AB Başkanlığı

AB Başkanlığı -1

Tarih: 10 Ocak 2018

Yazan: Nedim AKIN

Konu:  Ah bu ineğin süttü kesilirse!!!

10 Ocak 2018’en başlayarak Bulgaristan Avrupa Birliği dönem başkanı oldu. Heyetler bir gün önceden Sofya uçak alanına indiler. Brükselli yüksek konukları karşılamak ve gezdirmek için satın alınan 50 elektrikli-otomobil sıra oldu, sanki kimin hangi renkte otomobile bineceği daha uçakta bildirilmişti ve misafirler usul usul araçlara bindiler ve bomboş yollardan şehir merkezine yöneldiler.

Konukların ay konaklayacakları otellerin dolayındaki cadde ve yollar araba part etmek yasaklandı. Çöp tenekeleri boşaltıldı. Yenileriyle değiştirildi. Sokak polislerinin elbiseleri süper! Almanya’dan gelen ikinci el elbiseleri satan mağazalar bir gecede uçtu. Tatlıcılarda 3 gün bile beklemiş pastalar toplatıldı. Kapalı alanlara herkes giremiyor. AB-delegelerinin geçtiği sokaklarda otobüs ve tramvay seferleri de durdu. Bir yere gitmesi gereken yerin altına girip metro bekliyor. Kimlik kartları herkesin cebinde, 6 ay işte böyle işte böyle pantolonlarımız ütülü, ayakkabılarımız boyalı, sessizce yaşayacağız.

Gerekirse çocuklar bağırmayacak, yaşlılar ölmeyecek, ölseler bile cenaze kaldırmayacağız…

Kurallara uymak istemeyenler de var kuşkusuz. 10 grup işçi otobüslerle v trenlerle taşradan gelmişler, büyük boy Bulgarca yazılı pankartlar taşıyorlar, kimileri iş, kimileri aş, diğerleri emekli maaşlarına zam, başka bir grup da “yeter bu devleti ve memleketi soyduğunuz!” yazmış, Tuna boyu Vidin bölgesinden gelenler “Bulgaristan’dan ayrılmak istiyorlar!” Memleket Dobruca’da da çatlamış.

Avrupa Birliği’nin Karadeniz kıyılarından el çekmesini istiyorlar.

Güney Bulgaristan’dan otobüsle gelenler “sivil toplum örgütü ve sivil toplum düzeni” istiyorlar.  Su ve elektriğe yılbaşında yapılan zamların kaldırılmasını isteyenler, Romanya ile Bulgaristan vatandaşlarına ikinci el vatandaş olarak bakılmasını protesto ediyorlar. Büyük bir grup yaşlı bir pankartın etrafına toplanmışlar ve “Belene” Ölüm Kampı ve hapishane dosyalarının açılmasında direniyorlar. Bu dosyaların açılması Bulgaristan’ın 2007’de AB’ye girmesinin ön şartıydı, ama hiçbir şey olmadı. Delegelerin misafir edileceği otel resepsiyonlarına İngilizce yazılmış davetiyeler konmuş.

22 Ocak saat 18’de Sofya Ordu Evi’nde “1947 -1987 Belene Kampı” kitabı tanıtılacak, onlar da davet ediliyor.

***

Bulgar basın ve elektronik iletişim araçları olaya önem veriyor. Özel TV programlarından en fazla izlenen “bTV” Burgaz ili “Altın Kumlar” sayfiye merkezinde yabancı turistlere 10 çeşme yapmak için birkaç yıl önce Avrupa Birliği fonlarından alınan 2 825 000 (iki milyon sekiz yüz yirmi beş bin Euro’nun başına geleni belgelerle anlattı. Çeşme başı yaklaşık 300 000 (üç yüz bin) Euro yani 600 000 (altı yüz bin) leva alınsa da hiçbir çeşme yapılmamış ve paralar da suyunu çekmiş.

Burgaz ilinden sorumlu olan aşırı sağcı, faşist sözde yurtsever partiler bu parayı da yutmuşlar.

AB son yıllarda bizim faşistleri besliyor. Türkiye Bulgaristan tel örgü sınır duvarı için de 168 milyon Euro yuttular. Sınır duvarı delik deşik. İyi i Türkiye sığınmacıları salmıyor… Bulgaristan tarihinde böyle hırsızlık ve talan olmamıştır. İri kenelerden hiç biri AB damarından koparılmıyor. Şişip de düşen de yok. AB’nin parası bitmez deyip emiyorlar.

Geçen hafta Cumhurbaşkanı Rumen Radev Rüşvete Mücadele kanununu bir az daha sertleştirin önerisini meclisten çevirdi. Hırsızlara şemsiye açan meclis komisyonları “sertleştirmeyi kabul edemeyiz” dedi.

Milletvekilleri kendi aralarındaki konuşmalarda Hazreti Muhammedîn “Veda Hutbesinden” söz ediyorlar. Hz. Peygamber, “ama sakın kimseye zulmetmeyin. Herkes kendi suçundan sorumludur. Oğlu babasının, babası dedesinin suçlarından sorumlu tutulamaz” dememiş mi?

1947 “Belene” katillerinden ayakta klan yok. Hepsi zamanı gelince ecelinden ölmüşler.

Bu katillerin zulmettiği toplam 169 bin kişinin katillerinden artık hesap sorulmasa da olur. Bu dosyalar açılmasa da olur, çünkü işkence görenlerin de zamanı dolmuş ve onlar da bu dünyadan göç etmişler.

Fakat 1971- 1973 ve 1984 – 1987 katilleri henüz yaşıyor. Ne olacak?

Avrupa Birliği Sofya dönem Başkanlığı ölüm kampları ve hapishane dosyalarının açılmasında ısrar etmelidir ve bu dosyaları 6 ay zarfında gerçekleri gün ışığına çıkarıp Bulgaristan toplumunun arınması sürecini başlatmalıdır

İkinci olarak 2017’den beri Bulgaristan’a gönderilen paralarla ne gibi işler yapıldığı denetlenmeli ve kuru çeşmelere harcanan milyonlardan hesap sorulmalıdır.

AB delegeleri gruplar halinde memlekete dağılmalı ve en az 100 il ve ortaokulu, Sliven, Plovdiv, Asenovgrat, Sofya, Blagoevgrat, Roman, Lom ve başka şehirlerimizdeki getto – mahalleleri, huzur evlerini, hastaneleri ziyaret etmeli ve vatandaşlarımızın yaşam standartı üstüne bilgi almalıdır.

Aynı zamanda AB sosyoloji araştırma ajanları Bulgaristan vatandaşlarının % 50’sinin neden ülkeden kaçtığını, köylerimizin 3/1’inin neden insansız kaldığı sorununu incelemeli ve rapor etmelidir.

AB hukuk komisyonları, bir AB üyesi olan Bulgaristan’da Helsinki nihai senedi, İnsan Hakları ve Azınlıklar Çerçeve Antlaşması (1997) ve İnsan Hakları Evrensel Hakları sözleşmelerinin neden uygulanmadığı ve azınlık haklarının neden tanınmadığı; azınlıkların anadillerinin neden yasaklandığı; azınlık medyalarının neden açılmadığı vb konuları araştırmalıdırlar.

Avrupa Birliği Başkanlı konusunu yakından inceleyeceğiz.

Lütfen bizi okuyunuz.

Teşekkür ederim.

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir