Bize Nasıl Bir Siyasi Parti Gerek?

Levent resm Levent RASİMOV

Konu: Siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.

Siyasi partisiz demokrasi olmaz.

Demokrasiyi var kılan siyasi partilerdir.

Todor Jivkov döneminde demokrasi yoktu derken, totaliter rejim olduğunu söylerken, halkın menfaatlerini ifade eden, azınlıkların siyasi sözcüsü olan politik parti yoktu, diyoruz. O dönemlerde yalnız Komünist Partisi vardı. O da demokrasiyi hasır altı ederken, meclisi, hükumeti ve adaleti totaliter yumrukta sıkmış, hayatın suyunu çıkarmış ve halkı alabildiğine ezmişti.

Lider olan Jivkov ise halk düşmanı bir diktatördü. Yönettiği rejim baskı ve terör rejimiydi.

Aynı sözleri Çar III. Boris’in faşist idaresi için de söyleyebiliriz. Halkı ezmişti. Ülkeyi kendisi idare ederken, halka eziyet çektiriyordu.

Bulgaristan’da gerçek demokrasi ortamı 1989’da Komünist rejimin yıkılmasıyla başladı. 1992 Anayasa değişikliği ile çok partili demokratik sosyal devlet ilkesi başa geçti.

Son 26 yılda ülkemizde 401 siyasi parti kuruldu.

10 Nisan 2016 günü Sofya’da Kültür Sarayı’nda Kurucu Meclis Demokrasi Sorumluluk Özgürlük ve Hoşgörü – DOST siyasi partisini kurmaya toplanacak. Yeni siyasi parti 4 Ocak 1990’da Varna’da kurulan Hak ve Özgürlükler Partisi’nden (DPS) ihraç edilen kadroların kuracağı beşinci siyasi parti olacaktır. Daha önce Adem Kenan, Güner Tahir, Osman Oktay ve Kasim Dal-Korman İsmailov öncülüğünde kurulan siyasi partiler halka inemedi, halkı kucaklayamadı, kendi güçleriyle bir milletvekili çıkaramadı ve memleketimizin siyasi yaşamında belli bir iz bırakamadılar.

HÖH-DPS partisinin 25 yılda 5 kez parçalanmasının siyasi nedenleri vardır.

Bunların başında partinin kurulduğu an yönetimini Rusya dış istihbaratı (KGB), bugünkü adıyla (FBC) ve Bulgar istihbaratı (DS), bugünkü adıyla (DANS) ajanı Ahmet Doğan vasıtasıyla ele geçirilmesidir. Bu olayın anlamında, bir soy kırım olan “soya dönüş” (1984-1989) trajedisinden büyük sayıda kurban vererek kurtulmayı başaran Bulgaristanlı Türk Müslümanları “Bulgar Etnik Modeli” kuyusuna iterek uyutulup bilinçlenme olanağı bulamaması gerçeği vardır.

İkinci olarak 1989 Ağustosunda baskılara dayanamayıp 350 bini ana-vatana göç eden Türk Müslümanların göç yarasının akmaya devam etmesinde gizlidir. Arkada kalan 26 yılda memleketini terk edip geçim kaynağını Türkiye’de arayan kardeşlerimizin sayısı 710 bin oldu. Bu sürede ekonomik ve sosyal dertlerimiz siyasi sorunlarımızın önüne geçmişti.

Üçüncü olarak, tüm güçlüklere rağmen uyanan halkımız, bugün dil, din, kendi kültürümüz, kendi gazete, radyo ve TV programlarımız istekleriyle ve öncelikle de iş ve ekmek sorunlarıyla yine mücadele alanına toplanıyor. Eğitim ve sağlık problemleriyle birlikte, ilk kez olmak üzere, hepimizi yakından ilgilendiren bir dış siyaset sorunu da güncel oldu. Memleketimiz üzerinde artan Putin baskısı, Rusçu saldırgan milliyetçilerin kükremesi, Türk Müslüman kimliğimizin, Avrupa Birliği (AB) ve Kuzey Atlantik Paktı (NATO) üyesi olan Bulgaristan dış siyasetinin yeniden sorgulanması HÖH-DPS partisinde 5-inci parçalanmaya neden oldu.

10 Nisan sabahı Sofya’da Kurucu Kurultay’da bulunacak olanlar nasıl bir parti kurmak istiyorlar?

Ne geçen ay yine Sofya’da toplanan Girişimciler Toplantısında ne de daha sonra merkez ya da yerli basında DOST partisi Program ve Tüzük taslağı tartışmaya sunulmadı. Şimdiye kadar bizde bu işler, kurultaya gelen delegelere verilen, derin bir tartışmaya açılmayan ana belgelerin onaylanarak kabul edilmesiyle başlar ve biterdi. Ki, bu sebepten olacak, art arda kurulan partilerden hiç biri halka inemedi, bir “lider” partisi olan, seçmenden ve sosyal kitlelerden tamamen kopmuş olmasına rağmen, HÖH-DPS partisi siyasi sahneden indirilemedi, Ahmet Doğan da “saray” ininden çıkarılıp hesap sorulamadı.

Aşağıdan yukarıya ve yukarıdan aşağıya örgütlenme ilkesini çöpe atak HÖH-DPS partisi, seçmene korku saçarak merkezden yönetiyor, halkımıza bir üniforma giydirip sıraya dizerek zorla oy kullandırmadığı kaldı.

Siyasi partiler, siyasal katılma ve örgütlenme hakkını sağlamak ve bu yolla iktidarı kısmen veya tamamen elde etmek amacı ile kurulur. Bizde Türk Müslüman seçmenin oyu gizli polis ajanlarının iktidara monte edilmesi ve bize zulüm eden ve zamanını tamamen dolduran totaliter düzenin yaşatılmasına katkı sunmak için kullandı.

HÖH partisi bir “lider” partisi olup, sert “totaliter-baskıcı” bir kuruluştur. Türklerin demokratik hak ve özgürlüklerinin, adalet ve değişiklik isteklerine kesinlikle karşı olan bir siyasi partidir. HÖH partisi hakkında çok sıkı disiplinli bir kadro partisi de diyebiliriz.

DOST NASIL BİR PARTİ OLMALI

DOST’UN oluşturmaya çalıştığı idare birliği hangi ilkeleri esas alacaktır: Sıkı örgütlü bir kitle partisi olabilir mi! Çünkü Bulgaristan gerçekliğinde gevşek örgütlü ve askeri disiplin derecesinde sıkı örgütlü partiler görüyoruz. Merkez örgütü, il örgütleri ve ilçe örgütleri arasındaki elektrik alış verişi bütün zamanda sürecek mi, yoksa SEÇİMDEN SEÇİME PROPAGANDA ADRESİNDE Mİ BULUŞACAĞIZ?

Gerçeği söylemek gerekirse, HÖH-DPS partisinin son parçalanması ve 4 milletvekili, Genel Başkan Lütfi Mestan ve Kırcaali İl Başkanı Bahri Ömer’in ayrılmasıyla yön alan yeni akım, aslında son genel ve yerel seçimlerde gerçekleşmişti. Deliormanlı seçmenin HÖH merkezince önerilen kadroyu milletvekili seçmeyip onun yerine Sofya’ya Güney Hüsmen’i gönderdi. Olayı Pomak Müslümanlar Blagoevgrat’ta tekrarladı. Yerel seçimlerde HÖH partisi Deliorman’da 7 belediye kaybetti. Pomak bölgelerde de parlak örnekler var.

Bu olaylar seçmenin merkez örgütü saymadığını doğruladı. Türkler, köleleştiren HÖH zincirlerini kırdı. Seçmen aşağıdan yukarıya doğru sıkı bir örgütlenme istiyor. Bu bakıma DOST partisinin bir kadro partisi değil kitle partisi olmasını arzu edenler çoğunluktur. Kurultay DOST partisinin siyasal örgütlenme modelini tartışırken, HÖH liderinin dayattığı baskıcı modeli kesinlikle kınamalı, HÖH partisini kontrol altına alan sermaye grupları ile kulislerden, “baskıcı gruplardan” tamamen uzak kalınmalıdır. Seçmenin ve halkımızın düşünce ve isteklerine kulak vermeyen HÖH partisinden tamamen uzaklaşırken, fikir özgürlüğüne, görüş açıklama ve teklifte bulunma hürriyetine saygı duyulmalıdır.

Siyasi particilik Avrupa’da daha 17-18. Yüzyıllarda başlamıştır. Biz Bulgaristan Türkleri bu dava yolunu 30-35 yıl gibi kısa bir süre yürümeye çabalıyoruz. Ne var ki, siyasetin bir parti işi, bir ekip işi, gençlerinde katılacağı arkadaş grubu işi, siyasi inanç birliği işi olduğuna ve sonuçta bir politik örgütlenme işi olduğuna tamamen inanmış bulunuyoruz.

Grad Hotel Sofya” toplantısında 24 göçmen dernek, federasyon ve konfederasyonumuzun temsilcileri katıldı. Sofya Kültür Merkezi NDK’da bu katılımın daha büyük, yoğun ve temsili olacağına inanıyorum. Partinin bir ayağının hem Bulgaristan’da hem de Türkiye’de sivil toplum örgütlerine basması, kitle temsilcilerinden güç alması gerektiğine inanıyorum. Aynı zamanda 21. Yüzyılda siyasi hgareketlerin gücünü kitle selinden aldığını görmeyen kalmadı. Bu bakıma İki ülke yasalarına uygun hareket ederek, T.C. deki sivil toplum örgütlerinden de milletvekili adayı gösterilmesini ve ilgili makamlara atamalar yapılmasını bekliyoruz. Bulgaristan ve Türkiye’deki soydaşlarımızın birliği ve beraberliği şu dönemde sivil toplum örgütlerinde soluyor. Politik boyuta henüz erişilemedi. DOST partisinde bu konuya gayet ciddi yanaşmasını bekliyor ve geçmişte yapılan hataların tekrarlanmamasını dileriz.

Çağrılan kurucu kongreyi ve yönetim kurulunu, partiyi ve yerel yönetim organlarını yeni bir atılım ateşiyle kucaklamak istiyoruz. 10 nisan da bunların değişmesi gerektiğini düşünüyor…

ARTIK DÜRÜST, ÇALIŞKAN VE SAMİMİ KİMSELERİ

BU TAKIMIN İÇİNDE YER ALMALARINI BEKLİYORUZ…

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir