Osman Bülbül
Tarih: 26 Mart 2017

Korku: Rezillikleri iyice ortaya çıktı.

Bulgar demokrasiden korkuyor.

Seçimler siyasi sistemi değiştirmedi.

Bulgar seçmen Rusya’ya kaymayı görünümde frenledi.

 

Yatar gül harmanı gibi

Canımın dermanı gibi

Her yanımda çiçek açmış

Bir akasya ormanı gibi

Pek bilemiyorum da, ben uğruna can vermeye kalktığımız demokrasiyi, hep bu dörtlük gibi hayal etmiştim. Bu seçimde de hayallerimin hamalı oldum. Özgürlük ve demokrasi üstüne kandırma bu defa da tuttu. Akılı mülkiyetine alanlar istedikleri sonuçları aldı.

***

Siyasi sistemde pek bir şey değişmemiş gibi görünse de, seçmenin % 50’den fazlası oy vermedi, % 2.5’i de boş oy attı. Bu seçimlerde 2014’ten daha az vatandaş oy kullanmaya gitti.

Kesin olmayan verilere göre 44. meclise 5 parti giriyor.

GERB 95; BSP 80; faşist yurtseverler 27; DPS-HÖH 26 ve “İrade”12 sandalye kaptı.

Resmi sonuçlar 30 Mart günü açıklanacak olsa da sağ cephedeki “DOST”, “Yeni Cumhuriyet” ve “Evet – Bulgaristan” gibi ilk kez oy isteyenler % 4 barajını aşamadı.

Bulgar seçmenin % 40’ı merkezci; sol kanat toparlandı. Sağ kanat ise budandı.

Bulgaristan’da bu seçimler 6 ve 13 Kasım 2016’da yapılan birinci ve ikinci tur Cumhurbaşkanı seçimlerinin üçüncü turu gibi oldu.

***

Yeter yalan söylediğiniz”  diyen Kırcaali İli Mestanlı Belediyesi Ptiçar köyünde 600 seçmen, “köprü dedik yapmadınız”, “yol dedik asfaltlamadınız” “su dedik getirmediniz” deyip köy meclisinde “seçim boykotu” kararı aldı ve tüm halk oy kullanmadı.

Bu olay, 1989 Mayısından beri Bulgaristanlı Türk seçmenin toplu halde başkaldırı kıvılcımı oldu. “DOST” partisinin bütün gücünü kullandığı Kırcaali ilinde Hak ve Özgürlük Partisinden kopanların % 5’inin boş oy kullanması güvensizlik, memnuniyetsizlik ve geleceksizliğin arttığını kanıtladı. Yani ileride ışık göremediler.

Plovdiv’in en kalabalık semti olan “Yeni Mahalle” de 10 seçmenden yalnız biri sandığa gitti.

Dil, din ve kültürlerinden sonra mülklerine de saldıranlar böyle protesto edildi.

Pleven’e bağlı Kruşovitsa köyünde muhtar Yüksel Arlov oy ticaretinden tutuklandı.

Burgas ve Vidin’de oy başı 100 leva ödendi. Bu sıralamada Pazarcık 3. yerde.

Demokrasi açısından bu kirli ve utanç verici, entrika dolu geçti. Hele Türkiye’deki soydaşlarımız oyunu serbestçe kullanamadı. Sınır kapılarında trajedi yaşandı.

2009’dan beri Bulgar seçim için 285 milyon leva harcadı, iki uçlu sistem bozulamadı, toplum durulamadı, bunalım derinleşmeye devam ediyor.

***

Bu seçimin ana konusu yoktu.

Önce sağlık, eğitim ve adalet reformu diyecek oldular, hemen plak değişti Türk, Türkiye, Büyük Türkiye Başkanı Sayın R.Tayyip Erdoğan korkusu programa alındı, “DOST Ariyası” baygınlık getirinceye kadar tekrar etti.

Oysa memleketin ana ve temel konusu  işsizlik, kitle göçleri, nüfusun erimesi, yoksulluk, emekli maaşlarına zam yapılması, rüşvetle ve büyük huzursuzluk yaratan günlük cinayetlerle mücadele ve oligarşi-tekel egemenliğine son vermekti.

Basın ve TV programlarında 1990 seçimleriyle mukayese yapıldı. O zaman da “eğitim reformu” yapılacak denmişti. Ders kitaplarından “Osmanlı köleliği” çıkarılıp “Osmanlı idari varlığı” denmiş ve olay noktalanmıştı. Bu seçimde en fazla kullanılan terim “Türkiye müdahalesi” oldu.  Seçim için Avrupa merkezlerinden gelenler görmezlikten gelindi.  Ateşe bencin atanlar Kırcaali’ye “Ay yıldızlı bayrak dikilirse ne yaparız?” dediler.

Nereden geldiği belli olmayan denk denk paraları tomar tomar saçan faşist ırkçılar bekledikleri sonucu elde edemeyince burun şişirdiler. Ağızlarını bıçak açmıyor.

***

Bu seçimin de kanıtladığı üzere biz yalandırılmaya alıştık.

Tarihte demokrasi için savaşlar olmuş. Kelleler kaymış. Krallıklar yıkılmış, meclisler kurulmuş. Meclislerin tek partilisinden çok partilisi doğmuş. Anti- demokratik sıralamasında diktatörler, imparatorlar, Çarlar, Krallar ve başkaları yer alırken, sanatçılar “yalan dünya” ve “yalan üstüne yalan yamayan dünya” gibi bestelerle demokratik olmayanı öne çekmiştir.

Bizde de demokrasiyi linç eden binlerce yasa çıkarılmış, demokrat olduğunu ilan edenler dar ağacına çekilmiş, kurşuna dizilmiştir. Demokrasi maskesi tarihte en çok takılan maskedir. Demokratım deyip ikiyüzlülük yapanların sayısı bilinmez. Hele etnik konularda. Hele yasaklı yalan dünyamızda. Birde DOST’çular arasına sızmış üçyüzlüler de belirdi, bu da seçim günü anlaşılabildi.

***

Dipten tepeye her şeyi yalan dolan sahte bir ülkede yaşamak çok zor.

Çocukluğuma ve gençliğime isabet eden Nazi faşizmi yılları canlanıyor belleğimde.

Korkunç yıllardı. Savaşta bombalanmıştık. Koca Balkan sığınaklarında geceliyorduk. O yıllarda liseliydim. Toplu halde sinemaya götürülüyorduk. Aynı şimdi soydaşlarımızın otobüslerle seçime götürüldükleri gibi. Filmden önce yarım saatlik siyasi propaganda filmi seyretmemiz mecburdu.

Bu film kareleri beynime öyle derin kazınmış ki, bugüne bugün silemedim.

100 X 100 yanı 10 bin kişilik Alman asker kıtaları beyaz perdede ardı arası kesilmeden geçiyordu. 10 kıta geçse 1 milyon, yirmi kıta geçse 2 milyon tepeden tırnağa silahlı asker, dünya halklarına göz dağı verirken, sağ elini kaldırmış Hitler selamlanıyordu.

Avusturya’dayım, bir gün komşum Hans Müler’e konuyu açabildim.

Unutamadığım sahneleri anlattım. “Hey ne güçtünüz be!” dedim. Hemen “Yalan propaganda. Beyin yıkama yöntemi kullanmışlar! Aynı kıtalar silah değiştirip arka sokaklardan dolaşarak yeni alaylar oluşturuyordu. Bu numara, diplomatları aldatmak ve dünyayı korkutmak içindi.” Dedi.

Boyko Borisov, 8. kez seçim kazandı Üçüncü hükümetini kuracak.

Bu işte biz ancak zokaya yakalanıp oy kullanıyoruz. Oyları sayanlar, yeniden sayanlar, yazanlar, toplayanlar, yüzdeye vuranlar, halka duyuranlar hep başkalarıdır. Acaba biz bu işlerin tam neresindeyiz.

Yoksa bizdeki ölü demokrasinin dirilmeye niyeti yok mu?

Reklamlar