Oyalamaya Son!

Muazzez YURDAKUL

       Bulgaristan okullarında ana dili zorunlu okutma tasarısı meclise giriyor.

Bulgaristan’daki tüm azınlıkların çocuklarına ana dilini okul programlarına (müfredata) alıp devlet okullarında zorunlu okutma sorunu en nihayet parlamentoya giriyor. Bulgar Halk Meclisi Başkan Yardımcısı ve Hak ve Özgürlükler Partisi  (HÖH – DPS) milletvekili Aliosman İmamov ana dilin öğretiminin zorunlu bir ders olarak okulların ders programına alınmasına ilişkin yasa değişikliğinin hazırlandığını  ve parlamento genel kuruluna görüşülüp onaylanmaya sunulacağını açıkladı.

 

En nihayet, HÖH yönetimi ve parlamento grubu zorunlu ana dil öğretimi Milli Eğitim ve Teknolojiler Bakanlığı’na bağlı bütün okullarda ders programına alınmadan ve bu konuda kesin ve kararlı ayrıca başarılı adımlar atılmadan azınlık sorunlarının çözümünde olduğu gibi öteki politik alanlarda da da semereli bir tek adım atılamayacağını ve bir parti olarak kendi kendini fes edip dağılması gerektiği gerçeğini idrak etmiş bulunuyor.

 

Son 25 yılda Bulgaristan Türk azınlığı bu konuda ısrarlı olmaktan bir an bile vazgeçmeden çok ağır bir mücadele vererek ve çok büyük fırsatlar kaçırarak bu günlere geldi. Bu sorunu daha N. Berov hükümeti zamanında kesin ve geri dönüşü olmayan bir şekilde çözebilirdik ve çözmeliydik. Biz, o zamanlar, Profesör Berov’un aklından Başbakan koltuğuna oturmak geçmediğini iyi biliyorduk. Çok güzel hatırlıyoruz. Bulgaristan Halk Cumhuriyeti Devlet Konseyi Başkan Yardımcısı, yazar ve şair, bilinen Bulgar aydınlarımızdan biri olan Georgi Cagarov’un cenaze töreniydi. Sofya Erkânı Merkez Ordu Evinde naşı başında veda törenine toplanmıştı. HÖH Başkanı Ahmet Doğan’ın o zamanlar kestiğim kestik biçtiğim biçtik günleriydi. O da oradaydı.

Matem Salona, bir arada eşiyle birlikte Prof. Berov da girdiğinde, HÖH Başkanı A. Doğan ve beraberindeki HÖH zirve temsilcileri ile “Multi Grup” yöneticileri Profesörün etrafına sokuldu. Kimse hiçbir şeyden şüphelenmiyordu.  Hepimizin bildiği üzere,  Prof. Berov,  Balkan istik Enstitüsünde çalışan bir bilim adamıydı, diplomatik tavırlı, dişsiz, neredeyse kimliksiz, evrensel insan haklarına saygılı, Bulgaristan Türk ve Müslümanları konularında ılımlı ve ne olursa olsun gerektiğinde her şeye göz yumabilen bir şahsiyetti. Belki o günlerde, totalitarizmin tüm yaralarının tamamen açık olduğu bir dönemde, Bulgaristan’a daha uygun bir başbakan adayı bulunamazdı. Ve o an, kafa hafif çakır, Ahmet Doğan:

“Bu memlekette ben ne dersem o olur” havasındaydı.

(Tam o gün Cumhurbaşkanı Jelü Jelev yeni hükümet kurma süresini HÖH’e verilmişti.)

Ansızın ve matem havasının da etkisi altında olacak, hiç kimsenin beklemediği bir

anda  bir anda Ahmet Doğan bir adım daha öne çıkıp Profesöre iyice yaklaşarak

şöyle dedi:

BEROV,  SENİ BULGARİSTAN CUMHURİYETİNE BAŞBAKAN YAPIYORUM!

Berov’un cevabı bir soru şeklinde oldu ve hemen, anında, birdenbire şöyle geldi.

BENDEN NE İSTEYECEKSİN?

Sanki onun da kulağı delikti de, Ahmet ile ikisi karşımızda sahne oyunu oynuyordu.

Kuşkusuz biz hepimiz, o an orada,  ilk başta ve en can alıcı sorun olan,

1974 yılından beri kapalı olan, yasaklanmış olan anadilimiz Türkçemizin Bulgar

Okullarında Zorunlu Ders Olarak müğfredata uygun bir şekilde okutulmansa ilişkin bir

Kararnameyi hemen çıkarmasını isteyeceğini düşündük. Fakat Ahmet Türk okulunda ders görmediği için Türkçenin ne harfini, ne kelimesini, ne edebiyatını, ne konuşma dişlini ne de melodisini bilmediği, ruhunda taşımadığı için, kendini yine hindi kuşları gibi şişirdi, kafası kaf dağlarında dumanlı biz Türk ve Müslüman aydınlara değil,  değil, Multi Grup yetkililerine baktı. Sonra “ne istersek onu yapacaksın” dedi.

İstedikleri daha sonra anlaşıldı: dalavere dolandırıcılık sahtekârlık ve rüşvet. TC ve NATO müttefik güçleri Bosna Hersek ve Kosovo’da kardeşlerimizi soy kırımından kurtarmaya çalışırken, Sırp ordusuna kaçak petrol sağlamak vb. vb. Devleti soymak, kardeşkanı emmek, halkımızı amansız ve küstahça aldatmak ve talan ederken binlerce sanayi ve tarım tesisimizin dibine kibrit suyu ekmek ve insanlarımızı dilenci durumuna getirmek vs. oldu. Bugün ülkemizi iki buçuk milyon yurttaş terk etmişse kökünde yatan zehir budur.

25 yıldan beri onların açgözlücünün duymazlığına seyirciyiz. Elimiz kolumuz o zaman bağlandı, bize gözdağı o zaman verildi, dilimiz o zaman tutuldu. “Ver Çingeneye iktidarı, kesin babasını” atasözü asırlarındır.

Yalnız kendini düşünen, egoistin egoisti Ahmet Doğan o zaman ana dilimizin müfredata alınması konusunda fırsat kaçırdı. O zaman Sergey Stanişev henüz tüy düzmemişti. Ahmet isimlerimizi değiştirenlere yaltaklık yaptı. Ağızlarına baktı. Sözlerinden çıkmadı ve ana dil sorunumuzu askıda bıraktı. Ne ki, o gün bu gün ana dil mücadelemiz sürerken halkımız uyandı.

 

Ana dilimiz Türkçenin zorunlu ders olarak devlet okulları programlarına alınması konusunun parlamento Genel Kurul gündemine alınması hazırlıklarının artık tamamlanmış olması çok vahim gelişmelerin ve beliren yeni tehlikelerin yeni bir sonucudur.

Şubat ayı sonunda açıklanan ve Mayısın 25. günü yapılacak Avrupa Birliği parlamento seçimlerinin tahmini sonuçlarına ilişkin yeni tabloda, GERB ile BSP’nin 5’er  (beşer) milletvekili, HÖH partisinin de yalnız 2 (iki) vekil çıkarabileceğini görüldü. Dengeler değişiyor. Halka rağmen çalışanların yelkenlerine rüzgâr dolmuyor. Tabandaki adaylar “Sansürsüz Bulgaristan” ile Reformcu Blok partisine kaymaya devam ediyor.

Yeni gelişmelerin analizi şöyledir:

1)                          Ahmet Doğan Velingrat’ta 5 yıldızlı otellerde Şubatın başında HÖH

ana kadrolarından 4 (dört) milletvekili istemişti, ama planları tosluyor gibi. Neden, soydaşlarımızın oluşturduğu büyük yedek ordunun bu kez yerinde durması ve her söylenene inanmamasıdır.Bu sorunu görüşen dernek ve federasyon toplantılarında HÖH partisi meclis grubunun ancak şimdi biraz ateşlendiği görüşüne yer verenler çoğunluktur.

2)                          Sosyalist Parti (BS) Başkanı Sergey Stanişev ise “GERP’ten fazla

 oy almazsam seçime gideriz” demişti. Öyleyse kapıda seçim var demektir ki, burada da 150 bin oyluk bir potansiyele sahip olan soydaş seçmen kitlesi Sofya parlamentosunda yeni dengeleri kurmada seçimin akıbetini belirleyen kesin oyuncu olabilir.

Avrupa Birliği parlamento seçimleri Bulgaristan politikasına barometre oluyor.

Politikacıların saraylarda ve ofislerde yaptığı hesaplar çarşıya uymuyor.

Bastonla gezen dede ve nineleri gidip köylerinde ve kasabalarında bulan, onlarla konuşan dün kurduğu bir hareketi Nikolay Barekov, HÖH partisi kadar milletvekilini Brüksel’e gönderebilirse, bizim için hiç de iyi sayılmaz.Bu partinin sularına karışan Makedon komitacıların torunları, komünizm çuvalından düşen ve sosyalist ya da sosyal demokrat olmayı kibirlerine yediremeyenler, Bulgaristan Türkleri ve Pomaklarla ilgili güncel politikada aşırı milliyetçilerle koroda ses ayarı arıyorlar. Onların politikada öncelikli konuları: “3 Martı”, “İstanbul’da Ermeni Katliamını”, Türkiye’den tazminat talep etme konularıdır. Baş Müftülüğün mal ve mülklerinin, vakıf mallarımızın ve topraklarımızın geri alınması davamız konusunda seçim önü suskunluğu içine girmiş olsalar da, kime göz kırptıkları görünüyor.

Politik gündem oluşturmaya çalışanların solo sözcülüğünü yapan, Kasım Dal’ın yakın dostu, birlikte Cumhurbaşkanı adayı olduğu, seçim gruplaşması yaptığı Bayan Kapon da milli azınlıklarımızın hak ve özgürlükler ve özellikle ana dili okullarda öğrenme, ana dilde basın yayın işlerine serbestlik getirilmesi, Türkçe Radyo ve TV yayınları gazete ve dergi çıkarılması konuşlarında azılı milliyetçilerle duy et halindedir.

 

Kuşkusuz, bu yorumu yaparken, başka bir noktaya da değinmeden geçilemez. Ahmet Doğan’ın yıllar yılı dizinin dibinde duran, soluğunu nefes eden halen “Presa” gazetesi Baş yayımcı yardımcılığı görevinde bulunan Valetya Veleva, milletvekili ve meclis başkan vekili Aliosman İmamov’un “okullarda ana dilin zorunlu öğretilmesi yasası hazır ve meclise sunuyoruz” dediğinde dayanamadı içinde ne varsa gazetesinde başyasınadöktü.

Yeter Ayrılık Çizgisi Çektiğiniz” başlıklı yazısında, “HÖH – DPS partisinde akılı ve akil vekiller var ama bu yaptıkları iş değil,” diyerek başlamış ve biz okullarımızda ana dili olarak “Türkçe, Arapça, Çingenece, İfrit, Ulahça, Ermenice” okutmaya başlarsa çökeriz, diyor. Bir de şimdi Pomaklar, Pomak olduklarını beyan etmelerinden sonra onlar da “Pomakça” okumak istediklerinde ne yaparız? velvelesi koparıyor.

Biz hepimiz, Türkiye’de yaşayan soydaşlar olarak Sofya meclisindeki “ana dilin okul programına zorunlu ders olarak alınması” tartışmalarını yakından ve ilgiyle izlemeye hazırız. Bu yasa çıkrığında, Avrupa Birliği Parlamento seçimleri ile ilgili HÖH yönetimiyle müzakere masasına oturulabilir.

 

Olaylar, 1) HÖH Genel Başkanı Sofya “Kartal Köprü” mitinginde “isimlerin değiştirilmesi konusunda” havadan sudan gelişi güzel özür dileme havalarına kapılarak çok büyük ve halkım açısından af edilemez bir yanılgıya düştüğünü anladığı izlenimi belirmeye başladığına tanıklık ediyor. 2) Sosyalist Parti meclis grubunun bir önerisi olan ve  “Komünist rejim suçlularının af edilmesi” ni öngören yasa teklifine HÖH milletvekillerinin GERP meclis grubuyla birlikte oy kullanarak, halk düşmanı bu yasa önerisinin onaylanması önlemesi, HÖH meclis grubunda tutum değişikliği ve  sedaya gelme izlendiğine kanıtlar sundu. 3) HÖH ile BSP yönetimleri ve meclis gruplarının Sofya yakınlarındaki “Borovets” kış kampında yaptıkları ortak toplantıda “bundan böyle bütün yasa önerilerini önceden beraberce tartışıp onayladıktan sonra meclis genel kuruluna sunarız” şeklindeki yuvarlak sözleşmeye varmışlardı. BSP Türkçe seçim propagandası yapılmasına karşı oy kullanmakla bu sözleşmeyi bozmuş durumdadır. “Avrupa Birliği parlamento seçimleri başta olmakla bütün yerel ve genel seçimlerde ana dilinde propaganda yapmayı yasaklayan BSP” Bulgar milli çıkarlarıyla birlikte Hak ve Özgürlükler Partisinin Türk ve Müslümanlık davasını savunmak üzere parlamentoda bulunduğunu unutmasın. HÖH aslında sert ve kesin kararlı bir iradeyi savunmak üzere meclistedir. Son gelişmeler BSP’ lileri  istediğini tavlayıp ele alamayacaklarını idrak etmiş olıdır. Vekil Hüseyin Hocov’un Türk dilini savunmasına tepkileri de buna işarettir.

HÖH milletvekili grubunun “zorunlu ana dil öğretimi” yasa önerisini mecliste onaylata bilme esnekliği göstermesini umut ederken, başarılar diliyoruz.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir