Hangi İşle Başlayalım?

Tarih: o7 Eylül 2018

Yazan: İbrahim SOYTÜRK

Konu: Bulutlar dağılıyor, güney yüzünü göstermeye başladı.

 

Aylardan beri bir tek sorun üzerinde kafa yordum. İnsan başına sinek konsa el sallıyor. Hayvan kafasını, kuyruğunu sallar, büğelek sineğini hissetse sağ-sol ayağı ile toprak kazıp fırlatmaya başlar. Ne var ki, Bulgar devletinin hangi durumlarda harekette geçtiği bilmecesini bir türlü çözemedim. Derdim bitti. Artık çözdüm.

500 000 000 (beş yüz milyon) levalık vergi kaçakçılığı tespit edildiğinde;
500 000 000 (beş yüz milyon) leva kara para aklandığında;
500 000 000 (beş yüz milyon) leva dolandırıcılık yapıldığında;

Avrupa Birliği’nden (AB) gelen “yardım” paralarından 500 000 000 (beş yüz milyon) leva birden “kayıplara karıştığında” ve Bulgaristan koşullarında benzer (sayısız) durumlarda Bulgar Devleti Milli Güvenlik Ajansı’nın ilgili amirliğinden özel polis ekipleri baskı yapıp gerekli önlemleri alıyor.

Bizdeki çalma, vurgun, soygun, talan ve benzer olay şekilleri sayısız olduğundan, devleti dolandıranların tuzaklarının çözülmesi pek kolay olmuyor.

Bu gibi, modern devleti soyma ve çökertme yollarının hep iktidara yapışmış veya iktidar gölgesindeki şirketlerden, belediyelerden, kamu kurumlarından veya bakan, bakan yardımcısı, milletvekili vb otoritelerin eliyle, aracılıyla, sayesinde gerçekleştiği artık biliniyor. Bir örnekle yetinelim. Başbakan Boyko Berisov’a 400 kilogram sucuk getiren “zavallı” yolda yakalandı. Bir örnek daha, Başbakan Yardımcısı Valeri Stoyanov’un milletvekili seçildiği Burgaz iline Bağlı Karnobat Belediye Bakanı’nın oğlu “Sis İndustriis” ve “Topaz mel” firmalarıyla “en modern teknolojili bir gizli sigara fabrikası kurmuş”, vergi, gümrük, fon, banderol vb kaçakçılığından haftada 1. 500 000 000 (bir milyon beş yüz bin) leva haftalık kaçakçılık rekoru kırmayı başarmış. Şimdi tutuklandılar. Ama rekor kırdıkları yanlarına kaldı.

Sizi ilgilendiren yüzde yüz bu gidişin ne zaman başladığı, değil mi! Hemen cevaplıyorum. 1997’da açtı Ali Baba “Mücevher ini kapısını” ve o zamandan beri karıncalar gibi kaçırıyor. Bulgaristan politik eliti adıyla tanıdığımız – mafya oligarşi – sınıf böyle oluştu, gelişti, biçimlendi ve iktidar oldu.  2001 – 2005’de Başbakan II. Simyon devrinde devlet soygunu göz kamaştırdı. O yılların tarım bakanı M. Dikme’nin kalın kitabının çıkmasını bekliyoruz. 2008’de mali bunalım kollarımızı kenetlediğinde sosyalist S. Stanişev Başbakan, DPS-ci Emel Etem de Başbakan Yardımcısıydı, fakat onlar dillerini yutmuş ve asla konuşmamaya yemin etmişler.

Bugün Bulgaristan’da elit “ordusu”  100 -200 kişiden oluşuyor. Ne ki, 100-200 kişi – adına elit desek bile – günümüz Bulgaristan’ının egemenliğini, bağımsızlığını, devlet değerlerini yaşatıp geliştirebilecek durumda değildir. Başkent dışındaki yönetimler merkezden izin almadan nefes alacak durumda değildir. Belediyeler vatandaşları alabildiğine sömürerek ayakta duruyor. Problem beliren yerde, bireylerin kayıplara karıştığını veya sefiller arasında kaybolma yolları aradığına tanık oluyoruz. Devlete sahip çıkan, koruyan yok.

Devletin kuvvetini tüketilmiş devlet izlikte görebiliyoruz.

2009’dan sonra Başbakan Borisov’un böreği bölmesini izlerken, sofraya yeni oturanlara yanık kenar dilimlerden verdiğini görebiliyorum. “Geçiş Dönemi’nde ülkede kalan Bulgarlar hakkında devletlerini sevmiyorlar diyen olsa da, ben onlara inanmıyorum. Gizli servis “DS” nin yasaklanması için yasa çıktı, kurum şekil değiştirdi ama ayakta kaldı.

Şimdi şöyle bir soru belirdi. “Geçiş Dönemi” ameliyat edilse, en önemli organ olarak hangisi ortaya çıkar. Kanımca birinci yerde para babaları ve ikinci yerde DS adamları, kuşkusuz bunların arasında 30 yıldan beri yemlikte olan, gizli bağlarının sayısını unutan ve paralarını sayamayacak durumda olanlar var. İsimlerini siz de biliyorsunuz…  Günümüzde bireyler yangından iri sıçanlar gibi kaçarken, devlet bunalımdan çıkış yolu bulamıyor…

Zamanlar çok değişti, eskiden A.Doğan’ın yanına para dolu diplomatik çantayla giren, Bulgaristanlı Müslümanların oylarının pazarlığını yapıp boç çantayla çıkanlar artık uğramaz oldular.

BSP lideri S. Stanişev gene akşam girdiği beş yıldız otellerden sabah karanlığında çıkar ve telefona sarılarak şöyle oy vereceksiniz emirlerine başlardı, o zamanlar da geçti.

Sofya Kültür Evi odalarına çuval dolusu önceden imzalı mühürlü oy gizleme taktiği de artık unutuldu. Seçmen 20 levalara, çifte köfte, çifte biralara, emekli maaşlarına yüzde yüz zam vaatlerine ve daha nelere nelere kandı ve artık hiç birini işitmek istemiyor. Artık başka bir devlet, yeni bir siyasi sistem, yeni bir hükümet zamanı geldi. Gözleri alaca gören seçmenler hiç görmedikleri bir yüz, hiç işitmedikleri sözler duymak istiyorlar. Sözü hala geçenler – program hükümeti, uzun süreli geçici uzmanlar kabinesi, teknolojik bir yönetim – demeye başladılar.

Bu nasıl olacak sorusunu yapıştıranlara yanıt hazır:

Bu yeni program hükümetine eskiler, eski partiler, eski liderler, eski bakanlar, eski uzmanlar katılmayacaklar. Gizli servisten “adamlar” da katılmayacakmış, hem istihbaratçı hem para babası olanlara da koltuk gösterilmeyecekmiş, of shor hesap sahipleri, dış ülkelere para kaçıranlar, vergi kaçıranlar, içeri girip çıkanlar, içerde çürüyenler, insan kaçırıp fidye için kulak ve parmak kesen ve sonra yakınlarına gönderenler ve daha birçokları bu yeni kabineye ayak basamayacakmış…

Cumhurbaşkanı Radev’e göre program hükümeti Bulgaristan’ın demokratik yoldan gelişmesini garanti altına alacak, ülkemizi bugünkü rüşvetçi siyasetçilerin, iç savaşa neden olabilecek tuzaklarından kurtaracaktır. Aynı zamanda parlamenter cumhuriyette program hükümeti kurumlar arasındaki çıkarları dengeleyecek ve devleti çalıştırmaya başlayacakmış. Bu arada oligarşi de şekerlemesini kesip kendine gelecek ve işe yaramayan, işine bakmayan, cebini doldurmadan imza atmayan bürokrasiden ve temsilcilerden kurtulacakmış.

Bu yeni ufka umutla bakanlarda şu soru belirdi.

İşe nereden başlayalım.
Çok değerli bir öneri dikkati çekti.

İki kapılı, iki katlı, iki mutfaklı vb hapishane kurulmasını isteyenlerin teklifi önem kazanmaya başladı. Şu anda Şumnu’da bir büyük hapishane kuruluyor da, 2 kapılı değil, katlarda birbirine geçilebiliyr, bir de havalandırma alanı aynı. İstenen bu değil. Birinci kar küçük hırsızlar, 500 000 000 leva altında kaçakçılık ve vurgun yapanlar için; ikinci kat da iri fareler için olmalıymış.  İri fareler için masaj salonu, sauna, SPA, madeni sulu havuz gibi ekstralar olması da hesapta…

Dedim ya artık başım ağarmıyor, kafam duruldu. Şükü, başkentimizdeki

Bazı yabancı lüks hasta haneler de işine bakma olanaklarından faydalanabilecek. Bu yaz hapishanelerde tansiyonu “yükselen” bazı katlar “misafir” doluydu. Anlaşılan devlet gerçekten serbest nefes almaya başlayacak.

Bu hapishaneleri kurma işleri ise yeni şirketlere havale edilecek. Bizim tarlalara ekmeden biten eşekdikenidir. Korkmayın tarlalarımız ve toplum  boş kalmaz.

Şu dönem üzerinde fıs kos halinde tartışılan tek bir konu kaldı. Hangi partiden kaç kişi içeri girecek!? GERB’e göre, en büyük hırsızlar BSP köklerinin arasına gizleniyor. Faşist partilerin üçü de bu konuda ağız birliği yapıyorlar ve DPS’ye havlıyorlar, D. Peevski’yi ısırmak istiyorlar. GERP lideri bu kavgayı da yönetmek ve halden kesilenleri polise kendi elleriyle teslim etmek istiyor.

Bakalım ne olacak.

Rüzgar değişiyor.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir