Kıpçak köyünün 23.yılı kutlamaları

Gagvuz Töreni Kıpçak Köyü’nün 23.yılı kutlamalarında Rafet ULUTURK’ün konuşma metni

Sayın Cumhurbaşkanım, Sn. Belediye Başkanım ve milletvekilleri,

Değerli misafirler,

Saygı değer aziz Kıpçaklı kardeşlerim,

Muhterem Gagavuz halkı ve

Dün bağımsızlığını kutlayan Moldovalı biraderlerimiz.

Bayramınız kutlu ve mutlu olsun.

 

Davetinizle şereflendirdiğiniz şanlı yerel 223. yıldönümü kutlamalarınızı, Bulgaristan Türk ve Müslümanları, Balkan halkları, Türkiye’deki soydaşlarım, Rumeli göçmenleri ve tüm Türkiyeliler adına yürekten selamlarken, sizler için özel olarak getirdiğim kucak dolusu sağlık, başarı dileklerimi sunuyorum.

İyi olan her şey, bir daha anılarak yaşamak için dönüp dolaşıp başlangıç noktasına gelir. Katıldığımız bu tören de hem yerel, hem tarihsel olarak çok anlamlıdır. Kıpçak atalarımız bundan bin küsur yıl önce atlı alaylarıyla Balkanlara inip, yerli haklarla birlik olup, Bizarsa karşı nice zafere imza attı. Nal, ok ve kılıç sesleri hala kulaklarda çınlıyor. Hiçbir şey unutulmamıştır! Bir yandan Bizans’a uyku uyutmayanlar, aynı zamanda 1072’de Malazgirt Savaşı’nda Selçuk İmparatorluğunu doruklara çıkardı. Osmanlı İmparatorluğunu hayata çağırdı. Kıpçak savaşçıların kılıç seslerinde çınlayan kahramanlık bugün de yankılanıyor, tarih sayfalarından taşıyor. Yelelenmiş atları Anadolu’ya getiren, dünyaya at üstünde ok atmayı öğreten, toplumsal enerjiye at gücü katarak çağ açan atalarımızdır. Tarihin derinliklerinden gelen selam sizleredir.

Birlikteliğimiz akla fikre sığmayacak kadar kadim ve zengin bir tarihin devamıdır.

Biz birbirinden kopmayan bir bütünün en yeni halkalarıyız.

Kıpçak köyünde doğan her çocuk, dev bir Türk Dünyasında bir nur, gül bebek, evladımızdır. Her başarınız, bizim de başarımızdır. Bu bağların ve Türk Dünyası bozkırlarının her köyünde doğan hayat parçalanmaz bütünlüğümüzü simgeleyen bir ışıktır, geleceğimizdir.

Biz hep birdik, beraber olduk ve bir medeniyet ve ruh olarak aynı yolun yolcularıyız.

28 Ağustos 2014 efsane ve destanlar yuvası Kıpçak Köyü’nde önemli bir kutlama vesilesi olduğu gibi, Türk dünyası için de bu bir çifte bayram günüdür. Bugün, sonrası olmayan Büyük Türklük tarihinde çağ değiştiren bir gündür. Biz bugüne kadar çağımıza GEÇMİŞ ÇAĞ diyorduk, artık yeni birlikte oluşturacağımız çağının ilk adımı atılmıştır. Artık dünyamız değişti. Bugün Recep Tayip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olduğu günüdür. 10 Ağustos günü yapılan genel seçimde Türkiye halkı ilk kez olmak üzere aracısız, direk olarak kendi oyu ile Tayip Erdoğan’ın Türkiye Cumhuriyeti Başkanı seçti.

Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti’nin 12. Cumhurbaşkanı olsa da, sıradan bir Cumhurbaşkanı değildir. Kurucusu ve lideri olduğu Adalet ve Kalkınma Partisi,(AKP) 2002’den beri onun Başbakanlığında kesintisiz bir iktidar utkusuyla Türkiye’de yeni bir Türkiye yarattı.

Yeni Türkiye Cumhuriyetini yaratan Tayip Erdoğan’dır.

Fabrikaları, yolları, demiryolları, barajları, uçak alanları, tünelleri, sayfiyeleri v.s. ile beklenen çağı getiren modern Türkiye’nin ruhu bugün artık Cumhuriyet sınırlarına sığmıyor. Türkiye farklı bir devlet oldu. Gerçekleştirilen niteliksel büyüme ile aynı sınırlar içinde kalarak, dünya çağındaki etkisini kat kat arttırdı. Büyüklerin, gözdelerinin arasına girdi. Çok güçlendi. 80 milyonluk bir ülke cömertliğiyle 800 milyonu besleyen duruma geldi. Osmanlıdan ayrılan 44 devlet, ülke ve diyar insanlarına Anavatan, Türkiye’dir. Başı sıkılanın Vatanı’dır Türkiye Cumhuriyeti.

Değişerek büyüdükçe büyüyorken, dünyada ve bölgede barış ve huzur kalesi olurken,

Dünya mazlumlarına herkese el uzatırken, bölgesel savaşlarda tüm kovulanlara, başı dara düşenlere kapısı açık devlet, Türkiye’dir. 1990’larda “Srebrenitsa” katliamında Bosnalıları, Kosovo bombalanırken Arnavutları, “Büyük Göçte” Bulgaristanlı Türkleri, şimdi de Suriyeli Türkmenleri, Saddamdan kaçan İraklı Türkmen ve Kürtleri, IŞID barbarlığından, İsrail füzelerinden kaçan Gazze ve Filistinlileri hep Türkiye bağrına basıyor, doyuruyor, çocuklarını eğitiyor, okutuyor. Bu bakıma da Türkiye Tayyip Erdoğan liderliğinde zor gün dostu Büyük Türkiye oldu. Bu zor dönemde dünyayı zihnen ve filen değiştirecek güçlerin arasında en güvenilir örnek ülke Türkiye’dir. Feryattan kaçanlar Türkiye diyor. Türkiye bölgesel ve kıtalararası HUZUR ÜLKESİ oldu.

Yıllardır sıcak bölge olan Yakın Doğu tarihinde boşa tüfek patlamayan bir tek Türk dünyasıdır. Barış ve huzurlu güven medeniyeti İslam’la geldi. Bugün, güç kaynağı uygarlığımızın Müslümanlıkla birleştiği topraklarımızda, köklerimiz yeniden birbirine örülüp kardeşleşiyor. Yani artık köklerimizle buluşuyoruz. Bu açıdan yeni Büyük Başkan Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye yıldızı parlayan güçlü devlet oluyor. Liderimizle beraber kaderimiz ve devletimiz büyüyor, değişiyor ve gelişiyor.

 

Dev Türk Dünyasını yeniden oluşturmaya ufuk açan, ufukları parlayan bir dönemdeyiz. Bugün tarihsel bir gündür diyorum, çünkü bu gün Tayyip Erdoğan Çankaya’ya emin adımlarla ve tüm Türk Dünyasına umut saçarak girdi. Bu kutlama mesajımda çok emin olduğum bir şeyi ilk kez sizinle paylaşmak istiyorum. Geleceğin Türkiye Cumhuriyeti Başkanı ERDOĞAN’ın Türk Dünyasını Çankaya köşkünde değil, geçmişte olduğu gibi Sultanlarımızın Saraylarından yöneteceğine eminim. Atalarımız, bir telefon bile olmayan çağlarda 5 kıtaya uzanan dev imparatorluk yönetmişken, elektronik çağda Türk uygarlığının dünyayı mucizelerle şaşırtacağından eminim. O anları ben de sabırsızlıkla bekliyorum.

Ben, töreninize İstanbul’dan geldim. Aynı anda yeraltında, boğaz ve deniz altında, deniz üstünde, karada ve gökyüzünde yaşayan kıta ve uygarlıkları birleştiren dev şehirden selamlar sunarken, orada yaşayan milyonlardan biri olmak, ne güzel!  Aynı anda milyonlarca kilometre etrafına ekmek, güven ve gelecek veren bir şehirde yaşamak ve çalışmak ne mutlu! Yeni İstanbul’u yaratan Türk Halkının önderi Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Biz Türkler saldırı harpleri başlatan bir boy, soy ve millet olmadık. Kalbimizden kaynayan ve gözlerimizde parlayan sıcaklık ancak içimizdeki insan sevgisidir. En büyük özlemimiz Türk Dünyasında, bölgede ve dünyada barıştır. Ne yazık ki bugün de yanan bizim ata topraklarımızdır. Halkların boyların soyların kaderlerini belirleme ve kendi barış ve güvenlik yolunu bulma çabalarına karışmadık. Yakın Doğu ateşi sönecektir. Kürt kardeşlerimiz sözümüze inandı, Tayyip Erdoğan politikasına, halkımıza güvendi ve silah indirdi. Her çatışmada kan dökülmesine karşı ve adaletten yana olduğumuzu tüm dünya gördü.

Bölgesel ve yerel sorunların çözümünde, Kırımda olduğu gibi, nüfus oranları değiştirilerek gerçekleştirilen ilhak politikası ve dünya barışına gölge düşüren, komşu Ukrayna örneğinde olduğu gibi halkı galeyana getirip etki alanları yaratmak, yeni barış politikasına anahtar olamaz.

Ambargoların, hele gıda ticaretinde sınırlandırma ve yasakların bir barış silahı olduğuna inanmıyorum. Politikalar iktidarların işidir, halkları açlığa itham etme doğru bir seçenek olamaz!

Dünya zihinsel ve eylemsel olarak hangi yönde değişirse değişsin,  Türk Dünyası’nın atılımlı büyümesini, güçlenmesini ve kardeşliğini asla etkileyemez ve durduramaz.

Yeni dev çınarlarımız, eski dev çınarlarımızın köklerinden geliyor. Dünya halklarının yeni boyutlarında, sizin Kıpçak Köyünüzün yeni güzelliklerini de görebildiğim için her defasından daha mutluyum. Başarı, sağlık ve mutluluk dileklerimle hepinizi kucaklıyorum.

Köyünüzün ve kilisenizin gününü kutluyor. Sağ olun! Var olun!

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir