Türk Kültüründe Kadın

Yrd. Doç. Dr. Ayfer YILMAZ

Dede Korkut hikâyelerinde kadının tarifi dikkat çekicidir;
“Beri gelsene başımın bahtı, evim tahtı!
Evden çıkıp yürüyende selvi boylum,
Kurulu yaya benzer çatma kaşlım
İkiz badem sığmayan dar ağızlım,
Güz elmasına benzer al yanaklım,
Kadınım, direğim, döleğim!

Manas Destanı’nda ise kadın;
“Rüzgârda saz gibi sallanan”,
“Pembe yüzlü ”,
“ Su gibi şeffaf çehreli”,
“Kaz gibi uzun ve güzel boyunlu”,
“İnce belli” olarak tarif edilir.

Dede Korkut’ta Kanlı Koca Oğlu Kan Turalı’nın eş olarak seçeceği kadında aradığı özelliklerde de yiğitlik, ataklık ve cesaret ön plandadır:
“- Baba, ben yerimden doğrulmadan o kalkmış, ayağa dikilmiş olmalı, ben karakoç atıma binmeden o binmiş olmalı; ben kanlı kâfir eline varmadan o varmış, bana baş getirmiş olmalı” demektedir.
Kanlı Koca’nın buna cevabı da ilginçtir:
“- Oğul, sen kız istemezmişsin, bir cılasın bahadır istermişsin ”

Anlaşılan o ki, Türk kadını da erkeği kadar yürekli, gözü pek ve savaşçıdır ki : “Vatan sevgisi, topraklarına bağlılık, ülkesini savunma, yiğitlik, mücadele, askerlik ” Türk insanının ortak karakterini oluşturur.

İbn Fadlan ve Gardizî gibi İslâm yazarları da Türk kadınının temiz ahlâkını söz konusu ederler. Marko Polo’ya göre de, Türk kadınları “bütün dünyanın en temiz ve ahlâklı kadınlarıdır ”

Tarihte Türk kadını konusunda dikkat çekici bir diğer husus da kadın adlarıdır. Türklerin kız çocuklarına temiz, erdemli anlamlarına gelen Hun, Sabir, Arıg, Uygur Silig, Kazan Sılu gibi adları vermesi sebepsiz değildir.

Tu-küe ve Uygur yazıtlarında, kadının devlet idaresi içindeki rolü kesin hatlarla bellidir. Han ya da kağan ile birlikte devletin varlığı için vazgeçilmez öneme sahiptir.

Hatunların da devlet adamları gibi eğitildiği ve yetiştirildiği bir toplumda hatunlara da hakana verildi gibi “Bilge ” unvanı verilmiştir. O dönemlerde Hatunlar da törenle tahta oturtulmuş ve eşleri veya oğullarının yokluğunda “Terken ” unvanı ile eşlerine vekalet vazifesini üstlenmişlerdir. (http://goo.gl/IzQq5S )

Türklerin tek kadınla yaşadıklarına dair kesin deliller olduğunu öne süren Rasonyi’ye göre ikinci kadın için eski Türkçe’de Türk kökünden bir kelimeye rastlanmamaktadır.

Hepsi : http://goo.gl/6oQVKe s. 111
Resim : Kraliçe Tomris

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir