Fıkra Değil Gerçek!

Alptekin CEVHERLİ
+++++
Kıymetli dostlar uzun bir aradan sonra yine birlikteyiz…
Bektaşi’ye sormuşlar “namaz kılar mısın” diye…
Hızlı hızlı cevap vermiş:
“Bayramdan bayrama, bayramdan bayrama” diye…
Peki demişler rakı içer misin?
Aheste aheste yanıtlamış:
“Akşamdaaaan akşamaaaa…”
Bizim yazılar da sanırım “bayramdan bayrama, bayramdan bayrama” sık sık yazılıyor…
 * * *
Geçtiğimiz günlerde bir konferans için Azerbaycan’a gittik.
Biletim, pasaportum derken havaalanına vardık… Üst baş kontrolü, pasaport kontrolü filan derken uçağa biniş için son kontrol noktasına geldik…
Bakü – İstanbul seferlerinin sayısı anlamsız bir şekilde azaltılmış, yer bulmak zor. Bu nedenle uçak tam kapasite dolu…
Son kontrol noktasının önünde ise bir kuyruk var ki sormayın…
Elimde de yük var. Bu nedenle sıra biraz azalsın diye bir koltuğa oturdum bekliyorum.
THY’nin iki genç elemanı masaların önünde durmuş, bilet ve pasaportları kontrol edip, yolcuları uçağa yönlendiriyorlar…
Yolcuların kimi Türkiye, kimi de Azerbaycan vatandaşı; birkaç da hallerinden belli ki, Amerikalı var…
Bizim THY yer personeli ise gerçekten mükemmel bir İngilizce ile yolcuları karşılıyorlar.
Fakat dikkatimi bir şey çekiyor…
Yolcu Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı Pasaportu taşıyor ise Türkçe konuşan personel, bunun haricindeki bütün pasaportlarda İngilizce konuşuyor…
  • Wellcome, What Is Your Name?
  • Selâm, Fatma.
  • Where are you going?
  • Bakı’ya gidirem.
  • Have nice trip…
  • Teşekkürler…
Şaka etmiyorum…
İnanılmaz ama iletişim aynen böyle devam ediyor.
İlk önce sanırım personel yorgunluktan İngilizceye bağlamış gidiyor zannediyorum. Ama eline Türkiye pasaportu geldiğinde bir anda Türkçeyi hatırlayabiliyor…
Azerbaycan pasaportlulara:
  • Wellcome, What Is Your Name?
Türkiye Cumhuriyeti Pasaportu taşıyanlara:
  • Hoş geldiniz, isminiz neydi?
Bir, iki, üç…
Sinirim bozuluyor, tam müdahil olayım derken; Azerbaycanlı bir kardeşimiz dayanamıyor:
  • Engilişçe bilmirem. Men de sizin gibi Türküm.
  • Okay sir, What Is Your Name?
  • Gardaşım Engilişçe bilmirem.
  • I know, but…
  • (Azerbaycanlı Rusça bir şeyler söylüyor)
  • I don’t know Russian!
Ortamın tam gerildiği anda arka sıradaki Azerbaycan vatandaşı söze giriyor:
  • Gardaş adını soruyor.
  • Ha, adım Ahmet.
  • Where are you going?
  • ?
  • Harada gedirsen, der.
  • Bakı’ya gedirem.
  • Have nice trip…
  • ?
Bilmiyorum, başka söze gerek var mı?
 * * *
‘Türkiye pasaportu dışındaki herkesle İngilizce konuşacaksınız’ diye bir kural konulmuş mu, bilmiyorum. 
Ama şu kadar ülke gezdim, hiçbir ülkede kendi millî dili dışında bu kadar tek bir yabancı dile şartlanmış bir uygulama görmedim.
 * * *
Sonra mı?
Bakü havaalanında elbette sadece ‘Türkçe’ konuşarak bütün işlemlerimizi gerçekleştirdik…
Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir