın Erdoğan’ın Atatürk’ten alıp bu bayrağı ve bu milleti daha da yücelttiği en büyük erdem işte bu sevgidir.

Türkiye Cumhuriyeti arkada kalan 97 yılda çok engeller aştı, uzun yol aldı. Bunların en önemlilerinden bazıları, Çanakkale ve Sakarya Zaferlerinden sonra, Cumhuriyetin ilanı, Sevr Anlaşması’nın çöpe atılması, gözlerini Anadolu’dan ayırmayan küresel dünya güçleriyle geçici yeni dengenin Lozan’da kurulması ve ardından emperyalist çemberin perde perde kaldırılması oldu.

Birkaç gün önce “Osmanlı’nın bir şeker fabrikası yoktu” saldırılarıyla bunalımda dalgalandırma yaratma çabası, bana dedemi hatırlattı. Hacı Murat dedem, “şu koskocaman Osmanlı nasıl oldu da çöktü, bir anlatsana” diyenlere, malını mülkünü “şekerli çavdar kahvesiyle” içmiş,  cevabını veriyordu.

Burada önemli olan Türk milletine kalan Osmanlı mirasının hacmi değil, bir asırda eriştiği doruk ve açtığı ufuktur. Yapılanlar fabrika ve Üniversite sayısıyla, Boğazda dünyayı bir birine bağlayan son Yavuz Sultan köprüsüyle, Boğazın altından geçitler, köprüyolları ve iki taraflı gidiş-geliş otobanları, modern hastaneler, okullar, barajlar, ısı, su ve 3 atom elektrik santrali, savaş sanayi, uçak ve insansız hava uçakları ile vs. sayısıyla ölçülecekse, işlerin hep sıfırdan başladığını asla unutmayalım.

Tüm bu tesis ve sistemlere katılan kadroların Türkiye’de eğitilmesi de olağanüstü önemlidir. Rusya’dan C-400 füzesavar sistemlerinin devamı C 500 sistemleri artık Türkiye’de üretilecektir. Oyun kuruculuk işte budur. Matematik ödevlerini artık biz kuruyoruz.

Bugün Türk halkının büyüklüğünü ancak Türk halkının zekâsı, her konuda akılcı davranışları ve yenidünya düzeni kuran bir motor durumuna gelmiş olmasıdır.

Bu motorun düzenli çalışmasını 23 Haziran’da yapılacak İstanbul Belediye Başkanı seçimleri asla ve hiçbir surette değiştiremez ve etkileyemez. Olacak olan değişiklik olursa bir arabanın çamurluğunu değiştirmesinden öteye gitmez. Bizim için önemli olan Büyük Türkiye Cumhuriyeti’nin daha da büyümeye güçlendirmeye devam etmesine destek olmaktır. 2019’da soydaş olmanın anlamı da budur!
Ödevimiz Büyük ve Güçlü Türkiye projesini çizmektir. Oluşturmaktır, yeni yeni fikirler üretmektir.

Hepinize başarı dilerim.
Anlaşılmayan bir şeyler kaldıysa BULTÜRK Derneğinin kapısı tüm Türk Dünyasına açıktır. Her şey gönlünüzce olsun. Allah Türk Milletine yar ve yardımcı olsun.
Bilgi paylaştıkça çoğalır. İnsanlar birlik oldukça güçlenirler.
Saygılarımla, Dostlarınızla Paylaşmayı sakın unutmayınız.

Rafet Ulutürk

Rafet Ulutürk

BULTÜRK - Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği
Genel Başkanı
Rafet Ulutürk

Rafet Ulutürk yazıları (Tümü)

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

8 + 17 =