Sevilcan YÜCE

 

Ahmet Doğan’ın Kurultay Kürsüsünden atılmasından sonra, Bulgaristan Türk ve Müslümanlarının gönül azmiyle 1990’da kurduğu Hak ve Özgürlükler Partisi (HÖH-DPS) Başkanlığına 19 Ocak 2013’te getirilen eski gizli polis ajanı ve anti-Türk ve anti-Müslüman eğitim almış olan kitapsız ve namazsız lider Lütfü Mestan  Kırcaali’de seçmenlere ana dilimiz Türkçe konuşma cesaretini gösteremedi.

 

İngiliz Büyükelçisinin de korteje dahil olduğu mitingde, kendilerini Türkçe şarkı ve türkülerle, davul zurna ve oyun havalarıyla karşılayan Müslüman kalabalığı ana dillerinde yalnız selamlama cesareti bulabilen L. Mestan, TESLİMİYET BAYRAĞI KALDIRMIŞTIR. BULGARVILIĞA RUHEN VE FİİLEN TESLİM OLMUŞTUR. Böylece HÖH lideri vasıflarını halkın nezdinde kaybetmiş ve sıfırlanmıştır. Halkımız ruhsuz bir adam tarafından yönetilmek istenmiyor. Seçimde yeni yön almak ve ana dilimizi ve özgün etnik Türk kültürümüzü ret eden, kabul etmek istemeyen bir kişiden uzak durmak istiyor.

 

Büyük şairimiz Tevfik Fikret bu konuda şöyle demişti:

 

Kimseden fayda ummam, dilemem kol kanat.

Kendi boşluk ve gök kubbemde uçar giderim

Eğilmek, esaret zincirinden ağırdır boynumda

Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bir şairim.

 

Dönemler vardır lider doğurur.

Dönemler vardır lider yok eder. Biz bu ikinci dönemde yaşıyoruz.

 

Bir lider zamanı dolmuş, eskimiz, pili bitmiş, formül ve modeller savunamaz ve onlarda ısrar edemez. L. Mestan, 1990’dan beri ölmüş eşeğin nallarını sökmekle meşgul olan ve kendini haklı çıkarmak için “BULGAR ETNİK MODELİ” eşek babası olan hmet Doğan’a yaltaklanıyor. Savundukları model totaliter düzenini Türkleri, Pomakları ve Müslüman Çingeneleri eriterek asimile etme ve Bulgarlaştırma modelidir. Bu modele karşı Mayıs 1989’da halk ayaklandı. “Soya dönme” politikası bir zulüm olarak nitelendi ve ret edildi. Yerinen konması istenen tüm etniklerim tüm özgün haklarının bu arada din, dil, kültür, gelenek, örf adet haklarının tanınması istendi.

 

HÖH-DPS partisi zamanını dolduran ve 25 yıldan beri kokuşan A.Doğan’ın “Bulgar Etnik Modeli” ni stratejik bir kazanım olarak savunmaya devam ederken, EVRENSEL BİR EDİNİM OLAN, HALKLARIN MULTİ KÜLTÜREL POLİTİKASININ TANINMASINA VE YASAL ŞARTLARDA GELİŞTİRİLMESİNE YANAŞMIYOR. Kırcaali mitinginde savunduğu da budur. Böylece o Bulgar etnik milliyetçiliğine ve ırkçılığına çanak tutuyor, yol açıyor ve 5 Ekim 2014 seçimleri arifesinde kanıtlandığı üzere onları  hatta onları finanse ediyor.

 

Biz bu yazımı, 26 Eylül 2014 günü AVRUPA HALKLARININ ANA DİL GÜNÜNDE yazıyorum. 24 temel dilde konuşan ve çalışan Avrupa Birliği etnik halk topluluklarının ana dil, özgün kültür ve gelenek, görenek özelliklerine hayat hakkı verilmesi için büyük ödenekler ayırıyor. Bu paralardan bir kısmı Bulgaristan’a da geliyor. Fakat L. Mestan yönetimindeki “ana dil”, Türk kültürü ve Müslüman dini düşmanı politik HÖH yapılanması delinin çomağa yapıştığı gibi dört elle sarıldığı “Bulgar Etnik Modeli”nden vazgeçmiyor. Hepiniz biliyorsunuz ki, bir saçmalık olan bu 1”model” bir ruh hastası olduğu sertifikalanmış bulunan ajan “Sava-Ahmet Doğan” tarafından hazırlanmıştır. Bu adam Türk değildir. Bizim içimizi dışımızı bilemez. Nereden ve nasıl bilsin ki? Halktan kopmuş bir eve girmiş çıkmıyor, koruma- polisleri etrafta kuş uçurtmuyor. Son karısı Alylin Hanım da “ben bir gencim, Ruhsal hali bozuk bir adamla ömür geçiremem” demiş ve çekiş gitmiş. Bizi ruh hastaları ne zamana kadar idare edecekler!?  Onların model ise bizim kültürel haklarımızı, ana dil ve ana dilde edebiyat, sanat ve kültür sahibi olma yolumuzu kesiyor. Bizi manen köreltiyor sakat bırakıyor. AB üyesiysek bu topluluğun ANA DİL YASALARI BİZDE DE UYGYULANMALIDIR. Türkçemiz selam sabah ve bayramlaşma dili olmakla birlikte bizim yaşam dilimiz, her şeyimizdir.

Sözde bir Bulgarca öğretmeni olan L. Mestan’a, Avrupa Halklarının Ana Dil Gününde bir ana dil şiiri hediye ediyorum:

 

ANA DİLİM TÜRKÇEM
Güzel Türkçem ana dilim
Ömrümdesin, dilimdesin…
Canım, cananım, sevgilim
Gönlümdesin, dilimdesin…

İltifat, azar duymağım
İlim, obam, şen oymağım
Şekerim, balım, kaymağım
Ağzımdasın, dilimdesin…

Dalgalan sen bayrağım
Gururumsun, iftiharım
Duam ve de intizarım
Bağrımdasın, dilimdesin…

Sazım, sözüm, özüm Türkçe
Elim-kolum, gözüm Türkçe
Şirin dilim, bizim Türkçe
Aklımdasın, dilimdesin…

Gurbetimsin, sılam benim
Öz güvencim, kal’am benim
Dayım, teyzem, halam benim
Arkamdasın, dilimdesin…

Varımda sen, yoğumda sen
Azımda sen, çoğumda sen
Kavrulduğum yağımda sen
Bahtımdasın, dilimdesin…

Oğlum-kızım gündüz-gece
Seni söyler hece hece
Sen bilmece, bildirmece
Yuvamdasın, dilimdesin…

Sızar gözde yaşım Türkçe
Hayallerim, düşüm Türkçe
Yavan ekmek, aşım Türkçe
Soframdasın, dilimdesin…

Düşüncemin temelisin
Bana Türkçe demelisin.
Sevilmeli sevmelisin
Aşkımdasın, dilimdesin…

Güzel Türkçem varlığımsın
Şu cihanda dirliğimsin
Sen ki; gönül birliğimsin,
Ruhumdasın, dilimdesin…

 

Sayın L. Mestan sen bir öğretmensin ve bunları bilirsin.

 

Bir öğretmen öğrencilerine, bir lider halkına bilgeliğini değil, sadece inancını ve sevgisini verebilir. Şimdi ne oldu, biz sizin bilgilerinizi, inancınızı ve sevginizi istemiyoruz, çünkü siz yanlış bir yoldasınız, mevkiinizi korumak için halkımızı yanıltıyorsunuz, usandırıyorsunuz, oyalıyorsunuz ve kör yola itiyorsunuz.

 

Eğer sen gerçekten HÖH lideri kalmak istiyorsan ve kendine dış görünüşünle ve Bulgarca konuşmalarınla bilgelik imajı vermek ve insanlarımızı bilgeliğin evine davet etmek istiyorsan, onları kendi akıllarının eşiğine ve beşiğine doğru yönlendireceksin! Bunlar ise ana dilimiz Türkçemizdir, kültür, adet, gelenek ve yaşam dilimiz Türkçemizdir, eğitim ve öğretim dilimiz Türkçemizdir, iş diklimiz Türkçemizdir, düğün bayram dilimiz Türkçemizdir, din dilimiz Türkçemizdir. Ana dilimizin öğretilmesinin zaruri olduğuna kendin de inanacaksın!

 

Sen bir politikacı olarak, etnik politika üstüne bilgilerini ki hepsi saçmalıktır, insanlarımıza mitingden mitinge anlatabilirsin, buna mecbursun çünkü sana zavallılarımızı kandırman için para ödüyorlar, fakat sen onlara ana dil anlayışını, sevgisini veremezsin, çünkü o sende yok.

 

Sen bir müzisyen olsan her yerde var olan ritimlerle bir şarkıyı belki de söyleyebilirsin, ancak ne ritmi yakalayan kulağı, ne de oku okuyan sesi öğrencilerine sunamazsın. Bunların ikisi de sende yok. Seni Kıracali’de karşılana çocuklar Türkçe konuşuyordu, şarkılar türküler ana dilimizdeydi, ama sen etkilemedin, çünkü Türklüğün körelmiş, şimdi sen bizim de sakatlanmamızı, özürlü olmamızı istiyorsun.  Sen bir bencilsin!

 

Sen, 05. 10. 2014 seçim reklâm panosunu yaptırırken de yanlış yapmışsın. Küçük güzel sarışın bir kızı kucaklamışsın. Bu noktada Yüksen Seçim Kurulu sana “DUR! Sen çocuklara dokunamazsın!” dedi. Sen ancak analarını babalarını yalandırabilirsin, “Çocuklar benimdir!” dedi ve reklâmlarını TV ekranlarından bir çırpıda indirdi. Düşün! Düşün! Ve Aklını devşir!.

 

Sen Lütfü kardeş başka bir ilhama sahipsin. Asla unutma.

Ne esintini, ne kanatlarını başka birine ödünç veremezsin. Biz Türk olarak uçmak istiyoruz. Sende böyle yürek ve kanat yok.

 

Senin Tanrıyı ve dünyayı anlayışın yok. Bildiğiniz Bulgarca bu anlayışa dar gelir.

Bizimse Tanrıyı ve dünyayı anlayışımız Türk özlüdür, ancak ve yalnız bize özgüdür.

 

Siz eskiden öğretmendiniz. Şu okul şiiri de size hediyem olsun:

 

OKUL

Dünyanın en zengin aklını gördüm,
Sermayesin sordum dedi ki okul.
İnsanlara hizmet yaptığın yardım,
Merhametim, duygum dedi ki okul.

Sudan ateş yapan ne güzel sanat,
Dünyayı ışığa kaplarsın kat kat.
Fikirle mi ettin bunları icat,
Rehberim oldu dedi ki okul.

Bu bir keramet mi yoksa hüner mi,
Göz görmese gönül bunlara kanar mı,
Öküzsüz tarla da saban döner mi?
Rasathane kurmuş dedi ki okul.

Çeşitli taştılar bir de trenler,
Hekim olup her yareyi saranlar,
Bunu sen mi yaptın yoksa erenler?
Daha neler yapar dedi ki okul.

Radyo hayrete düşürdü beni,
Her dilden biliyor yok amma canı.
İlim, akıl, fikir yaratmış bunu,
Lambası, dalgası dedi ki okul.

İnsanlar kafası bunları bulan,
İlimdir dünyada hakikât olan,
Bütün bu işlerin temelin kuran,
İnan buna anam dedi ki okul.

Biz ana dilimizi yitiremeyiz. Sizin tarafınızdan yalnız BAYRAM DİLİ OLARAK kullanılmasına da müsemmamız yoktur.

Reklamlar