Ölü Demokrasi

Sakir ARSLANTAŞ

Tarih: 19 Ocak 2017

Konu:  Cumhurbaşkanlığında nöbet değişimi yapıldı.

 

Avrupalı Atlantik, NATO-cu kimliğiyle hatırlanacak olan Cumhurbaşkanı Rosen Plevneliev, “helâlık aldı” ve resmen görevinden ayrıldı. Zamanında 3 meclis ve 5 hükümet değişen Plevneliev 22 Ocak 2012’de görevine başlamıştı. 1990’da başlayan demokratikleşme sürecinin 4. Cumhurbaşkanı oldu.13 Kasım 2016’da seçilen yeni Cumhurbaşkanının General Rumen Radev, 19 Ocakta mecliste yemin etti ve 22 Ocak 2017’de iş başı yapacaktır.  Plevneliev bu yüksek göreve Bulgarların Avrupa Vatandaşlığı Partisi GERB adayı olarak seçilmişti.

 

Kamuoyunun yarısı tarafından “zayıf” diğer yarısınca ise “başarılı” bir Cumhurbaşkanı olarak değerlendirilen Plevneliev görev süresinde 52 yabancı Cumhurbaşkanı ile resmi görüşmede bulundu. NATO Genel Kurulunda ve Avrupa Birliği Parlamentosunda konuştu. Rusya’nın siber saldırılarına karşı sert tepki gösterirken, Kırımın bağımsızlığı’ndan ve Ukrayna’nın da toprak bütünlüğünden yana çıktı. Göçmenler konusunda Bulgaristan’ korudu ve hatta 2015 Ağustosu’nda Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağın Bulgaristan ziyareti esnasında Filibe’de verdiği iftar yemeğine katıldı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin savaş kaçaklarını ve sığınmacıları misafir etme siyasetini kutladı. Plevneliev, geçen sene Bulgaristan Baş Müftülüğünün iftar yemeğine katıldı ve Bulgaristan Müslümanları için “ibadetlerine bağlı barışçı, hoşgörülü ve yardımsever insanlar” dedi. Görevi sırasında Plevneliev Baş Müftü Mustafa Hacı’yı makamında ziyaret etmiş ve onurlandırmıştır.

 

18 Ocak 2017’de Rosen Plevneliev ile yardımcısı (seçimle göreve gelen) Margarita Popova veda anlamında bir ortak basın toplantısı düzenlediler. Bir bakıma halka rapor verme niteliği taşıyan bu forumda, çok ilginç bir olay oldu.

 

Bulgar gazetecilerden İliana Benovska, soru sormazdan önce izlediğiniz siyaset “çürüktü” diyerek kürsüye doğru yürüdü ve elindeki kırmızı bir elmayı Cumhurbaşkanı Plevneliev’e “alın ve çürük almanızı beraberinizde götürün” derken korumalar tarafından durduruldu ve salondan çıkarıldı. Tabi ertesi gün “çürük elma” basında “çürük demokrasi” olarak başlık oldu. Plevneliev’in izlediği siyaset ve geliştirdiği ilişkiler neden “çürük” olarak değerlendirildi? Günün sorusu budur:

 

Plevneliev’in 5 yıl boyunca izlediği dış siyaset Avrupalı, Atlantik ve NATO güvenlik siyasetine hizmet et oldu. Fakat memlekette milliyetçi tabanın kabarmasıyla ve Rusya’nın ülkemiz üzerindeki baskın siyaset çizgisinin kalınlaşmasıyla muhalefetten sert tepkiler almıştır.

 

Görevi süresinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Margerita Popova ile 1 yıl konuşmayan Plevneliev’in Bulgaristan güvenlik sistemini Başbakan Borisov’un emrine devretmesi eleştirileri sertleştirmiştir. Benzer bir olay 1990 – 1997 yılları arasında Cumhurbaşkanı olan Jelü Jelev’in görev süresinde Başkan Yardımcısı Bayan Blaga Dimitrova’nın görevinden istifa etmesiyle de yaşanmıştı.

 

Geçen yılın yazından beri Bulgar siyasi hayatı dibe vurmuş gibi görünse de,  Demokratik Güçler Birliği Cumhurbaşkanı (CDC) Jelü Jelev 22 Ocak 1997’de görevini yeni seçilen Cumhurbaşkanı Petır Stoyanov’a  devretmeye hazırlanırken 10 Ocak 1997’de parlamento binasını işgal eden protestocu kitlenin Sosyalist Parti Başbakanı Jan Videov’u istifaya zorlaması yeni tarihimizde çok daha derin kriz izleri bırakmıştır.

 

Şimdiki durumun özelliği birçok bunalımın üst üste gelmesinde ve ülkenin sanki bunalım bataklığına itilmiş olmasındadır. Bunalımların birincisi, GERB partisi’nin Cumhurbaşkanı seçimini kaybettiğinde, 15 Kasım 2016’da istifa etmesiyle ve siyasi bunalım belirmesi, ardından bir hafta sonra dağıtılacak olan meclis bunalımı ve en kötüsü de 6 Kasım 2016’da yapılan halk oylaması (referendum) ile siyasi hayatımızın patronu olan 2.5 milyon seçmenin seçim sistemi değişikliğinin 43. mecliste görüşülmemesi ve 26 Mart 2017’de seçilecek olan yeni halk meclisi tarafından yasallaştırılmasının bir zaruret olarak kabul görmeyeceüidir. Politik değerlendirmeler bu yöndedir.  Yeni durumda, ülkemizde totaliter kalıntı ve demokrasi kırıntısı düzenin devam etmesine yol açılmış oldu.

 

Plevneliev ile General Rumen Radev’in mecliste, milletvekilleri, istifa etmiş hükümet, Anayasa Mahkemesi, Yüksek Temyiz ve Yüksek İdare Mahkemesi üyeleri, yabancı diplomatlar ve din adamları önünde içtiği anıt aynıydı. Bu anıt Bulgaristan adına, Anayasa ve yasalara uyma ve tüm etkinliklerinde halkın menfaatlerine hizmet etme adına içildi. Öyle de olsa, Bulgar halkı bugün birçok parçaya bölünmüştür ve halkın ortak menfaatlerini tanımlamak zordur. Toplumun yarısı Batıya, yarısı Doğuya bakarken Müslümanlar Türkiye’ye umut dolu göz dikmiştir.

 

Rumen Radev Bulgaristan Cumhuriyetinin ilk General Cumhurbaşkanı oldu. Konuşmasında Bulgaristan’da etnikler ve değişik dinlerden azınlıklar yaşadığını beyan etse ve onların eşit haklı vatandaş olduğunu bildirse de, yemin töreninde o yalnız Bulgar Başpiskoposu Nikifor’un elini öptü. Baş Müftü Mustafa Hacı Halk Meclisi töreni balkonunda izledi.

 

Radev konuşmasında Bulgarların mecliste kişilikler görmek istediğine vurgu yaparken, partilere yapılan devlet yardımlarının azaltılmasını istedi ve “Bulgaristan vatandaşlarının hepsinin Cumhurbaşkanı olacağını” belitti.

 

Eğitim, tıp ve adalet alanlarında reform yapılacağını duyuran Cumhurbaşkanı Radev, demecinde daha önceki Cumhurbaşkanı Plevneliev’in kullandığı “gurbet” ve “veresi” gibi 2 Türkçe sözü tekrir etti. Böylece 3 milyon Bulgaristan vatandaşının ekmek parası için dış ülkelerde çalışmak zorunda olduğunu ve köylerde dükkânlarda “veresi” defteri olduğunu, halkın iki ucunu bağlayamadığına işaret etti. Böylece ülkemizdeki ağır ekonomik bunalıma işaret etti.

 

General Radev demecini Suriye, Rusya, Almanya, Birleşik Amerika, Kırım, Ukrayna ve Türkiye demeden okudu. 1990’dan beri görevde bulunan Bulgaristan Cumhurbaşkanlarının isimlerini sıralarken, Moskofcu Georgi Parvanov’un adını anmadı. Bulgaristan halk onuru değimini de kullanmadı, “Bulgaristan Müslüman Türk azınlığı” demedi. Dikkati çeken bir başka özellik de, onun Cumhurbaşkanlığı adaylığını yükselten Bulgaristan Sosyalist Partisi’ne vurgu yapıp teşekkür etmemesi de oldu.

 

Bir parlamenter cumhuriyet olan Bulgaristan’da yeni Cumhurbaşkanı General Radev milletvekillerine “bir hafta vaktiniz kaldı” deyince, sağ milliyetçi “Yurtsever Cephe” ve Makedon komitacıların VMRO milletvekilleri gürültülü bir şekilde halk meclisini terk ettiler. Demek istedikleri, Cumhurbaşkanı daha göreve başlamadan haklarının üstüne çıktığına vurguydu.

 

Bu gelişmelerin hepsi bir araya getirilince, siyasetimizde apse olduğu, patlayıp saçılmasını ve bütün toplumu dize getirtmesinin önlenmesi artık kaçınılmaz zorunluluk oluyor. Kafalarında 400 fikir olmayan 404 siyasi partinin pasifliğiyle hiçbir sorunun çözülemeyeceği gün gibi ortadadır. “Çürümüş siyaset” ve “çürümüş ilişkiler” den ancak ölü demokrasi doğabilir.

Ötesi laftır.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir