Olacak ve Olmayacak Olanın Kardeşliği

Tarih: 15 07 2018

Yazan: Dr. Nedim BİRİNCİ

Konu: Perde ardından yükselen yeni bulut bir umut olabilir mi?

Ben bir Rodopluyum. Köyümde sözü dinlenen bir Mehmet aga vardı. Bazen o elini başına götürür, arkaya kayıp da düşmesin diye takkesini tutar, gözlerini bulutlarda şöyle bir gezdirir ve “işinize bakın, bunlarda yağmur yok!” derdi. Her defasında bilirdi. Bu sabah haber bülteni sonunda Sofya radyosu “yağacak” dedi diyen çocuklara tepki gösteren anneleri hemen söze karışır: “Sofya’da otururken bizim dağlara ne zaman yağacağını nasıl bilsin, hadi git oyuna!” deyip çocukları başlarından savardılar.

Tütün sulamak isteyenler yağacak yağmuru beklerken, ot kurutanlar yağmayan yağmura sevinirdi.

Bulgar siyasetinde benzer bir olayla yüzleştim de, yatığı yer nur olsun Mehmet ağayı hatırlamış oldum.

Geçen hafta (2 – 8 Temmuz 2018) sermayesinin yarısı dıştan öteki yarısı da yerli Bulgar “Medya Pul” toplum nabzı yoklama ajansı yaptığı bir sosyolojik araştırmanın sonuçlarını açıkladı.  “ŞİMDİ GENEL SEÇİM OLSA HANGİ PARTİYE OY VERİRSİNİZ?” sorusuna yanıt aranmış.

İktidardaki Avrupalı Bulgar Vatandaşları (GERB)  partisi % 28; 100 yaşındaki ana muhalefet partisi (BSP) % 30; bu hükümetin ortağı olan, “yurtsever” maskeli 3 faşist parti ise seçim sandığına ayrı ayrı gittiklerinde, % 4’lük barajı geçemezken yepyeni ve hiç beklenmedik bir siyasi tablo ortaya çıktı. BULTÜRK’ü bir siyaset heveslisi olarak Bulgar aşırı milliyetçi Türk ve İslam düşmanlarının meclis kapısı dışında kalmaları ihtimaline çok sevindim. Bu bir tahmin, çünkü adına para denen harçtan seçimden önce sahaya çok veriliyor ve faşist duvarda bile beliren derin çatlaklar hemen dolduruluyor.  Yakında seçimden söz edilmesi nedeni ise yine bu faşist üçlü arasında değişik konularda çıkan hır zır oluyor. Halk koalisyon ortağı faşist başbakan yardımcılarının istifa etmesinde ısrar ediyor.

***

Seçmen önünde bu ay en yüksek reyting sahibi olan Cumhurbaşkanı Rumen Radev Türkiye’de göreve başlayan Başkanlık Hükümet Sisteminden etkilenmiş olacak, siyasete el uzatıyor. Ne var ki onun yönettiği bir siyasi parti yok. Adı konmamış ve kaydı yapılmamış RADEF PARTİSİ bu ankette % 38 oy aldı. Cumhurbaşkanı Radev’in seçildiği genel seçimin birinci tutunda (6 Kasım 2016) ayrı bir bültenle 3 sorulu bir halk oylaması gerçekleştirerek ve SİYASİ SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİ isteyen SLAVŞ PARTİSİ de 2,5 milyon (iki milyon beş yüz bin) oy almıştı. TV Shoumeni  Slavi TRİFONOV’un hala kurulmuş siyasi partisi yok, fakat o bir ulusal hareketin önderi durumunu korumaya başlıyor. Şunu belirtmek zorundayım Slavi Trifonov ile Bulgar seçmen arasındaki temas yalnız TV ekranından ve konserlerle sağlanıyor. Göz göze iletişimde, mitinglerde buluşmalardan sonra durum değişiklik gösterebilir, fakat son sosyolojik ankette Slavi’nin partisi % 30 oy almıştır.

Demek oluyor ki, 2018’in Temmuz ayında Bulgaristan siyasi olarak 2 ana buluta ayrılmış ve dağın ardından yükselen adı konmamış yeni buluta verilen umut oyları toplam % 68 iken, iktidar ve parlamentodaki muhalefet toplam % 50’yi tutturamamıştır.

Bu bir defa seçmenin iktidar ile muhalefete güvenmediğine, yeni umut aradığına işaret ediyor. Seçmenin gözü yönetim sisteminin değiştirilmesi ve bütünüyle siyasi sisteminde değişmesi noktasında buluşmuştur. Sağ olsaydı, hemen köye atlar ve Mehmet ağadan “beliren umut bulutunda yağmur var mı?” diye sorardım. Şimdi bu sorunun cevabını kendim aramak zorundayım.

***

6 aydan beri devam eden ve 15 gün önce Avusturya’nın başkenti Viyana’ya taşınan Avrupa Konseyi (AK) dönem toplantısında sözde çift başak ürün toplayan GERB partisinin siyasi telleri birden bire gevşedi. AK toplantıları Sofya’da devam ederken 72 güçlü halk nümayiş ve protesto mitingi, çadır köy direnişleri, koyun ve ineklerle yol kesme, TIR’larla yol tıkama gibi yığınsan eylemler oldu. Bulgar gazeteleri İngilizce haber sayfası yayınlamadığından, TV programlarında da İngilizce haber bülteni olmadığından AK memurları ne olup ne bittiğini ne kadar anlayabildiler bunu bilemem. Çünkü onlara gündüz uyuma ve istirahat gece mesaiyi programı uygulandı. Köy, kent ve deniz ve dağ tatil merkezleri ziyaretleri de Sofya’dan şafakla kalkan ve gün battıktan sonra dönen otobüslerle yapıldı ki, gerekçesi de “yoğun trafik” dedi. Demek istediğim AB’li heyetler bu sene de nadas kalan tarlalarımızda eşek dikenlerinin Nisan ve Temmuz ayları arasında ne kadar boy attığını kendi gözleriyle göremediler. Protesto gösterilerinden de nasiplerini alana kadar dönem bitti.

***

Bu arada, son 1,5 (bir buçuk) yılda hiçbir sorunun çözümünde etkili olamayan, ülkede huzurun bozulmasına ve gerginliğin artmasına neden olan hükümet ortağı sözde “Yurtsever Cephe” üçlüsü ciddi bir sıkıntı, kriz ve çelişki yaşıyor. İdeolojileri Nazilik, yani Bulgar milletinin ülkedeki diğer etniklerden daha üstün ve Balkan ülkeleri arasında yüz ölçümü en büyük olan Bulgaristan’ın yönetici fonksiyonu olması saçmalığına dayanan bu dünya görüşü tutmadı. Onlara göre Bulgar ırkı üstün olabilir, fakat Avrupa’nın en yoksul ve açlıktan ağızı kokmuş insanlarının üstünlük taslayacak yanı mı kaldı? Aileler parçalandı. Gençler ülkeyi terk edip gidiyor ve dönmüyorlar.

Başbakan yardımcıları Karakaçanov ve Simyonov her konuda farklı görüşte olduklarını anlayınca sözlü teması kesti. İkisine de akıl hocalığı yapan “Ataka” partisi lideri TV ekranından  “Ne olacaksa olsun!” demeye başladı. Bakan yardımcıları, kimisi okyanus ötesi ziyaretlerde “lüks” uçak bileti kullandığından dolayı, diğerlerinin ise çok değişik rüşvet olaylarına karıştıkları için hükümet ağacının dallarından patır patır düşmeye başladılar. Devlet Demir Yolarının iflas etti. Türk şirketlerinin ısrarlı ve kararlı katıldıkları Sofya üçüncü uçak limanı ihalesindeki devletin kararsızlığını doğurdu. Son yıllarda hiçbir köklü reformun kapısı aralayamayan iktidar umutları suya düşürdü, durgunluk ve endişe yarattı.

Bu olayların üstünde başka 3 büyük taş daha var. Birisi 3.4 milyar leva parayı yutmuş “Belene” AES; iki başladığı gibi durdurulan “Güney Akım” doğal gaz boru hattı ve üç Burgaz Dedeağaç petrol boru hattı gibi üç masraflı hayalet.

Cumhurbaşkanı Radev’in 09 Temmuz günü Cumhurbaşkanı Hükümet törenlerine katılmak üzere Ankara’ya gitmezden önce basına yaptığı demeçte “güvenlik ve enerji bakımından Türkiye’den tamamen bağımlı durumdayız,” demesi, kamuoyunda ilgiyle karşılandı. Komşuluk ilişkilerine katkı olan bu ziyaretten sonra Bulgar medyasındaki Türkiye konulu siyasi yorumlar gerçekçi çizgi aramaya koyuldu. Kuşkusuz bu konuların daha da derinleştirilmesi gerek. Hele de Bulgaristan’daki etnik azınlıklar, Müslümanların hak ve özgürlükleri, eğitim ve kültürden dışlanmış durumları ve tek uluslu devlet sisteminden dışlanmış olmaları çözüm bekleyen sorunlardır.

***

Türkiye’nin siyasi sistemini geliştirerek parlamenter demokrasi ve yürütme sisteminden Başkanlık Hükümet Sistemine geçişi ikili ve çok yönlü uluslararası ilişkileri yeni doruklara taşıyor. Siyasi konularda Bulgaristan’da Başbakan Borisov’un bir, Cumhurbaşkanı Radev’in farklı konuştuğu herkesin dikkatini çekiyor. Bunu aşan formülü Türkiye’nin halk oyuyla bulmuş olması örnek ve etkin bir örnek oluyor.

Devlet başkanlığı ile yürütmenin tek elde toplanması devleti güçlendiriyor. Türk demokrasisinin yeni anayasal esasları ve perspektifleri tüm sorunların çözümünde yeni olanaklar, güç konumları sunarken, geniş karşılıklı işbirliği yollar açmaktadır. Bu yeni gelişmeler, Türk demokrasisinin yeni yönetim biçiminin Cumhurbaşkanı Radev tarafından olumlu değerlendirmesi ve ikili sorunların çözümüne geniş olanaklar sunması kamuoyunda olumlu etki yarattı. Filibe (Plovdiv) ve Sofya her gün Türk turistlerle dolup taşıyor. Plevne ve Varna’ya ilgi çok büyük.

Bu gelişmeler ve Bulgaristan’da her zamankinden daha fazla olmak üzere, erken genel seçimden söz edilmesi, yeni tip maskeli faşist partilerin dağılması ve yasaklanması isteklerinin ısrarı, daha reformist parlamenter bir bileşim aranması, “Medya Pol” anket sonuçları için belirleyici oldu. Yeni durumu gören BSP partisi, 21 Temmuz’da üyelerini Koca Balkan’ın Buzluca Tepesine ulusal seminere davet etti ve Yeni Program açıklayacağını duyurdu.

***

2i5 milyon oy almasına rağmen, hayat hakkı tanınmayan Shoumen Slavi Trifonov reform isteklerinde siyasi sistem değişikliği başta gelirken şunlar da vardı: Gerçek demokrasi, sivil toplum örgütlerinin demokratik düzenin temel dokusunu oluşturması, tüm vatandaşların katılacağı adil seçim ve toplumsal hak eşitliğine geçişi başlatmak,  ilkesel konumdaydı. Bu temel isteklerden biri parti listelerine göre milletvekili seçilmesine son verilmesidir. Sebebi ise şudur. Parti yönetimlerinin gösterdiği adaylar yoksul halktan, işsiz katmandan, sefillerden, okul ve kültür problemlerinden, geçim konusunda iki ucunu bir türlü bağlayamayanlardan tamamen kopmuş, çok uzak kişilerdir. Meclise hep aynı kişilerin seçilmesi bunun kanıtıdır. Parlamento koltuklarındakilerden 86 kişinin gizli polisle bağlı olması ve kendi başına karar verip oy verebilmelerinin olanaksız olması, demokratik atımlara kelepçe olmuştur. 28. Yılını yaşadığı Bulgar demokrasisinde hamilelik değil mide şişkinliği var. Çarklar dönmez olmuş.  Meclisin halka bağlı yetkililerle yenilenmesi kaçınılmaz olmuştur. Bu arada “yurtseverlik” ardına gizlenen faşistlerin hepsi meclisten atılmalı ve siyasette yer almaları kesin önlenmeli ve yasaklanmalıdır. Bu partilerin üçünün de geçmişi kanlıdır ve öyle 3-5 kuşakla aklanabilecek durumda değildir. Bir defa Bulgar totalitarizmi altın tabuttan çıkarılmalı ve mumyadan örnek alınarak DNK testi yapılmalı ve 3 faşist partinin üyelerinin hepsi ile akrabalık tespiti yapılıp halka duyurulmalıdır.  Yaklaşan yerel ve Avrupa Birliği Meclisi seçimlerine Brüksel meclisine faşist vekil gönderilmesi yolu kesinlikle kesilmelidir.

