BGSAM

Kavga Yıllar – 1 ve 2” de isimlerimizin silah zoruyla değiştirilmesinin ardında Bulgaristan Komünist Parti yönetiminin, Bulgar hükümet ve devletinin ve en üst kattaki T. Jivkov, P. Kubadonski, G.Atanasov, D. Stoyanov, St. Mihaylov gibi Politik Büro üye ve üye adaylarının Sovyetler Birliği Devlet Güvenlik Komitesi (KGB) Bulgaristan temsilciliğinin durduğunu steno gramlarla kanıtladık

  1. yüzyılın yüzkarası olan bu trajedi bugünde de Bulgaristan’da Türkler, Pomaklar ve Romanlarla Bulgarlar arasında bir ceset gibi yatıyor. Başbakan Boyko Borisov’un 30 Aralık 2014 tarihli beyanında şöyle bir cümle var: “Bulgaristan Komünist Partisi (BKP) sözde Bulgaristanlı Türklere hürriyetlerini köpeğe kemik atar gibi attı, bunu yaparken de, benden sorumluluk aramayacaksınız dedi ve kendisini bu iğrenç işten kazançlı çıkarmaya çalıştı.”

                              GÜNAH BAĞIŞLAMA SERTİFİKSI

Bugünkü yazımıza neden bu başlığı koyduğumuzu akurken kendiniz anlayacaksınız.

Aşağıdaki yazıyı Sofya “24 Saat” gazetesinden tercüme ettik.

Siz de görüşlerinizi  mnenia@24chasa.bg – gönderebilirsiniz.

Konumuz: “Türklerin İsimlerinin Değiştirilmesi, Etnik Temizlik ve Kültürel Soykırım” Gerçekleri gösteren yeni gelişmeler 18 – 20 Aralık 2014 Uluslar arası İstanbul sempozyumunda tartışıldı. Güneydoğu Rodoplar’da silah zoruyla isim değiştirme faciasının 30. yıldönümü anma törenlerinin bu sene çok kalabalık olması, Bulgar basınında eli kalem tutanları göreve topladı. Dikkatimizi çeken, güneşin balçıkla sıvanmasının mümkün olmadığını herkes görse de, günah keçisi arama denemelerinden hala vazgeçilmediği dikkat çekiyor. İçi dışı farklı kalemşorlar bulsalar işim değiştirme küstahlığından Bulgar gizli polisi kapanına düşürülen Türklerin sorumlu olduğunu iddia edecek.

Diziyi derleyen, BG Cumhurbaşkanı J. Jelev’in “Etnik Sorunlar Danışmanı” Prof. Mihail İvanov’tur.

İç İşleri Bakanı D. Stoyanov’un demecinden:

“Belene” kampı ayaklanma öderleriyle doldu taştı.

Todor Jivkov’un emirlerinden birinde şöyle deniyor:

TÜRK AJAN SATIN ALINMALIDIR!

Bulgaristan Komünist Partisi ve onun zulüm araçlarıyla Rodoplu Türk ailelere sözüm ona “karışık evlilik yapmış kişilerin soy köklerine geri çevrilmesi” formülüyle asimile etme baskısı önce birkaç köyde deneme mahiyetinde olmak üzere daha 1980’de başladı ve 1982’de genişletildi.

Hasıraltından su yürütülerek asimile etme 1984’ün yaz aylarında devam etti. “Dokuz Eylül Devrimi”nin 40. yıldönümü kutlama törenleriyle ilgili olarak Ağustos ayında biraz ara verildi.  1984’ün Kasım ayında hazırlıklar çok daha büyük ölçülerde olmak üzere yeniden başladı. 21 Kasım 1984’te İç İşleri Bakanı Dimitır Stoyanov, emrindeki bakanlıkta bilgilendirme toplantısı yaptı ve Bulgaristan Türk ahalisinin bütünüyle ve baskı ve terörle isim değiştirmeye zorlanacağına dair ilk sinyalleri verdi.

İç İşleri Bakanlığının 4 Ocak 1985’te yaptığı toplantıda Kırcaali, Haskovo ve Burgas illeri İç İşleri İl Müdürlükleri Amirleri görülen hazırlık üstüne bilgi sundu.

Bu toplantıda, Devlet Güvenliği “DC” Üçüncü Daite Başkanı, Askeri İstihbarat Amiri Tümgeneral Petır Çergilanov şu raporu verdi: “Kırcaali ilindeki muhafız kuvvetleri bileşiminin kendilerine verilen ödevleri zamanında ve tamamen yerine getirmediği bir olay gösterilemez. Bulgar Halk Ordusundan askeri birliklerin de birkaç defa müdahale etmesi gerekti.  Ben şu noktalara dikkat çekmek istiyorum: askeri birliklerin isim değiştirmeden ayrı tutulması görüşündeyim. Bulgar Ordusu, başka amaçlarla eğitildiğinden dolayı da bu işlerden ayrı tutulmalıdır. Başka bir değişle, ordunun müdahalesi başka ciddi sonuçlar da doğurabilir.

Bir askerimiz silah kullanmaya, öldürmeye öğretiyoruz, askerlerin direk olarak müdahalesi ciddi sonuçlar doğurabilir. Elindeki otomatik silahla, tankla topla silah etme zamanının geldiğine hangi subayın, hangi askerin ilgili anda karar verdiğini saptaman zor olabilir.

Fakat yerinde dondurucu etkinlikler için, oluşturulan ayrı ayrı gruplar için, bazı askeri bölükler için bu ödevlere girmeleri iyi oldu. Bu etkinlikler artık uygulandı. Molmçilgrad (Mestanlı) ile ilgili olarak kullandığımız zırhlı araçlar ve nöbetçi kıtalar da yerine mıhlayıcı sonuç verdi, buna karşın direk olarak müdahale tercih edilmemelidir.

İç İşleri Bakanı, BKP MK Politik Büro aday üyesi D. Stoyanov’un konuşmasından:

“Ben biraz önce konuşmamın baş kısmında: “Belene’de istediğiniz kadar yer var!” dedim.

Fakat ayaklanmanın başını çekenler, girişimcikler, kışkırtıcılar, düzeni bozanlar şunu  iyi bilmelidirler:

…”Bu defa bizim gözümüze takılanlar, bizim listelerimize girmiş olanlar, bizim tutuk evlerimizde ve sorgulama merkezlerimizde olanlar, bizim makamlarımıza gelecek olanlar,   şunu asla unutmamalıdır (burası kalın çizilmiştir) şunu iyi bilmelidir ki, bundan sonra böyle faaliyetlerde bir daha bulunurlarsa, çünkü eğer biz şimdi liberal davranır ve onlar paçalarını ”kolayca ve fazla sızlamadan” kurtarabilirlerse, aynı kişiler yarınki gün bizim için daha da tehlikeli olacaktır. Ben şimdi şurada kendi görüşümü ifade ediyorum, tartışmaya sunulacak kuşkusuz, şimdiki olaylarda kışkırtıcı, başı çeken ve yönetici olarak öne çıkan tüm bu kişilere başka önlemler uygulanacak, Kırcaali ilinden kesin olarak ve ebediyen sürüleceklerdir, hemen pala pırtısını toplayıp ilden uzaklaşmalıdırlar.

1985’in 18 Mart günü İç İşleri Bakanlığındaki çalışma odasında yapılan bir toplantıya şöyle başladı: “Biz bugün bu toplantımızda, isimlerini gönüllü olarak ve büyük bir halk coşkusuyla Bulgar isimleriyle değiştiren nüfusla bizim organlarımızın çalışmalarını değerlendirmek zorundayız.” (AMVR, f. 1, ap 12, a. E. 654, l.1.)

1985’in 1 Ağustos günü Bulgaristan Dış İşleri Bakan Yardımcısı İvan Ganev Helzinki’de “Finlandiya” salonunda basına demeç verirken şöyle konuştu: “Bizim ülkemizde, her vatandaşın istediği zaman kendi ismini kendini değiştirmek istediğinde seçebilme hakkına sahip olduğu doğrudur. Bu yasal bir haktır. Her ülkede olduğu gibi Bulgaristan’da da periyodik olarak yapılan kimlik belgelerinin yenilenmesi esnasında bu gayet olağandır. Bu vesileler insanlarımız tarafından her defasında isim değiştirme veya kendilerine yeni isim seçmek için de kullanılır. Fakat bu işler bizde her defasında vatandaşların kendi istekleri üzerine ve tamamen gönüllü olarak yapılır.  Türk basınında ve diğer ülkelerin basın yayın organlarında zor kullanıldığı, insanların öldürüldüğü, ırza geçme, zorlama vs. tamamen asılsızdır.  Bunlar kanıtlanmamış iddialardır. İsmini değiştirmeye zorlanan herhangi birine bir tokat bile vurulmamıştır. (Mihail İvanov’un şahsi arşivinden alınmıştır. Bülten No: 1)

TOTAL KONTROL MAKİNASI

  1. yüzyılın 80’li yıllarında komünist rejim totaliter makinesini daha yetkin ve daha iyi çalışır bir duruma getirmek için yoğun çaba göstermiştir. Hedefte olan insanların ve onların şahsi hayatı üzerinde bütünsel kontrol kurmaktır.

Total kontrol makinesindeki orta direk rolü ajanlara verilmiştir. 1984 – 1985 yılları kışında Türklerin isimlerinin zor kullanılarak değiştirilmesi kampanyasında ve Türkler arasında memnun olmayanlara baskı uygulama işinde ajan ağı temel aygıt rolü oynamıştır.

“İsimleri değiştirilenler arasında”  ajan ağının genişletilmesi, pekiştirilmesi ve daha verimli çalışır bir duruma getirilmesi ödevleri İç İşleri Bakanlığı’nda yapılan birçok toplantı ve oturuma konu oldu.

1983 yılı başından başlayarak 1984 yılı güz aylarına kadar İç İşleri Bakanlığında  “Bakanlığın Türk Şubesi çalışmalarının güçlendirilmesine” büyük çaba harcandı. “Türk Şubesi ya da Türk Çizgisi” dendiğinde,   (“Türk Konulu İstihbarat Çizgisi” ve “Türkler lehinde casusluk yapanlara karşı yani Türk milliyetçilerine karşı çalışma”) anlaşılıyordu. 22 no.’lu Bakanlık Emrinin yayınlanmasından bir yıl sonra “Türk Çizgisinde” görevli olan operativ bileşim neredeyse ikiye katlandı.

1984’ün 24 Nisan günü İç İşleri Bakanlığında, 22/1983 önlemlerinin gerçekleştirilmesi konularını değerlendirme ve bu alandaki henüz çözülmemiş olan ödevlerin yerine getirilmesi konularını ele alan bir ulusal toplantı düzenledi. (AMVR, f.1, ap.12,a.e. 570, l. l. 1 – 134)

Bu toplantıyı İç İşleri Bakanı D. Stoyanov yönetti.

Bakan Yardımcısı ve Devlet Güvenliği “DC” –Askeri Baş Komutanlığı Başkanı Tümgeneral Georgi Anaçkov şöyle konuştu: “Daha kaliteli ve daha verimli çalışan ajan sistemi oluşturma ödevine özellikle dikkat ediyoruz. Biz şimdi 3079 ajanla çalışıyoruz. Bunlarda 1522’sini Türkiye’ye karşı istihbaratımızda, 1557’sini de Türk milliyetçiliğiyle mücadelede kullanıyoruz. Devlet Güvenliği “DC” başka Şubelerinde kayıtlı olan 656 ajanla da çalışmaya devam ediyoruz. Bununla birlikte bizim ödevlerimizin gerçekleştirilmesi doğrultusunda başka yollarca ele geçirilmiş olan diğer 60 ajanla da dış ülkelerde çalışıyoruz.

… Emrin yayınlanmasından sonra yeni 21 ajan kazandık; bunlardan 106’sı Türkiye’ye karşı ajanlık yaparken; 105’i de Türk milliyetçiliğine karşı kullanılıyor.”

İç İşleri Bakanı D. Stoyanov ise, bu konuda, 20 Ağustos 1984 tarihli konuşmasında şöyle dedi: (AMVR, f. 1, ap 12, a.e. 578, l. 23)

“T. Jivkov bize pek çok kez şöyle demiştir: Söyleyin bana kaç para gerek, kaç para isterseniz vereceğim, bu insanları satın almak gerekiyor.”

1984’ün bocuk bayramına çok az günler kalmıştı. Bulgaristan’da yaşayan Türklerin hepsinin isimlerinin değiştirilmesi kampanyasının başlatılması hazırlıkları hızlandırılmıştı.

Devam edecek.

Reklamlar