20 Kasım Bulgaristan’da Gıda Endüstrisi Günü

Asidofilik bakterileri, 20.yüzyılın başlarında keşfedilmiştir. 1963 yılında ise mikrobiyoloji Profesörü Ermeni asıllı Levon Yerznkyan çok özel bir suş keşfediyor ve bu keşfi için telif haklarına sahip oluyor. O gün bugün bu söz konusu suş ile yoğurt için çalınan asidofilus sütü, Ermenistan, Ukrayna, Kazakistan, Moldova ve dünyanın farklı ülkelerinde farklı isim altında üretilmeye başlanıyor. Bu bilgilere, Bulgaristan’da ünlü bir üreticinin ürettiği Bulgarasidofilus sütü kutusunun iç tarafında ulaşabilirsiniz. Sofya’da düzenlenen “Sütün Dünyası” Gıda Fuarında bu süt büyük ilgi uyandırdı. Uzmanlara göre, bu süt, son yıllarda süt ürünleri arasında en yenilikçi sayılır ve uzun araştırmalar sonucu meydana gelmiştir. Gabrovolu şirket bu tada ulaşıncaya dek, 30 farklı tarif üzerinde çalışmış ve süte bilinen Lactobacillus Bulgaricus ve Streptococcus thermophilus gibi bakterilerin yanısıra Lactobacillus acidophilus isimli bakteriyi de katmış.

Burada önemli olan araştırmaların sonucunda insan vücuduna faydali bakteriler sağlayan ve insan sağlığını olumlu etkileyen yeni bir ürünün ortaya çıkması.

Yeni süt fikirinin kendisine ait olduğu İvan Lesev şunları paylaşıyor:

Aslında asidofilus bakterileri, insanın hemen doğumundan sonra karşı karşıya geldiği bakterilerdir. Bebek doğuduğu andan itibaren onlarla yaşamaya başlıyor. Ve bu söz konusu bakteriler, insan sağlığı için faydalı olan iki önemli türden bir tanesidir. Bizler onları yoğurda katarak insan midesine yerleşmelerini sağlıyoruz. Daha sonra bu faydalı bakteriler, tüm bağırsak ve mide rahatsızlıklarına karşı direniyorlar. Buna benzer özel bakterili asidofilus sütü, 50 yıldan bu yana bazı ülkelerde üretilmektedir. Bu bakteriyi içeren ürünler genelde bu ülkelerde çocuk mamalarının satıldığı yerlerde sunuluyor. Son derece faydalı olan bu yoğurdun Bulgaristan tüketicilerine sunma zamanı geldi çattı diye düşünüyorum. Bulgaristan’da üretilen ve yabancı ülkelerde satılan yoğurt arasındaki fark ise yurtdışında şifali ve diyetik gıda gibi satılmasında gizlidir. Bizler bu yoğurda Lactobacillus Bulgaricus katarak Bulgar damak tadına yakın olması için çaba sarfettik.”

Yoğurt aslında Bulgaristan vatandaşlarının sofrasında olmazsa olmazlardandır. Yeni bir tür yoğurdun piyasa sunulması tam bir meydan okumadır.

Yeni ürün Bulgar yoğurduna çok benziyor, fakat bir tek Bulgar bakterisyle üretilmemiştir. Büyük fark işte burada –diyor İvan Lesev. Burada önemli olan yoğurdumuza tam bir doğal probiyotik olan iki yeni katkı maddesinin eklenmesidir. Onlar sadece insan için gıda değildir, onlar vücudumuzdaki iyi bakteriler için de gıdadır. Amacımız, bizi hastalıklardan koruyan bu bakterilerin ayakta kalmasını sağlamaktır. Maalesef günümüzde yeni gıdalar üretirken içerdikleri katkı maddelerin doğal olmadığının altını çizmemiz gerek. Ve bizim “kimya” olarak tanımladığımız bütün bu katkı maddeler aslında insan vücudu için tamamen yabancıdır. Bazen doğal lezzetten zor ayırt edebildiğimiz gıdalar güzel tada sahip olabiliyorlar, ancak doğal gıdaların sağladığı faydalı maddeleri ne yazık ki içermiyorlar. Maalesef, piyasada “imitasyon” ürünler olarak tanımladığımız gıdaların sayısı gittikçe artıyor ve ne yazık ki onlar doğal, naturel gıdalardan çok uzaktır.”

Çeviri: Şevkiye Çakır, BNR

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir