“Bağımsızlık” Günü

Tarih: 22 Eylül 2018

Yazan: İbrahim SOYTÜRK

Konu: Bağımsız mıyız? Bağımsız olmak ne zor işmiş…

Bulgaristan “bağımsızlığının” 110. Yılını andı. 3 gün Milli tatil ilan edildi. 22 Eylül 1908’de Veliko Tırnovo kentindeki bir kilisede “Bağımsızlık Manıfestosu” (Bildirisi) okunarak, Bulgar Prensliği 1878 Berlin Konferansı Anlaşmasını bozdu, Prensliği attı, Çarlık ilan etti. Sultanın politik ve idare yönetiminde bulunan, 6 Eylül 1885’te ilhak ettiği “otonom” bölgeyi -Doğu Trakya’yı da – Çarlığa kattı.  Böylece Bulgaristan kendisine vergi verdiği Osmanlı devletinden bağımlılığını kopardı. O güne kadar Prenslik topraklarındaki Doğu Demiryolları şirketinin mal sahipliği korunuyordu.

Başbakan Al. Milanov ve 7 bakan imzasını taşıyan “bağımsızlık” ilanı 22 Eylül 1908’de yürürlüğe girince Prens Ferdinand Çar oldu ve Bulgar devleti kendi iç ve dış siyasetini izleyeceğini dünyaya bildirdi.

Belin Antlaşması (1878) Kararları bozulduğu için  (1908 – 1909) Balkan Bunalımı baş gösterdi. Büyük devletler Bulgar bağımsızlığını önce tanımadılar. Bulgar-Türk ilişkileri bozuldu. “93 Harbi” – 1877-78 Rus-Osmanlı Savaşı borçlarının ödenmesinden doğan malı sorunlar, 1909 Rus-Türk Protokolü; 1909 Bulgar-Türk Protokolü ve 1909 Rus – Bulgar Protokolü ile çözüldü. Bu belgelerle Rusya Osmanlıdan aldığı savaş tazminatlardan vazgeçti. Bulgaristan Rusya’ya 75 yılda 82 milyon Frank ödemeyi kabul etti.

Bu münasebetle Veliko Tırnovo Baş Piskoposu “bağımsızlık” günü konuşmasında şöyle dedi: , “Osmanlı Sultanları 515 yıl süren beraberlik esnasında Bulgarlara karşı anlayışlı davrandı. Fakat yerli Türkler, Çerkezleri, Dağlıları ve başka güçler kiralayıp Bulgar halkına çok zülüm ettiler.”

Ferdinand adına okunan BULGAR HALKINA MANİFESTO’DA Çarlık tebaası olan Türklerden, Pomak, Çingene ve diğer Müslümanlardan, onların haklarından, özgürlüklerinden ve statüsünden 110 yıl önce tek söz edilmezken, V.Tırnovo, Sofya, Plovdiv ve diğer şehirlerdeki anma törenlerinde de asla bu konuya değinilmedi. Aslında 1945-1990 yılı arasında bu bayramın kutlanması yasaktı.

Bu konuda, Bulgar basınında bazı analiz yazıları çıktı.

Araştırmacı tarihçi Tsoço BoLYARSKİ kaleminden çıkan BAĞIMSIZLIĞININ TANINMASI İÇİN BULGARİSTAN EGEMENLİĞİNİNDEN RUSYA LEHİNDE VAZGEÇTİ

Başlıklı yazısını dikkatinize sunuyoruz.

Yazar Ts. Bolyarski kimdir?

1973 – 2006 yılları arasında Bulgar devlet ve merkez arşivinde yönetici konumunda görev alan yazarın, Bulgar sosyalistlerinin Rusya politikası ve sorunlarına adadığı  2 ciltlik “Rusya’nın Öldürücü Bulgaristan Siyaseti” büyük ilgi gördü.

Yazısına, bu anma günüyle ilgili Bulgaristan’ın ikiye bölündüğünü, sosyalistlerin eskiden olduğu gibi şimdi de “bağımsızlık günü” kutlamadığı – Müslümanlar ve diğer azınlık toplulukları da anmıyor – hatırlatmasıyla başlıyor ve şöyle devam ediyor:

“BSP partisinde artık tarih bilen kimse kalmadı. Meclis kürsüsünden anlamsız şeyler konuşuyorlar.”

Ne var ki, Bulgar sosyalistlerinin gazetesi olan “İşçi Davası” 1913 Aralığında “bağımsızlık” gününe adadığı yazısında 1907 yılında Bulgaristan ile Rusya arasında bir gizli anlaşma imzalandığını açıkladı. Bu yazıda, Bulgar “bağımsızlığına” farklı bir açıdan yorum getirilmiştir. Bu gizli antlaşmada, “istediği gibi kullanması şartıyla” Bulgar Prensliğinin dış siyasetini Rus Çarı II. Nikolay’a  devrettiğini yazıyor ve şöyle deniyor:

“Bulgar Prenslik ordusu Rus II. Nikolay’ın emrine bırakıldı.”

“Bu anlaşmada, Bulgaristan egemenliğinden Rusya lehinde tamamen vaz geçmiştir.” Bu alıntı, 1909’da Aleksandır Ular ve Enriko İnsabato ikilisi tarafından yazılan “Türkler Anlatıyor” başlıklı bir kitapta alınmıştır. “İşçi Gazetesi” yayınladığı alıntıları Alman ve Avusturya-Macaristan basınından aldığını bildirmiştir.

Bulgar “bağımsızlığı” konusunda yürütülen gizli görüşmelerle ilgili haber alan, 1907’de Fransa’nın Sofya diplomatı Moris Paleolog, prenslik hükümetine verdiği bilgilerde Rusya, Fransa ve İngiltere’nin Bulgaristan’ın “bağımsızlığını” tanıyacağını bildirmiştir.

Gizli anlaşma, 1907 yılının ağustos ayında, Ferdinand’ın en yakın çevresinden siyasetçiler tarafından Varna kenarındaki “Evsinovgrad” konağında imzalanmıştır.   II. Nikolay adına anlaşmayı 1878’de Süleyman Paşa işe “Şipka” Doruğu çarpışmalarına katılan Rus Prens Vladimir Aleksandroviç imzalamıştır.

Araştırmacı yazar Bolyarski, daha önce yayınladığı “Kutsal Bulgarlar” adlı 2 ciltlik belgesel eserinde, Ferdinand’ın Bulgar “bağımsızlığı” uğruna yalnız Rusya Sarayı ile değil, Avusturya  – Macaristan yönetimiyle de gizli temaslarda bulunduğu açıklanmıştır.

Bulgaristan’ın “bağımsızlık” ilan etmesiyle Ferdinant prensten çar olurken, diğer devletlerle görüşme ve rolü artmıştır. Daha önce Osmanlı devletinin onayı olmadan hiçbir dış ülkeyle antlaşma imzalayamazken, bu bağları ve bağımsızlığı koparmıştır.

Yazar, Rusya’nın öldürücü Bulgar siyasetini anlatırken şöyle bir ayrıntıya yer vermiştir. O yıllarda İstanbul’daki Bulgaristan temsilcisi İvan Stefanov Geşov’tur. “Bağımsızlığın” ilan edilmesinden 3 hafta önce kutlanan Sultan’ın doğum gününe o, Bulgaristan bağımlı (vasal) bir devlet olduğundan dolayı resmi temsilciler listesinde davet edilmemiştir. Bu, Bulgar temsilcinin hademelerle birlikte davet edildiği şeklinde yorumlanmıştır. Bulgar diplomasisi bunu kendi lehinde kullanmıştır. O dönemde zor günler yaşanmaktadır. 3 aydan daha kısa bir zaman kesimi önce 11 Haziran günü Türkiye’de Genç Türkler (John Türkler) Devrimi yapılmıştır. Devrimci gençler Sultanlığa son vermek isterken, VI. Mehmet tahta oturtulmuş, Genç Türkler hükümeti kurulmuştur. Bulgaristan, İmparatorluğun ağır günlerinden yararlanma yolunu seçmiştir. O günlerde Viyana’da bulunan Ferdinand, Berlin Anlaşmasını rafa kaldırmayı Avusturya-Macaristan İmparatoru Frans Yosif ve diş İşleri Bakadı Kont Alois Erental ile görüşmüş, ortak hareket ederek, 2 saat arayla, Bosna-Hersek ile Bulgaristan  “bağımsızlık” ilan etmiştir.

Daha sonra imzalanacak olan anlaşmalar ve tutanaklar daha o zaman Viyana’da taslak halinde hazırlanmıştır. Bu belgelerden okuyoruz: “Bulgaristan’a Osmanlı İmparatorluğundan bağımsızlığını elde etme ve “bağımsız Çarlık” ilan etme hakkı” tanınmıştır. “Rusya ise, Berlin Anlaşmasını imzalayan (1878) büyük devletlerin Bulgar “bağımsızlığını” tanımasını sağlamayı yükümlenmiştir.”

Bu anlaşmanın taslak metnini önceden gören II. Nikolay, Bulgarlara “bağımsızlık” tanırken devlet egemenliğini ipotek altına almıştır.

1877-78 Rus Osmanlı savaşının başlamasından önce de Rusya ve Avusturya – Macaristan arasında gizli bir anlaşma vardı. Bulgaristan’ın “bağımsızlığı” anlaşmasını birinci imzalayan ve yayınlayan da Avusturya-Macaristan’dır. O zaman Bulgar siyasetçiler böyle bir gizli anlaşma olduğundan haberleri olmadığını beyan ediyordu.

Ferdinand tarafından bozulan Berlin Anlaşması’nın rafa kaldırılmasından doğan yeni tutanak ve sözleşmelerde, Makedonya sorunu da yer almış, Makedonya’nın “kurtarılması” , – Osmanlı devletinden koparılması – yeni gizli anlaşmalarda Rus Çarı tarafından Bulgaristan’a yüklenmiştir. Makedonya o devirde Osmanlı’nın Rumeli toprakları sınırları içinde bulunur.

Kitapta belgelendiğine göre, 1908 yılının 10-11 Haziran günlerinde Rusya ile İngiliz Kralı arasında Makedonya’nın Kurtarılması konusunda bir anlaşma imzalanmıştır.

Bu antlaşma, Rusya İmparatoru II. Nikolay ile İngiliz Kralı VII. Eduard arasında Rivad Görüşmesi adıyla tarihe geçen buluşmada imza altına alınmıştır.

Bazı tarihçilerin araştırmalarında da vurgulandığı üzere,  Genç Türkler Devrimi Makedonya –  Resen’de (Terakki Birliği) patlamış, genç Türk subaylardan Niyazi Bey ve Enver Bey tarafından yönetilmiştir. Bu devrimci ayaklanma iyi örgütlenmiş olmadığından, Balkanlarda ve uluslararası siyasi ortamda Bulgar “bağımsızlığının” ilan edilmesi için çok elverişli bir ortam oluşmuştur. Bulgar tarih yazarları, “bağımsızlık” ilan edenlerin alelacele davranışlarını bu delillerle haklı göstermeye çalışmıştır.

33 yıl Bulgar devlet arşivinde çalışan yazar Bolyarski, eserlerinde kullandığı birçok belgenin Bulgar arşivlerinden olmadığını Peterburg devlet arşivinden alındığına işaret ediyor. Bu konuyu araştıran, Bulgar İşçi Sosyal Demokrat Partisi liderlerinden, SSCB Bilimler Akademisi arşivlerinde çalışma fırsatı bulan, fakat 1940’ta Y.V. Stalin emriyle kurşuna dizilen Hristo Kabakçiev’ın (1878 – 1940) el yazısı halinde kalan tarih belgelerinden yararlandığını yazıyor.

Son 70 yılda Bulgar tarihi bazı sınırlar içine sıkıştırılmıştı. Moskova’dan duman çıkmadan hiçbir kimse kaleme sarılamıyordu. Rusya’yı sevenler “ikili kurtarıcımızı” öve öve bitiremediler. Bulgar milli tarihine ilişkin  konular da birçok noktada yanlış açıldı, farklı anlatıldı, beyinler sulandırıldı. Bulgar tarihinin en önemli dönemlerini yeniden araştırmak ve yeniden yazmak gerekiyor. Bulgar tarih belgeleri, arşiv Bulgaristan’da değil. 1944 yılında Moskova’ya götürülmüştür.

Arşivimiz, “Rusya’nın Özel Arşivi” nde saklanmaktadır. Orada, Bulgaristan İç İşleri Bakanlığı arşivi, 1944-45 yılları belgeleri temizlenmiş Dış İşleri Bakanlığı arşivi de bulunuyor. Moskova ve Peterburg Büyükelçilik ve Konsolosluklarımızın arşivi yok. Bulgar naiplerinden Prens Kiril’in “şahsi arşivi” de Rusya’dadır.  Elimizde olmayan başka bir arşiv bölümü de, 1918’de Selanik Antlaşması’nın imzalanmasından sonra Taç’ı Oğlu III. Boris’e veren ve geri dönmemek üzere Bulgaristan’ı terk eden I. Ferdinand “Çarlık Makamı Arşivini” beraberinde götürmüştür. Bu arşivde 1918 öncesi Bulgar Çarlığı belgeleri yer alıyordu. Torunu II. Simeyon bu evraklardan ancak bazılarını Bulgaristan’a iade etmiştir. Bulgar tarihçiler bu yönde çalışmak, gerçekleri belgelemek ve doğruları yazmak zorundadır.

Bulgar tarihi yeniden yazılırken Bulgaristan Çarlığında yaşayan azınlıkların durumu, hakları, insan haklarının yasaklı olması, demokrasi mücadelesinin baltalanması,  toplumun bölünmesi ve birbirine düşürülmesi vs vs  gibi konular derin incelenme konusu olmalıdır. Bulgaristan’ın “bağımsızlığı” Bulgaristan halkına kaça mal oldu!?  Bulgaristan gerçekten bağımsız bir ülke ve devlet ola bildi mi?

Dünya ne kadar değişti:

Veliko Tırnovo Baş Piskoposu “bağımsızlık” günü konuşmasında şöyle dedi: , “Osmanlı Sultanları 515 yıl süren beraberlik esnasında Bulgarlara karşı anlayışlı davrandı. Fakat yerli Türkler, Çerkezleri, Dağlıları ve başka güçler kiralayıp Bulgar halkına çok zülüm ettiler.”

Neymişiz biz be…. Vah vah!…

Arkadaşlarınıza tavsiye edebilirsiniz.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir