Gösterişli AK Başkanlık Sofrası Kaldırıldı

Bolüm 2

Tarih: 27 Haziran 2018

Yazan: Nedim AKIN

Konu:  Vedalaşma, “İnsan Ruhuna İyimler İnançla” Oldu.

Sofya Milli Kültür Evi’nin (NDK) 5 bin kişilik büyük salonu dün gece (27 Haziran 2018) hınca hınç doluydu. Bulgaristan’ın Avrupa Birliği Konseyi 6 aylık başkanlık döneminin sona ermesi vesilesiyle 28 ülkeden konuklara bir konser verildi.      Avusturyalı besteci Gustav MALER’in 8. Senfonisi olan, “Bin Yılın Senfonisi” seslendirildi. Sahnede 400 sanatçıdan oluşan senfoni orkestrası, çocuk ve karma koro yer alırken solistler de Viyana Operasından gelmişti.

Avrupa Konseyi (AK) yeni dönem başkanlığı Avusturya’ya taşınıyor.

Başkent TV programlarında Bulgar Başkanlığı konusunda yayınlanan söyleşilerde, AK delegelerinin Bulgaristan gerçekliğine siyah gözlükle baktığı dile geldi. Her hangi bir konuda sıradan insanları ya da her hangi bir sosyal veya etnik azınlık grubunun somut problemlerine çözüm önerisinde bulunulmadığı, gerçekten ihtiyacı olan kesime yöneltilen karşılıksız yardımların da otoriter şahısların çevresinden kişilerin işlettiği “yardım“ kuruluşlarının elinde kaldığı ifade buldu. Çabalarını AK dönem toplantısına bağlayan vatandaşların umutları kursaklarında kaldı.

Biraz tarihçe:

Bulgaristan Avrupa Birliği üyelik davetini Avrupa Konseyi’nin 10 Aralık 1990’daki Helsinki toplantısında almıştı.

Başbakan Jan Videnov (1995-1997) sosyalist hükümeti AB üyeliği için dilekçeyi 1996’da resmen sunmuştu.

AB-Bulgaristan görüşmeleri Başbakan İvan Kostov (1997-2001) arasında başladı ve yürütüldü. AB’nin kapatılmasını istemediği sanayi tesisleri parası olana o dönem yok pahasına satıldı.

Bulgaristan’ın AB üyeliği Başbakan Saks Koburggotsky (2001-2005) döneminde hazırlıklarını tamamlarken, 2004 yılında Türkiye Cumhuriyeti garantörlüğünde Bulgaristan Kuzey Atlantik Paktı’na  (NATO) üye alındı. Ardından Bulgaristan Sosyalist Partisi (BSP) Başbakanı Sergey Stanişev (2005-2009) yönetiminde 2007 yılında Avrupa Birliği üyeliğine resmen kabul edildi. O yıllarda hükümet ortaklarından biri Hak ve Özgürlükler Partisi (DPS) idi.  Cumhurbaşkanı görevinde bulunan Georgi Pırvanov (2002 – 2012) da Müslüman ve soydaş seçmen oylarıyla seçilmişti.

Bulgaristan’ın AB üyeliğinde önce 6 aylık “sıhhi süre” uygulanmıştı. 2013 yılına kadar devam eden bu sürede Bulgaristanlılar Fransa, Almanya ve diğer AB ülkelerinde kayıtlı, sigortalı işe giremedi. Sosyal, sağlık ve başka yardım alamadı. Yıllık izin kullanamadı.

Bugün de Bulgaristan, Batı Avrupa ülkelerinde 2 milyondan fazla emekçisi çalışsa da tam entegre olmuş sayılmaz, ekonomik gelişmişlik düzeyi en geride olan ülkede nüfusun % 39’u AB sefillik çizgisinin altında yaşamakta, emekli maaşları kıyaslamasında son sırada bulunmakta, 13 binden fazla çocuk okula gidemediği gibi, azınlık çocuklarının anadilde eğitim almasına izin verilmemekte, özellikle Müslüman azınlığın geleneksel hakları ve yaşam tarzında var olmasına engel olunmaktadır. Nüfusun hemen hemen yarısını oluşturan, Türklerle Müslüman Pomaklardan ve Çingenelerden oluşan Müslüman etnik dil, din ve kültürel azınlık öz vatanlarında hor görülen bir cemaat durumundadır. Hıristiyan ve Avrupa uygarlık değerlerinden uzakta kalan bu halk kitlesi varoluşunu “dededen görme” sürdürürken, emeller binası yıkılmıştır. Bulgaristan Türkleri Avrupa Birliği’ne üye olurken, 20. Asırda içlerinde biriken manevi zulüm ağırlığından kurtulabileceklerini umut etmişlerdi, ümitleri alındı, hayalleri tamamen kırıldı. HÖH partisi bu konuda seyirci kalırken, Demokrasi için Sorumluluk, Hoşgörü ve Özgürlük (DOST) partisi Genel Başkanı Lütfi Mestan da hak ettiklerimi elde etmemiz için gerekli girişimlerde bulunmadılar.

Göçmenler ve sığınmacılar.

Son 6 ayda Sofya’da çalışan AK görevlilerini en fazla sıkıntıya sokan göçmenler ve sığınmacılar oldu. Önce bu iki kategori (2 tip yabancı) arasında ayrım yapılamadı. AK toplantıları dil bakımından çevirili olduğundan dolayı önce kavramların köküne ve anlamına bakmak gerekti. Göçmen (muhacir) anlamında Bulgarcada kullanılan söz Latin kökenli olup Almancadan “Der Emigrant” yani iltica etmiş yabancıdır. Örneğin son altı ayda ana çeviri dili olarak kullanılan Bulgarcada bu kavram ancak (emigrieren) göçebe kuşlar” için kullanılırken, yeni sözlüklerde, bir bilgisayar sisteminden başka bir bilgisayar programına sıçramak şeklinde açıklanmıştır. Bulgaristan göç almamış bir ülke olduğundan Birinci Dünya Savaşlarından sonra Ege Trakya’sından, Vardar nehri boyundan ve Makedonya içinden gelen nüfusa “bejansi” yani “kaçaklar, savaş kaçakları” denmiştir.

AK komisyonlarının Dublin Göç Anlaşması’na göre çalıştığı dikkate alındığında, bu belgedeki “migrant” tanımı şudur: “Göç eden, bir devletten başka bir devlete iltica eden, gelip yerleşen kişidir.” 2015-2016 yıllarında Yakın Doğu, Afrika ve hatta Uzak Doğu’dan akın eden insanların doğal afet veya savaş kaçağı olmadığı yani göç eden gruptan olmadığı ortaya çıktı.  Dublin Anlaşmasına göre, iltica etmek isteyen, sığınmacı kaplarını dolduran bu insanların, anlaşma kapsamında olmadığı şaşkınlık yarattı. Gerçek buydu. Sığınmacıların büyük kısmı savaş olmayan ülkelerden gelmişti.

Başbakan Bayan  Angela Merkel ile Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bu kavram kargaşası içinde kaldı.  Macron, ancak “sığınmacılara” kanar gerebiliriz, ötekiler AB üyesi ilk kaydını yaptırdığı ülkeye dönsünler deyince, işler karıştı.

AB Sofya Dış İşleri Bakanları toplantılarında çözüm bulunamayınca, 29 Haziran’da AB Hükümet ve Devlet başkanları bu konuda bir çözüm bulmak için toplanıyor. Yani Sofya toplantılarında işler yarıda kaldı. Kanzler Bayan Merkel, Dublin Anlaşmasında 27 devlet tarafından kabul edilebilir değişiklikler yapılmasının kısa sürede olamayacağından hareketle, ikili üçlü, gruplu anlaşmalarla, kısa süreli çözüm bulunmasını önerdi. Bu konuda çok büyük değişikler yapabilmek için AB’nin ya parçalanması ya birkaç devlet grubu oluşturması ya da yönetim değişikliğine gitmesi zorunlu olmuştur. Çünkü “sığınmacı almak istemeyenleri cezalandırma” veya “ne pahasına olursa olsun yabancı kabul etmeme” gibi siyasi katılaşma süreci başlamıştır. Almanya Yabancılar Bakanı, 29 Haziranda AB zirvesinden karar çıkmazsa, “Almanya’nın sınırlarını kapatacağını” ve sığınmacıların girdikleri ülkelere geri döndürüleceğini” bildirdi. Yaşlanan eski kıta çaresizlik içindedir.

Öteyandan çok etkin bir yeni yöntem bulunmuştur.

İki örnek:

Bir) Sığınmacı ve kaçak kabul etmeyen ülkeler Lüksemburg uluslararası mahkemesine verilmiş ve çıkan son kararlarla sığınmacı almaya zorlanıyorlar.

İki) Macaristan yabancılara vatandaşlık vermeyi yasaklayan kanun çıkarınca, Tuna nehri üzerinde 17 köprüsü olan Budapeşte’de yapılması planlanan 18. Köprünün ödenekleri Brüksel tarafından durdurulmuştur. Avrupa Birliği iç yaptırımları uygulanmaya başladı.

AK Sofya Kararları

Bulgaristan’dan 1 500 uzman kişi ile 2000 koruma görevlisinin katıldığı Sofya NDK toplantılarında, bir AB ülkesinden başka bir AB ülkesine memur giden görevlilere aynı yol, konaklama ve günlük ücretim ödenmesi dışında,  direk olarak ülkeyi ve halkını ilgilendiren kararlar alınmadı. Dosyası kapanan 77 konu genelde dış siyaset ve uluslararası ilişkiler kapsamındandır.

Bulgar basını, son altı ayın en önemli olayı olarak, T.C. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Avrupa Birliği (AB) Konsey Başkanı Donald Tusk ve Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’in Varna görüşmesini belirtti.

İkinci önemli olay olarak ise, Avrupa Birliği üyesi ülkeler hükümet Başkanları ile Batı Balkan ülkeleri Başbakanlarının Sofya görüşmesi ve bir ortak İyi Niyet Bildirisi imzalamaları ortaya çıktı.

50 000 yabancı siyaset adamı ve basın mensubunun ziyaret ettiği Sofya’da, yine aynı dönem içinde, AK yönetiminin de fiili desteğiyle Bulgaristan Cumhuriyeti ile Makedonya Cumhuriyeti arasında bir Dostluk ve İşbirliği Anlaşması imzalandı. Bu anlaşma ile iki devlet arasındaki toprak, dil ve kimlik sorunları şimdilik ortadan kaldırıldı. Makedonya’nın NATO ve AB üyeliği yolu açıldı.

Bu arada Batı Balkan ülkelerinin AB üyeliğine çekilmesinin bölgedeki Büyük Yeni Türkiye etkisine engel olmak için önem kazanmıştır. Aynı dönemde T.C. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Saray Bosna’ya yaptığı ziyaret ve Balkanlardaki Müslüman miras ve birikim ve onun onarılarak korunması ve bakımının daha yüksek bir düzeye çıkarılması konusundaki konuşması çok geniş etkilendi.

Balkanlar konusu ile ilgili yorumlarda, yapılan hatırlatılmalarda, Moskova’da 28 Temmuz 1948 tarihinde Kom İNFORM BÜRO tarafından alınan bir kararla, Yugoslavya Federatif Sosyalist Cumhuriyeti’nin Doğu Avrupa Blokundan koparıldığı, 1992 yılında yeniden parçalandığı ve bağımsız ülkeler arasındaki toprak, devlet ismi, bayrak, anayasa ve başka sorunların çözülemediği konu olmuştur.

1984 yılında, Bulgaristan’da devlet zulmüyle Türk isimlerinin Bulgar isimleriyle değiştirilmesinden sonra, uluslararası otoritesi tamamen sıfırlanan Bulgaristan’ın 35 yıl gibi bir sürede 28 ülkeye ev sahipliği yapacak bir duruma gelmesi dikkat çekicidir. Bu altı ay içinde Türk ve Arap isimlerinin top nimlerin değiştirilmesine devam edilmiş, Eski Zata (Stara Zagora)’da 850 yer ismi değiştirilmiştir, fakat AB’nden çıt çıkmamıştır. Tepki gelmemiştir. 6 ay boyunca konuk delegeler gece çalışmış, gündüzleri ön hazırları Kültür Bakanlığınca yapılan pilot bölgeleri ziyaret etmiş, şarkı dinlemiş, halk oyunları seyretmiş, yemiş içmiştir. Ne ki hiçbir Çingene gettosu, Türk köyü, kapanmış okul ve hastane, insansız kasabaların hiç biri gösterilmemiştir.

Şu da var, AK Başkanı olan Başbakan Borisov hakkında, nefes almaya devam eden,  gizli BKP’nin, GERB içindeki aşısı olduğu iddia edilirken, iktidar partisinin meclis grubu başkanı Ts. Tsvetanov’un diktatör Todor Jivkov zamanında “DS” – milli istihbarat şefi Grigor Şopov’un özel şoförünün oğlu olduğu açıkça konuşulmasına karşın, çok başarılı büyük bir operasyon gerçekleştirildi. Yakında ejderha başını kumdan çıkardı ve BKP Bulgaristan’da iktidar oldu” haberini işitirsem artık şaşmak.

6 ay süren bu AK etkinliğini baştan sona BKP Merkez Komitesi eski üyesi Pavlov’un kızı, (dedesi “Çavdar” partizan müfrezesindendir), günümüzde Bulgaristan Başbakan Yardımcısı ve AK Sofya Konsey Toplantısı Başkanı Lilyana Pavlova yönetilmiştir. Yabancılara Bulgaristan’ın yalnız ışılak ve parlayan yüzü gösterilmiş, gerçekler gizlenmiştir. 50 bin kişi 6 ay yedirildi ve içirildi… Bulgaristan’ı kim nasıl anlatıyor diye inceleme yapan bir komisyon kurmuşlar, bizden başka gerçekleri yazan yok. Pazarda al boya kalmamış. Hepsi fırçacı…

Sofya Halk Meclisi önünde 180 günden beri ardı arkası kesilmeyen gösteri miting ve düdük sesleri kem gözlerden uzak tutuldu. Son gün özürlü anneler meclis önünden Kültür Sarayı önüne taşındılar ve isteklerini yazılı olarak dağıtarak duyurmaya çalıştılar.

Avrupa değişiyor.

Avrupa Konsey etkinliklerine katılanlar Bulgaristan gerçeklerini göremediler. Hitler’in Gaz kamaralı ölüm kampları çalıştırdığını ve bunlarda Yahudi ve Çingeneleri, Rusları yaktığını dünya 1948’de öğrendi. Bugün Bulgaristan’da gettolarda yaşayanların kaderi belki de 22. Yüzyılda öğrenilecek.

Avrupa’da son 3 yılda 23 bombalı saldırı oldu, 233 kişi öldü. Avrupa’da yasal düzen çöktü. Macaristan lideri Orban devlet sınırlarına 2 kat tel sınır gerdi, 12 bin asker 3 nöbet sınır bekliyor, hiçbir yabancıya vatandaşlık vermeyeceğine yasak çıkardı.

Bulgar Başbakan Yardımcısı, Savunma Bakanı ve İç Makedon Devrim Örgütü VMRO Başkanı Makedonlara Bulgar Pasaportu dağıtmaktan 28 milyon leva kazanmış. AK dönem toplantısının son ayında yeni 1000 (bin) yabancıya Bulgar yani AB pasaportu verildi. Bu kişilerden birçoğunun AB içinde kırmızı bültenle aranan katil, terörist, kaçakçı olduğu TV yayınlarına düştü. Yine AK dönem toplantıları yapılırken 2 uçak “şüpheli” yabancı Sofya Uçak Alanında Pasaport kontrolünden geçmeden ülkeye giriş yaptı.

Avrupa Konsey toplantılarının son gününde, BG Bakanlar Kurulu özel bir oturum yaparak, Ykrayna’daki  160 yıllık Volgrad Lisesi’nin onarımı, bakımı ve gerekli kitap araç gereçle donatılması için gerekli görülen  ödeneği havale etmeye karar aldı. Bu paralar Türklerin, Pomakların ve Çingenelerin alın teridir. Bize anaokulu ilk ve ortaokul açtırmayanlar, anadilimizde konuşmamızı yasaklayanlar, çocuklarımızın anadilimizde eğitim almalarını yasaklayanlar paralarımızı, bize sormadan,  Ukrayna, Arnavutluk, Kosova, Sırbistan, Makedonya ve daha 150 ülkedeki Bulgar okullarına, kütüphanelerine ve kültür – spor kulüplerine havale ediyorlar.

AK dönem toplantıları hepsi için bayramdı…

Uyan kardeşim uyan!

Okudunuz ise, paylaşmayı unutmayınız.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir