Büyük Önder

Neriman Kalyoncuoğlu

Tarih: 18 Haziran 2017

Konu: Neden Hitler her zaman ve her yerde Atatürk önünde boyun eğidi?                    

“Almanya’nın Sesi” /Deutsche Welle/: Hitler her zaman ve her yerde Mustafa Kemal ATATÜRK karşısında boyun eğilmiştir. Neden?

Alman tarih bilimci Stefan İrig, “Nasyonal sosyalistlerin hayalindeki Atatürk” başlıklı bir bilimsel araştırma eseri yayınladı.

İlgili resimFoto: Mustafa Kemal Atatürk

Birinci Dünya Savaşından sonraki yıllarda Adolf Hitler, homojen bir ulus oluşturabilen bir önder olarak Mustafa Kemal’le büyük saygı duymuş, her zaman ve her yerde kendisine ve eserlerine boyun eğmiştir. Alman tarihçilerinden Stefan İrig yeni araştırma eserinde, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları arasında meydana gelen fakat pek bilinmeyen birkaç olaya yer vermiştir.

Alman tarihçi Stefan İrig yeni kitabı “ Nasyonal Sosyalistlerin Hayalindeki Atatürk” başlığı ile çıktı. Bu eseri, “Deutsche Welke” radyosu, “Die Zeit” Gazetesi ve “The Wall Sreet Journal” tanıtımıyle sunuyoruz.

Alman sağcılarına göre Birinci Dünya Savaşından sonra Mustafa Kemal olağanüstü büyük başarılara imza atmıştır.  Ülkesine dayatılan ve 1920’de Osmanlı İmparatorluğunu dağıtan ve Türk topraklarını “parçalayan” Sevr Antlaşmasından sonra, Türk halkı Büyük Atatürk’ün önderliğinde silah elde direnerek dayatılan diktanın yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılmayı başarıyor.  Türk halkının Kurtuluş Savaşı, şimdiki TC sınırlarını çizen, 1923 Lozan Antlaşmasıyla noktalanıyor.  Şöyle ki, Hitler ve arkadaşları, Atatürk kişiliğinde, etnik olarak homojen bir ulus oluşturan bir önder görmüştür.

Birinci Dünya Savaşında Almanya ve Osmanlı İmparatorluğu müttefiktir. Atatürk’e karşı büyük ilgi ise, onun Versay ve Sevr Anlaşmalarına başkaldırması ve 1919’da Türk halkının Ulusal Kurtuluş Savaşını başlatmasıyla birden bire artmıştır. Türk halkının Milli Kurtuluş Mücadelesi 1923’te sona ermiştir.  O zaman ise, Almanya’da nasyonal sosyalist hareket canlanmıştır. Türk örneği Almanlara baş döndürücü etkide bulunmuştur.  Nasyonal sosyalistler olayı şöyle görmüştür: Türk halkı elde silahla mücadele verip zafer kazanırken, Alman halkı ise aynı emperyalist güçlerin baskısına boyun eğmektedir…

Alman halkı, Türk ulusunun savaşım ve zaferlerini bir ekran olarak kullanarak üzerine kendi emel ve arzularını çizmeye koyulmuştur. 1923’te Münih’teki  “Biracı Darbesi”nden az önce, Hitlerin yandaşları, Ankara’yı Türkiye’nin yeni başkenti ilan eden ve İstanbul’a başkaldıran Atatürk’ü cesaret ve kararlılık örneği olarak göstermiştir. O zamanlar Almanya’da çıkan muhafazakâr yorumlara bakıldığında, Mustafa Kemal oluşan yeni durumları başarılı değerlendirebilen bir önderdir. Türklerin “temiz” ırktan bir ulus olmayışlarına gelince ise, Alman propaganda makinesi, önemli olan Türklerin Avrupalı iradesine sahip olmalarıdır, diyerek olayı eşelemekten kaçınmıştır.  Türk iletişim ortamı ise bu durumdan faydalanmaya çalışırken “biz safkanız” sloganından başlık yapmıştır.

Atatürk’ün Almanları kanatlandıran örneğinin özünde olan şudur:

VERSAY ANLAŞMASI YENİDEN GÖZDEN GEÇİRİLMELİ VE ALMAN DEVLETİ YENİ BAŞTAN BİNA EDİLMELİDİR.

İki dünya savaşı arasında, diğer ülkelere kıyasla, Mustafa Kemal Hayat Yolu’nu anlatan eserlerin en çok ve en büyük tirajda basıldığı ülke Almanya’dır. Bu yapıtların hepsinde şu çağrıyı bulabilirsiniz:  “Bir milletin izinden yürüyeceği güçlü bir öndere sahip olması ne büyük bir edinimdir!”  1938’de Atatürk’ün hayata gözlerini yummasından sonra, yerel gazetelerden en büyük merkez basına kadar bütün gazeteler Atatürk’ün hayat yolunu yazmıştır. Hitler ise, halka hitaben yaptığı konuşmalarda ve Türk siyaset adamlarıyla görüşmelerinde şöyle demiştir: “Atatürk, bir ülkenin kurtuluş davası için tüm kaynaklarını seferber edebileceğini kanıtlamıştır.” 1933’te Almanya’da Türkiye Cumhuriyeti’nin 10. Kuruluş yıldönümü törenli bir şekilde anılmıştır. Hitler ise, heykeltıraş Yosev Topak’ın yaptığı bir Atatürk büstüne hayranlığını defalarca dile getirmiştir.

Öte yandan, Mustafa Kemal, ona hayranlığını gizleyemeyen Adolf Hitlere karşı özel bir saygı hissetmemiştir. Atatürk’ün aramızdan ayrılmasından kısa bir süre sonra Alman basınında Atatürk’ün hayattayken kaleme aldığı  “”Önder ve Ulus” başlıklı yazı çıktı. Bu yazının ilk kısmında büyük önder bir halk yöneticisi hakkında genel tezlerini geliştirirken, daha sonra “yurtta barış, dünyada barış” idesini esas almıştır.  Atatürk’ün kalıcı barışın temellerini güçlendiren siyasi ve felsefi fikirleri ise, Alman nasyonal sosyalistlerin, Hitler ve yandaşlarının izlemeye başladıkları yeni siyaset çizgisiyle örtüşmemiştir.  Onlar Atatürk kişiliğinde ancak ülkesini hızlı adımlarla kalkındıran büyük devlet adamını görebilmişlerdir.

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir