Ayağı Üzerinde Zor Duran Adaylar

Nedim AKIN

Tarih: 05 Mart 2018

Konu: Avrupa Birliği Batı Balkanları entegre etmeyi neden hızlandırıyor?

Yılbaşından bu yana Avrupa Konseyi (AK) dönem toplantılarını Sofya’da yapıyor.  6 aylık dönemin 3. ayındayız. Şimdiye kadar ciddi bir karar alındığını işitmesek de, Milli Kültür Evi’nin dolayı vız vız kaynıyor. En fazla konuşulan konu ise, Batı Balkanların Avrupa Birliği (AB) üyeliğine alınmasıdır. Davet bekleyen ülkeler Makedonya, Kosova, Arnavutluk, Karadağ ve Bosna Hersek.

Yüz ölçümü bakımından her biri NATO (2004) ve AB (2007) üyesi olan Bulgaristan’dan küçük olan bu ülkelerin kendi aralarında birçok çözülmemiş sorunu var. Bu 6 küçük devletin AB’ye üye alınması kapısını açmak için Dış İşleri ve Başbakanlar düzeyinde ikili ve çoklu görüşmeler, ziyaretler düzenleniyor.

17 Şubat 2018’de Kosova bağımsızlığının 10. yol dönümünü kutladı.  Arkada kalan yıllarda bu genç devleti Birleşmiş Milletler Teşkilatı (BMT) üyelerinden daha fazlası (112) tanıdı.  15 Şubat 2018’de son tanıyan ülke Barbados oldu. Belirli bir ilerleme kaydedilse de, Rusya, Çin, Hindistan, Brezilya, Güney Afrika, İsrail, Endonezya, İran, Meksika, Keniya ve Vatikana vb ülkeleri Kosova’nın devlet bağımsızlığını henüz tanımadı. Şu da var, AB üyesi 28 (İngilteresiz 27) devlet arasından İspanya, Slovakya, Romanya, Yunanistan ve Güney Kıbrıs da Başkent Priştina’ya Büyükelçi göndermedi.

AB üyelik kapısını çalmaya hazırlanan Sırbistan, 1999’dan beri Kosova topraklarını kontrol etmiyor, fakat bu bölgeyi kendi toprağı olarak hesap ediyor. Öyle de olsa, bu sene Belgrat ile sorunlarını çözmek için masaya oturdu. AK Sofya toplantılarında bu süreci hızlandırma çabaları olduğu dikkati çekiyor.

Bağımsızlığının 10. yılını kutlamaya hazırlanan Priştina’da AK Batı Balkanlardaki devlet arasındaki komşuluk ilişkilerini düzenleyen siyasetinde önemli değişiklikler kaydettiğini açıkladı. Batı Balkanlar dendiğinde, eski Yugoslavya topraklarında bulunan Sırbistan, Karadağ, Makedonya, Bosna ve Hersek ile Kosova, ayrıca da Arnavutluk anlaşılıyor. Avrupa Konseyi bu ülkeleri AB üyeliğine alma sürecini hızlandırmayı arzu ettiğini açıkladı. Fakat bunun yapılabilmesi için “bazı reformların” yapılması gereğine işaret etti. Bu reformlar arasında, hukukun üstünlüğü ile adalet reformu ilk sırada yer alırken, diğer reformlar da art arda sıralandı.

Brüksel daha önce Batı Balkanların AB üyeliği ile ilgili belirsiz bir zamana işaret ederken, 20”8’in Şubat ayında ilk kez olmak üzere belirli bir tarih belirtildi ve ikinci olarak da, 2025 yılı ilk adayları üye alma tarihi olarak onaylandı.  AK, AB ve Batı Balkanlar arasındaki karşılıklı ilişkileri aktifleştirmek ve geliştirmek için, ŞEREFLİ BİR GELECEK başlıklı 4 sayfalık bir plan hazırladı ve yayınladı. Bu planda şunlar da yer almıştır: “Güçlü siyasi irade gösterildiğinde, reformların gerçekleştirilmesi ve komşular arasındaki uzlaşmaların aşılması koşuluyla Kara Dağ ve Sırbistan 2015 yılında AB üyeliğine alınabilir. Geleceklerini AB ile bağlamak isteyen, Batı Balkan devletleri için, bu tarihsel bir şanstır. (Belge tasarımında “olanaklar için açılan tarihsel pencere” değimi kullanılmıştı) “ Sırbistan ile ilgili olarak, Avrupa Komisyonu  “Sırbistan ile Kosova arasındaki ilişkileri normalleştirecek bir bütünsel, hukuksal bağlayıcı bir antlaşma imzalanmasını istiyor.”  Avrupa Birliği üyesi olabilmesi için Sırbistan’ın önce Kosova’nın bağımsızlığını tanıması zorunludur. Bu sözler, bölge ülkeleri ziyaret ederken konuşmalar yapan Almanya Dış İşleri Bakanı Zigmar Gabriel tarafından söylenmiştir.

Bulgaristan istekleri

Bu arada Bulgaristan ile Kosova arasında AB üyeliği konusunda yürütülen ikili görüşmelerde Kosova’da yaşayan Bulgarlara kültürel gakları tanındı, kendi okullarını, sivil toplum örgütü ve kültür merkezlerini kurmaları, Sofya’dan gönderilecek kitaplarla bir Bulgar Kütüphanesi açılması ve birçok başka hakları toptan tanındı.

Avrupa Konseyi Sofya toplantılarının yapıldığı esnada Sırbistan Başbakanı da Bulgaristan’ı ziyaret etti. Başbakan Borisov, Doğu Sırbistan’da Bulgarların yaşadığı bölgelerde, okullarda Bulgarca eğitim ve öğretime öncelik tanınmasını, Bulgar kültür, okuma evleri, kütüphaneleri,  Bulgar çocukları için Kreş ve okul öncesi eğitim merkezleri açılmasını, Bulgarca gazete ve dergi çıkmasını, radyo ve TV yayınları başlamasını talep etti. Bunlar Bulgaristan’ın Sırbistan AB üyeliğine engel olmaması için öne sürülen isteklerdir.

Jan-Klod Yünker’in görüşleri değişti.

2014 yılında Avrupa Konseyi Başkanlığına atandığında Jan KlodYünker  “yakın zamanda AB genişlemeyecek” demişti. Buna karşın, 3 yıllık başkanlıktan sonra Yünker,  AB genişleyecek ve en yakın tarih 2015 olacaktır açıklamasında bulundu. Mart Başında gerçekleştirdiği Batı Balkan ülkeleri başkentlerinde bu görüşünü tekrar etti. Bu yeni durumda, biz Avrupa Birliği’nin coğrafi alan üzerinde yayılmacılık siyasetine ivme kazandırdığına tanık oluyoruz. 2019 yılında Avrupa Parlamentosunda yapılacak olan yeni seçimlerden sonra, Avrupa Birliği yeni bir politik döneme girecektir. Bu gelişmeler, Batı Balkanlarla ilgili yeni dönemin ortak ödevleri Avrupa Konseyi tarafından belirleniyor. Bu hedefler yerine getirilirse, hiç kuşkusuz önce Kara Dağ ve Sırbistan olmak üzere,  AB önce 2 yeni üye alabilir. Bu ilk adım, Batı Balkan ülkeleri için, AB kapısının açık olduğuna ve gerçek üye olunmasına olanaklar var olduğuna kanıt olacak ve diğer devletlerin çabalarının artmasını sağlayacaktır. Aynı zamanda, böylece 2013 yılından bu yana AB’de ilk yeni genişleme adımı gerçekleşmiş olacaktır. O zaman Hırvatistan AB’ye üye alınmıştı.  Slovenya AB’ye 2004’te katıldı. Eski Yugoslavya’dan kopan ve bağımsızlıklarını ilan eden bu 2 devletin üye alınmasıyla ilgili biriken deneyim olumlu değerlendirilmiştir. 2007’de AB’ye alınan Romanya ile Bulgaristan örneği ise olumsuz değer alıyor. Buradaki düzey farklılıkları her zaman kültürel seviye farklılığı olarak ele alınıyor. Öte yandan, Avrupa Konseyi Sofya toplantılarında genişleme konusu tartışılırken, saflarındaki kültürel ve tarihsel farklıklara ve zenginliğe daha fazla önem vereceğine ve temel dini kimlikleri İslam’a dayanan Kosova ve Arnavutluğu üye almak istediğini belirtiyor.

AB tarihsel ve kültürel kimliğine Türkiye’nin katkıları.

Bilindiği üzere TİKA Arnavutlukta şu an Osmanlı devrinden kalmış 5 Yüksek mimar eserini onarıyor. Bunlar Etem Bey, Ergiri Pazar, Berat Hünkar, Halveti Tekekey ve Berat Bekalar tarihi eserleridir. TİKA Arnavutlukta 5 başka cami de onarmıştır. Çalışmalarına 1996’da başlayan TİKA, arkada kalan dönemde Batı Balkanlar da bu arada, toplam 300 tarih ve sanat eserini onarmış ve bu ülkelerin AB üyeliğinden sonra eski kıtanın kültürel hazinesine son derece büyük bir katkıda bulunmuş olacaktır.

Yeni üyeler kuyrukta

Karadağ’ın AB’ye üye alınması için görüşmeler 2012’de başladı. Sırbistan’ın üyelik dilekçesi de 2014’ten beri görüşülüyor.  Makedonya ile Arnavutluk da AB’nin resmi adayları arasındadır.  Ne ki, bu iki ülke ile somut görüşmeler henüz başlamamıştır. Bu iki ülkeyle görüşme sürecinin başlatılması için halen Avrupa Komisyonundan öneri listesi hazırlaması bekleniyor. Kosova, Bosna ve Hersek de “olası adaylar” arasında görülüyor.

Ne ki bu 2 ülkeyle yaşanan sorunlar daha büyüktür. Batı Balkanlarda başlayan sürecin liderleri olan Karadağ ve Sırbistan da AB üyeliği kriterlerini yerine getirmiş olmaktan çok uzakta bulunuyor. Sırbistan’ın üye alınmasına başlıca engel Kosova’yı tanımamış olmasıdır. Karadağ’daki engellerin başında ise iktidar ve rüşvet sorunlarının durumudur. Arnavutluk konusu görüşülürken, adalet reformunun bilinçli olarak suya düşürülmüş olduğuna vurgu yapıldı. AB üye olmak için en fazla zaman ise Kosova, Bosna ve Her sek’e gerekli olacaktır.

Arnavutluktaki Bulgar köylerine kültürel otonomi

 Arnavutluk görülmeleri başlarken Bulgaristan ülkenin Doğu eyaletlerindeki 3-5 köyde yaşayan s.o. Bulgar soylu nüfusun haklarına ilişkin sorunlar gündeme geldi. Tirana meclisi Azınlıklar Yasası çıkardı ve Bulgar köylere kültürel özerklik hakları tanıdı. Bu köylerde Bulgar Okulu ve kültür merkezleri örgütlenmesine izin verdi.

Yeni durumda AB üyeliği için 2015’e kadar birinci piste Karadağ ile Sırbistan aralarında yarışacaklar.  Batı Balkanların öteki ülkeleri üyelik görüşmelerinin başlamasına yol istiyorlar. Şunun altı çizilmelidir. Karadağ ile Sırbistan 2025 yılına kadar bütün dosyaları kapadıkları ve kıstaslara uyduklarında üye alınacaktır.  Başkan Yünker, aralarında sınır sorunları olan ülkelerin AB’ye asla alınmayacağını özellikle belirtti. Bu durumda, Sırbistan’ın, Bosna ve Hersek devlet sınırları içinde bulunan Sırbistan Cumhuriyeti ile de birleşme niyetinden kesinlikle vazgeçtiğini bir daha resmen beyan etmesi gerekecektir. Bu vurguyu yaparken Yünker, Piran körfezi ile ilgili Hırvatistan ile Slovenya arasında çıkan olaylara işaret etti. Uluslar arası Lahey Arbitraj Mahkemesindeki duruşmalar 2017’de Slovenya lehinde sonuçlansa da, bu alana daha önce sahip olan Hırvatistan, Brüksel’in baskılarına rağmen, mahkemenin verdiği karara uymamaya devam ediyor.

Avrupa Birliği üyeliği için kriterlerin yerine getirilmesi için, Batı Balkanlar ülkelerinin hukukun üstünlüğünü, ekonomik istikrarı ve devletin ilgili yasaları uygulamayı güvence altına alan “Kopenhag Kriterlerini” yerine getirmesi gerekiyor. Avrupa Birliği’nin “koşullarına uyma” siyaseti olarak bilinen bu hazırlık süreci AB tarafından finanse edilir. Avrupa Konseyi’nin yeni onayladığı belgelerde şöyle deniyor: “AB, Batı Balkanların dönüştürülerek üye alınması sürecine mali yardımlar arttırılacaktır.”  Güncelleştirilen AB stratejisi Batı Balkan ülkelerine mali kaynak akıtmayı kabul etmiştir. Avrupa Komisyonu’nun Batı Balkanlara ilişkin yeni uygulamalı siyaseti belirlenen bir cetvele göre işleyecektir.  Bunun için gerekli ödemeler yapılacaktır.  “Üyeliğe doğru yavaş yavaş geçişi sağlamak amacıyla, gerekli mali destek tam olarak sağlanmış olacaktır.”

Bununla ilgili olarak, ilk adım daha 2020 yılına kadar atılmak şartıyla, 2025 yılına kadar yani önümüzdeki 7 yıl içinde AB katılacak ülkelere yardımlar arttırılacaktır. Bugüne kadar yani 2018-2020 dönemi de içinde olmak üzere 4 yıllık mali dönemde Batı Balkanlar ülkeleri arasında toplam 1,7 milyar Euro paylaştırılmıştır.  Yeni stratejiye ilişkin hazırlanan belgelerde,  2018 yılında aynı ülkelere ve aynı hedefle olmak üzere 1,07 milyar Euro, 2019 ve 2010 yıllarında ise 600 milyon Euro ödeme yapılacaktır. Bu yardımların  artırılması olasıdır.

Devam edecek.

  1. Bölüm: AB, Batı Balkanlar ve Türkiye

Lütfen paylaşınız.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir