Tarih: 04 Ekim 2019
Yazan:  Ertaş ÇAKIR
Konu:   Seçimler buharlaşmış yerel yönetimleri canlandırabilecek mi?

Bulgaristan 27 Ekimse sandık başına gidecek. Seçmenin seçeceklerimizin hepsi 30 yaşın altında genç adaylar arasından olsun çağrısı pek tutmadı. Siyasi partilerin “akıllı” önderleri, “eski hamam eski tas” bir müddet daha devam etsin görüşünde birleştiler ve emekli yaşına doğru her gün bir adım ilerleyenlere, tansiyon ilaçlarını kolayca alabilmek için yeni şans tanıdılar.

Başka bir gerçek daha ortaya çıktı. Seçim önü toplantılarına yaşlılar gitmiyor. Gençler masalara vura vura isteklerini yerine getiriyor ve değişiklik istiyorlar.

En fazla tartışılan konu, belediye ihaleleri, şeffaflık ve bu ihalelerde ödenen paranın yarısının rüşvet olarak iade edilmesi ana konu oldu. 9 yıldan beri bu gerçeğin dal budak salması, özellikle yol inşaatlarında, yeni köprülerde beliren aksaklıların, hatta köprüyol ve köprülerin ateş alıp yanması çok ilginç tartışmaları sahneye taşıdı. Genç kuşak cepte makas taşıyan ve her gün açılış şeridi kesenlere “yeter artık”, vazgeçin bu işlerden diye yüksek sesle tepki veriyor.

En büyük protesto uyandıran konulardan biri ise, Bulgaristan’daki adaletsizliktir. Büyük hırsızlar el kol sallayıp gezerken, tavuk hırsızı kovalayan devletin halkı oyalamasına tepki “artık bıktık” sözleriyle ifade buluyor. “Ben almayayım” diyenler, çok nezaketli bir biçimde olmak üzere, gazete ve dergi alıp haber ve yazıları okuyup sonuç çıkarmak bir yana, sosyal medyada bile ancak başlıkları okuyorlar. Bu oran % 80 olmuştur. Seçim propagandasını uzatanlara tek soru soruluyor: “Bizim payımıza düşen bir şey var mı?

Bulgaristan’da seçim öncesi başka etkileyici bir olay da, Alman-Katar ortaklığı “WV” şirketinin yeni fabrikasını Sofya’da inşa etmekten vazgeçtiğini, tesisini İzmir-Manisa yöresinde kuracağını açıklarken, habere şunu ilave etmesi oldu. “Yeni fabrikayı Bulgaristan’da kurabilmem için önce Sofya’da 4 yıllık bir teknik meslek okulu ve 5 kuşak teknolojik eğitim verecek bir Üniversite aşmam gerek, nüfus cahil kalmış.”

Bu acı gerçek de 27 Ekim seçimlerine damga vurdu da, sonuç çıkaran yok. Bulgaristan’daki İngiliz, Rus, Fransız, İtalyan gibi liselerde öğrencilere yabancı dil öğretip, “senin yerin ve istikbalin dışarıda aşısı yapıldığı için”  – kaç bu geri kalmış cahiller ülkesinden aşısı yapıldığını fark eden Almanların son sözü de, uyuyan kafaları ne yazık ki bu defa da uyandırmadı.

Bir kulağı TV’de sese, iki gözü de TV ekranına kilitlenmiş ve Kuzey Makedonya Cumhuriyeti’nde ikamet eden Makedonlara ‘Siz Bulgarsınız’ diyen Bulgar Başbakan Yardımcısı Krasimir Karakaçanov başta olmak üzere, aşırı milliyetçi kesimin küstahsızlığı “seçimin ana konusu” yapılmak istense de, bu defa pek tutmuyor. “Tarihleri ile birlikte, dilleri ve kimliklerinin Bulgar olduğunu kabul etmezlerse Kuzey Makedonya Cumhuriyeti’nin NATO ve Avrupa birliği görüşmelerine başlamak için tarih almasını engelleyeceğiz” diyenlere gülenler ise artıyor.

Bu gelişmelerle hafif hafif dalgalanan Bulgar siyasetinde birden bire birkaç patlama oldu. Anlatmak istediğim Ruse’deki askeri mühimmat üreten “Dunarit” fabrikası ile Gılıbovo – Dimitrovgrat kentleri yakınlarındaki “Maritsa – İstok Isı Elektrik Santralinde” bir işçinin ölümü ve birkaç kişinin de hastanelik olmasına neden olan sıkıntılı olaylar değildir. Haftalardan beri il şehirlerinde ve başkent Sofya’da devam eden “Hemşire ve Ebelerin Daha Yüksek Maaş” için yürüttükleri iş bırakma, nöbete girmeme, protesto mitingi düzenleme, parlamentoyu kuşatma ya da Sağlık Bakanlığı yolunu kesme eylemlerinden başka olağanüstü yaratan başka bir seri olaydır.

Bulgaristan’da sık sık bir market, bir otomobil yay deposu, bir lüks araç ya da daire yangınına, gece ev ve daire baskınlarına, insan kaçırma olaylarını yine basından ve sosyal medyadan öğreniyor, donanımlı polis ve savcılık operasyonları, kuşatma ve tutuklamalar olduğunu işitiyor, fakat işin özüne bir türlü inemiyorduk.

Yılbaşından beri milliyetçi, ırkçı kesimin defalarca kan kabartma mitingi yaptığı Plovdiv (Filibe) ili, Maritsa Belediyesinin “Voyvodino” köyündeki evlerinin yarısı karlı kış ortamında büyük vinçlerle yıkılan Romen (Millet) mahallerinde camsız, kapısız kalan ev niyetiyle yapılmış kulübeciklerin birinden bir yaşlı kadının gün ortasında kaçırıldı. Mahsulü toplanmış Trakya ovasında tenha bir kenarda “eşek sudan gelinceye kadar” yani ağzından burnundan kan gelene kadar dövüldüğü, tekmelenip mısır çöpleri henüz sökülmemiş 2 karık arasına itildiği duyuldu. Mahalle insanının seferber olmasıyla ertesi gün kendinden geçmiş, acıdan sızıdan, kırılmış kemikleriyle bir daha asla ayağa kalkamayacak bir bitkinlikte bulundu. Yaşlı kadının anlattığına göre, “kalın enseli mafya saldırısına uğramış, oğlunun eve sakladığı paraları istiyorlarmış, eldivenli ellerindeki kısa kalın sopalarla vurup tekmelemişler. Bir şey öğrenemeyince de çekip gitmişler.”

Bu olaydan bir gün sonra Plovdiv (Filibe) şehrinde 2 bölümlü tek katlı tel örgülü bir yağ deposu yandı. Birçok kişi tutuklandı. Sorgulama devam ederken polis 60 kişi için tutuklama emri aldı ve çok kapsamlı bir savcılık polis ve jandarma operasyonu Plovdiv şehrinde ve belediye’ye bağlı köy ve kasabalarda hayatı neredeyse felç etti.

İpler Sofya’ya götürdü. Yukarıdaki resimdeki avukat, maliyeci, muhasebeci grup demokrasi yıllarında Panama, Seyshel Adaları, Lichtenstein gibi yerlerdeki Of Shor şirket hesaplarına kaçırılıp bekletilen dövizlerin şimdi yavaşça parça parça memleketimize geri akıtılması işini yapıyor ve yönetiyor.  Tabii gizlenen, vergisi ödenmemiş, birçokları da kapma çalma, rüşvet, kaçırılmış bu paralar “gerçek” sahiplerinin banka hesaplarına geri gelemez. Bunun formülünü oluşturan ve uygulayan guruplardan birisi de yukarıdakidir.  Onlar DEVLET İÇİNDE DEVLET ŞEKLİNDE ÖRGÜTLENMİŞLER VE İŞ GÖRÜYORLAR.

Şirket yönetimi kendi ellerindedir. İletişim şifreli ve görüşmeler hep gizli yapılır. Vazifelerinden birisi seri halinde teni tek kişilik şirket tescil ettirilir ve banka hesabı açıp bunları vekâletle şu tip Bulgaristan vatandaşlarına aktarılır:

İşsiz, kimlikli, sabıkasız, evi barkı ve üzerinde mülk olmayan kişiler seçilir. Bu kişiler Romen millettendir.  Genelde Bulgaristan’da yaşayan Romen erkekler arasından seçilir. İlgili kişilerin bulunmasında CAPİTAL CONSULTİNG BG yardımına milli istihbaratın DANS Kurumu görevlilerinden hizmet aldıkları artık ortaya çıktı. DANS kadrosundan tutuklananlar var.

Şemanın ikinci aşama ödevleri şunlardır:  Sofya dışında bulunan il ve yerleşim merkezlerindeki Romen getto-mahallelerinde ikamet eden yoksullar arasından DANS görevlilerinin gösterdiği kişilerle güvenilir temas kurulması;
Bu işin öncelikli olarak market ve dükkân sahipleri arasından seçilen kişilere yüklenilmesi;

Taraflar arasında güvenli temas kurulduktan sonra “kurbana” önceden tescilli şirket ve banka hesapları aktarılması ve Of Shor hesaptan “mühre iş adamına” dış hesaptan havale çıkarılması;
“Kurbana” 100 Leva (50 Avro) ödenmesi;
Bir sonraki adım Of Shor banka hesabından dövizin leva olarak bankadan alıp aracıya (dükkâncıya) teslim edilmesi:

Dükkâncının teslim aldığı parayı Sofya’ya götürüp CAPİTAL CONSULTİNG BG şirketine teslim etmesi ile operasyon halkaları kilitlenir.
Yukarıda anlattığımız “Voyvodino” gettosundan kaçırılan Romen Bayan olayında, eli, cebi, sicili bomboş olan genç “kurban”,  dövülen Bayanın torunudur. Para Sofya’ya teslim edilmeyince CAPİTAL CONSULTİNG BG emrindeki kırıp dökücü kalın enseli silahlı sopacı çetelerden birisi harekette geçirilmiş ve “Voyvodino gettosundan” bir şey çıkmayınca Plovdiv’de yağ deposunu (marketi)yakmıştır.

CAPİTAL CONSULTİNG BG fotoğrafındakiler sakin poz vermişler, çünkü hiçbir evrakta adları geçmez, telefon kayıtlarından bile bir şey anlamak çok zordur. Onlar devlet içindeki “olumsuz tümör” – ameliyata uygun olmayan ve “kimyasal terapiden” etkilenmeyen tiptendir… Anlaşılan, bu örgüt bir kişiyi tek defa kullanıyor. 100 leva karşılığı kullanıp selpak gibi çöp sepetine atıyor. Açıklanan olaydaki para 35 bin Avro’dur.

Bu gibi olaylarda Bulgar polisi hemen ofisi basıyor, evrakları topluyor, tutuklananlar 24 saat sonra salıveriliyor, kimilerine yurt dışına çıkma yasağı konuyor, bazılarına para cezası geliyor vs. Aranan 60 kişi henüz bulunamamıştır.

Hemen ardından Sofya’daki “Vasil Levski”,  “Malaşevtsi”, “Orlandovtzi” vb mahallerde Romen (Çingene) gettoları basıldı. Buradaki gruplar  “tefeci-tümür” şeklinde örgütlenmişler. Baskı ve terör hücreleri 5-7 kişi büyüklüğündedir. Hareketlenmede emekli Noterlerin de bulunduğu dikkati çekti. Borç parayı geri ödeyemeyenler sıkıştırılınca balonlar birkaç yerde birden patladı. Kuzey Bulgaristan “tümörleri” ise doğrudan “biz polisiz” size yardım etmeye geldik, etrafta dolandırıcılar var, değerli eşyalarınızı ve paralarınızı verin de kapınız çalınana kadar koruyalım deyip çok insanı eli kolu boş bırakmışlar. Avucunu yalananlar 112 n.o’lu telefona şikâyet edince polis operasyonları başlamıştır. Bu operasyonlar toplumda yasa dışı dolandırıcılık işlerinin çok geliştiğini ve devlet içinde örgütlenme olduğunu kanıtlıyor.

Bu gelişme 2019 yılında belediye ve kamu ihalelerinde toplam bedelin % 50’sinin geri istenmesi şeklinde de gelişmiştir.

Bulgaristan’da kötü olayların Çingene hanesine yazıldığını biliyoruz. Yukarıdaki örnekte Çengenenin eline geçen para 100 levadır. Tutuklandığında boylayacağı yer hapishanedir.  Bu işe giren her Romen genç hapishanede de eşek sudan gelinceye kadar ezilip dövüleceğini iyi bilir, ama bu gidişe dur diyecek, dolap ve tuzakları bozacak gücü yoktur. Bütün devlet sanki her an her yerde ardında, peşindedir, yaşadığı bir kâbustur.

İşin kötü tarafı bu tuzakları kuranların hiç birine hiçbir zaman hiçbir yerde kötü bir şey olmamasıdır. Bir taraftan çökertilen devlet olsa dahi, bu durumlarda adalet rafa kaldırılır ve asla işlemez. Bu deva da öyle olacaktır. Savcılık açıklamalarında mafya seçim kazanmak için oy satın almaya gerekli paraları artık memlekete akıtıyor demedi, fakat gerçek budur.

Bulgaristan’da kör cahil, savunusuz, yoksul ve çaresiz bir alt tabaka oluşturuldu. Yukarıdaki olayın cereyan ettiği “Voyvodino” köyünde bu yılın kış aylarında yaşanan olaylardan sonra açılan davaları kazanan ama buna rağmen mahallelerine dönemeyenler, Helsinki Komitesi yardımlarıyla adalet arama davalarını Strasburg Uluslar arası İnsan Hakları Mahkemesine (UİHM)  taşıdılar. Şimdi faşist zihniyet Helsinki Komitesi’nin Sofya Şubesini kapatmaya çalışıyor.

İşte böyle bir ortamda vatandaş iyice şaşırmış bir durumda 27 Ekim seçimlerine doğru korka korna adımlamaya çalışıyor.

Bizi izleyiniz.
Yakınlarınızla paylaşınız.
Okuyanlara teşekkürler.

Reklamlar