İkinci olarak, halkın haklı isteklerinden biri, siyasi partilere devlet bütçesinden yasal olarak ödenen oy başı 11 levanın bir yasa değişikliği yapılarak durdurulmasıdır. Bu paraları hep aynı kişilerin yemesi mide şişkinliği yapmıştır. Toplumda tümör oluşturmuştur. Toplumu hasta etmiştir. Bu paralar siyasi iktidarı belirli zümre elinde tekelleştirdiği gibi, demokrasimizin kaderini birkaç hazır oncu sözde “ liderler” iradesine düğümlemiştir. Bu milyonlarla halk için, sosyal durumları yetersiz olanlara, okul ve camilere, imam hatip kurslarına yardımda bulunulmalı, fakir aile çocuklarına burs verilmesi, azınlıkların anadillerinde radyo ve TV yayınları yapılmalı, gazete ve dergi çıkarılmalı, kitaplar basılmalı kültür etkinlikleri özendirilmelidir.

Üçüncü olarak da, anket sonuçları majoriter sisteme geçilmesini isteğinin kesinleştiğine işaret ediyor. Halk kendi politik adayını kendisi seçip yükseltmek istiyor. Artık saray kurdu yaşatmak istemiyor. Bulgaristan’da Cumhurbaşkanı seçimleri majoriter (en fazla oy alan kazanır) sistemine göre yapılıyor. Halk milletvekillerini de bu usule göre seçmek istiyor. T.C. meclisine yeni seçilen vekillerin haftada 4 gün seçmen sorunlarıyla ilgilenmek üzere köy ve kentlerde, belediyelerde çalışacak olması, Bulgaristan’da olumlu karşılandı. Seçmen bunu istiyor. Bu bahar Roman ve Mezdra şehirleri su altında kaldı. Halkın yanına bir tek milletvekili uğramadı.

AK toplantısından sonra ilk sosyolojik araştırmadan bu gibi sonuçlar çıktı. Bunlar, Bulgar seçmeninin değişiklik istediğine kesin işaret olmakla birlikle, halkın değişim yolu aradığına da kanıttır.

Bu arada 3 milyondan fazla Bulgar vatandaşının yurt dışında bulunuyor. Toplumun parçalanmıştır.  Aileler derin bir acı sızı içindedir. Umutsuzdur. Gidenlerin dönmüyor. Dönenlerin tutunmak ve kalmak istemeyişi üzücüdür. 2017 yılında 46 bin çocuk doğan ülkede 76 bin kişi bu dünyadan göçmüştür. Bugünkü siyasi zihniyet ve hükümet bu gidişi durdurabilecek durumda olmadığı gibi, halkı yüreklendirecek manevi güce de sahip değildir.

Azınlık sorunlarının askıya alınmış olması, dil ve din baskılarına, genel kültürel kimlik üzerinde baskıların artması da eklenince, azınlıkların da Bulgaristan dışına akışında bir durgunluk gözlenmiyor.

Azınlıklarla ilgili beklenen yasa değişikliklerinde, Türkiye’ye değişik dönemlerde göçmek zorunda kalmış kardeşlerimiz hiçbir prosedüre ve zorlamaya, değişik isteklere tabii tutmadan hemen vatandaşlık verilmesi, Tüm vakıf mallarının iade edilmesi, Müslüman mezarlıkları için arsa istendiğinde makamlarca zorluk çıkarılmaması, Türk dernek ve kültür kulüplerinin çalışmalarına engel olunmaması, din işlerine müdahalelerin hemen durdurulması, mal ve mülklerine sahip işlemlerinin kolaylaştırılması ve sınır dışında bulunan her Bulgaristan vatandaşına mektupla oy kullanma hakkı sağlanması bu isteklerin başında geliyor.

Olacak ile olmayacak olan görüldüğü gibi kardeştirler. Biz olacak olanı oldurmak için çalışıyoruz. Birlik olalım. Güçlü olalım!

Ah Mehmet aga sağ olsaydı ne güzel olurdu…

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Devam edecek.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir