Bulgar öğretmeniyle yüz yüze

Photo: BGNES

Bulgar eğitim sistemindeki sorunları sık sık konuşuyoruz. Bulgaristan’daki eğitimin Avrupa’daki eğitim sistemi seviyesine ulaşması için atılması gereken adımlar tarışılıyor. Reform kararlarını yönetim alıyor, fakat gerçek değişimi ve reformları öğretmenler gerçekleştiriyor. Onlar, maddi sıkıntılar içinde yaşayan kişiler olsa da, sorumlulukları çok büyük olan kişilerdir. Öğretmenlerin çocukları eğitmeleri, tavırları ve tutumlarıyla örnek olmaları isteniliyor. Toplumun beklentileri çok büyük. Okulda dersleri akıcı ve enteresan sunmalı, ders dışında idareci, psikolog, danışmana dönüşmeli, aynı zamanda kişiler arası temas uzmanı olması de bekleniyor öğretmenlerden.

İş günü sona erdikten sonra da, öğretmenler öğrencilerin sorunlarıyla alakalı kalıyor. Ebeveynler onlara telefon ediyor, okulla ilgili farklı sorular yöneltiyor, sorunlara çözüm arıyor. En fazla telefon aramaları, öğretmenin çocuklara verdiği notlarla ilgili oluyor. Her zaman memnun olmayanlar var. Ebeveynler açısından kırık notun temelinde her zaman öğretmen bulunuyor. Öğretmen sendikası, son yıllarda eğitimde yenilikçi yöntemler uygulasa da, Bulgar öğretmnelerine karşı şiddet ve saldırganlığın arttığını tespit etti. Sendikalar, öğretmenler yasasının belirlenmesini istiyor. İstatistiklere göre, öğretmenlerin yarısı görevleri sırasında şiddet veya saldırıya maruz kalmış. Ebeveynler tarafından da, çocuklarına daha yüksek not vermesi istemiyle şiddet olaylarının önü kesilmiyor.

Öğretmenler “Emeğimiz azımsanıyor, önemsenmiyor” diyor. Yaz aylarında uzun tatil dönemi olduğu söylentileri de doğru değil. O dönemde öğretmenler kurslara katılıyor, ihtisas yapıyor, okulla ilgili idari işler yapıyorlar, yaz tatili de yılın stresinden sıyrılmak için yetmiyor.

“Küçük çocuklara öğretmen olmak çok kolay. Minikler o kadar uslu ve iyi” diye yaygın tanımlama çok yanlış. Meslekten uzak insanlar bu tezi savunuyor. Ancak uzun yıllardan beri ilkokul öğretmeni olan Boyana Yovçeva bu fikirlere katılmıyor.

“Okulda herşey çok hareketli. Herşey çabuk değişiyor. Yeni iletişim araçları çocuklara öğretimde yardım ediyor, fakat burada dengeyi bulmak önemli. Teknolojiler, öğretmenin ve iletişimin yerini alamaz. Teknolojiler okulda, öğretmenle, aileyle ve normal yaşamdaki temasları değiştirdi. Küçük çocuklar tabletler, bilgisayarlar önüne oturuyor ve arkalarındaki ebevynlerini bile görmüyor. Sosyal ağlarda ne kadar zaman geçirecekler. Bunu kontrol etmek lazım. Öğretmenlerin okulda şiddete karşı yasayla korunması çok konuşuluyor. Bu artık gecikmiş bir konu. Öğretmen işinde çok tedirgin, öğrenci ailesinin tepkileri ne olacak diyerek, çocuklara gerekli olduğu gibi davranamıyor. Aileler, maddi gelecek ve geçim kavgası içinde. Bu durumda yoksulluk da aileleri şiddete itiyor. Aile içindeki şiddet çocuklara da yansıyor. Küçükler sık, sık büyüklerin tavırlarını tekrarlıyor ve kendilerini büyük insan gibi kızgın görüyor.Çağdaş anne, baba eğitim ve terbiyeden uzaklaşıyor. Çocuklar küçük yaştan kreş ve anaokulun hizmetine bırakılıyor. Bu yurtlar, aile içi terbiyenin yerini alamaz. Başka bir hata da var. Aile, kendi çocuğunu savunmaya çalışırken, başkalarını haksız yere suçlayabilir. İlişkilerde hoşgörü eksikliği yaşanıyor. Bu da otomatikmen derste sınıf odasına aktarılıyor ve öğretmemin işine engel teşkil ediyor.

Çeviri: Sevda Dükkancı

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir